ABD’li diplomat: Rojava ile işbirliğimiz sınırlı

ABD’nin eski Ankara ve Bağdat Büyükelçisi James Jeffrey, Irak Kürdistanı'ndaki bağımsızlık referandumu ile ülkesinin Rojava Kürtleri ve Türkiye'yle olan ilişkileri üzerine konuştu.


HABER MERKEZİ - Uzun yıllar ABD'nin Ankara ve Bağdat büyükelçiliği görevlerinde bulunan ABD'li diplomat James Jeffrey, Irak Kürdistanı'nda 25 Eylül'de yapılması kararlaştırılan referandum ile bölgenin diğer sorunlarına ve Türkiye'nin ABD ile ilişkilerine dönük Erbil merkezli Rudaw internet sitesinin sorularını yanıtladı. Referandum sonrasında Erbil’in Bağdat’la yapacağı görüşmelerde güçlü hale gelebileceğini belirten Jeffrey, “Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu sembolik değer taşıyor” dedi. Referandumda “Evet” oyunun yüksek oranda çıkacağına inandığını belirten Jeffrey, Heşdi Şabi’nin İran’ın dış siyaset silahı olduğunun altını çizdi. ABD'nin Türkiye ile ilişkilerinin yanı sıra PYD ve YPG ile ilişkilerini de değerlendiren Jiffrey, söyleşiye referandum kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak başladı:

“REFERANDUM ERBİL’İ GÜÇLÜ KILAR”

"Referandum 2005 yılından beri düşünülen bir durumdu. Kürtlerin tercihi ve gündemde kalacak bir karardır. Bence halkın büyük çoğunluğu referandumda 'Evet' oyu kullanacak. Nitekim 2005’teki düşüncem de buydu. Asıl soru, Kürtlerin gerçekten bağımsızlığı isteyip istemediğidir. Hangi şartlarda bağımsızlık isteniyor ve uygun zaman nasıl oluşacak? Referandum kararı, Erbil’in Bağdat ile görüşmelerinde onu güçlü kılacak."

“REFERANDUM BAĞIMSIZLIK DEĞİL”

ABD'nin referanduma ilişkin görüşlerini de değerlendiren Jiffrey, referandum ile bağımsızlık ilanının aynı olmadığını belirterek şunları söyledi:

"ABD, birleşik demokratik federal Irak’tan yana siyaseti savunuyor. Bu siyaset yıllardır yürütülüyor. Bu uğurda 4 bin 500 Amerikan askeri can verdi. Irak ve Kürdistan halkı için en iyisinin, Irak’ın bütünlüğü olduğuna inanıyoruz. Referanduma ilişkin ise; ABD referandumun şimdi yapılmasından mı, yoksa referandum sonrasında Bağdat-Erbil arasında ilişkilerde çıkabilecek sonuçlardan mı endişeli? Bu sorularla birlikte ABD, referandumun kötü olduğunu söylemiyor. Çünkü ABD’nin siyaset felsefesindeki kıstas halkın iradesidir."

Barzani'nin Washington Post’a yazdığı makaleyi değerlendiren Jeffrey, Barzani'nin "Irak'ın 2003’ten beri Kürtlerin taleplerini yerine getirmediği ve getirmeyeceğine" ilişkin tespitini olumlayarak başladığı yanıtta, IŞİD'in 2014'ten bu yana neden olduğu değişikliklere değinerek Irak'la krizin geçici olduğuna dikkat çekti. Jeffrey, bağımsızlığa ilişkin olarak ise şunları söyledi:

"Soru şu: Bağımsızlık gelişme sağlıyor mu? Siyasi ve ekonomik olarak Kürdistan halkına daha fazla kazanım sağlayacak mı? Bir ölçüye kadar Irak halkı için de bu geçerli. Çünkü Irak’ın bir parçasısınız. Tüm bu sorular ayrılmaya yöneliktir. Referandumu Kürdistan’ın bağımsızlığından ayrı tutuyorum."

“ORTADOĞU’DA COĞRAFİ VE DOĞAL KAYNAKLAR HEP SORUN OLMUŞTUR”

Jeffrey, Türkiye ve İran'ın referanduma ilişkin tutumunu şu sözlerle değerlendirdi:

"Her iki ülkede de kayda değer oranda Kürt yaşıyor. Bu nedenle de Irak’ta yaşanan olayı, kendileri yaşamak istemiyor. Özellikle de İran! Türkiye’yi de yakından biliyorum. Kaç bölgenin, kaç köyün kaç kentin Kürtlere, Araplara, Türklere ve Farslara ait olduğu tam olarak ayırt edilemiyor, hepsi karışmış durumdadır. Saydıklarımın yanı sıra gerek Balkanlar gerekse Ortadoğu’da olsun, ülkelerin coğrafi ve doğal kaynakları her daim sorun teşkil etmiştir."

“ABD, TÜRKİYE’SİZ YAPMAZ”

Jiffrey, İran ve Türkiye’nin referandum tavrının ABD açısından önemine ilişkin olarak ise şunları söyledi:

“ABD bölgesel her konuda Türkiye’ye kulak veriyor. Türkiye bölge için önemli bir aktör. Bölgedeki herhangi bir işi ABD, Türkiye’siz iyi sonuçlandıramaz. Kürdistan’da yaşananları Türkiye veto ediyor. Türkiye yapmasa da İran kesin bir şekilde bu girişime karşı çıkacaktır. Kürdistan’ın ABD ve Türkiye ile iyi ilişkileri ve İsrail’le yakınlığına dair çıkan söylemlere kalsa dahi karşı çıkılacaktır. Suriye ve İran kara ile hava yollarının kulanılmasına izin vermezken, petrol ve gaz borularına nasıl izin verecek? Yani Kürtlerin Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiye, Kürdistan’daki değişimlerde kilit konumdadır."

Heşdi Şabi'yi "İran’ın dış siyaset silahı" olarak değerlendiren Jeffrey, İran'ın bölgeye yönelik tutumunu açıklarken de "İran’ın dış siyaseti Kürdistan Bölgesi’nin dostu değildir" dedi. Jeffrey, İran'ın Haşdi Şabi ve benzeri güçler üzerinden Kürdistan'a bir saldırıda bulunması durumunda Kürdistan bölgesinin kendini koruyabilecek güce sahip olduğunu belirterek, İran'la karşı karşıya gelinmesi durumunda "ABD’nin ve belli ölçüde Türkiye’nin desteğini alabileceğini" açıkladı.

“EVET’İN YÜKSEK ÇIKMASI KÜRTLERİN SİYASAL BİRLİĞİ VARDIR ANLAMINA GELMEZ”

Jeffre, Kürtlerin kendi aralarındaki ilişkilere ilişkin olarak şunları belirtti:

"IŞİD’le savaş sürecinde Kürtlerin birlik olmamaları üzüntü ve kaygı yaratıyordu. Ancak Kürtler IŞİD’le savaşta oldukça iyi ve başarılı bir mücadele sergilediler. Gelecekte de birleşeceğinize eminim. Referandumda yüksek oranda 'Evet' çıkacağını düşünüyorum. Ancak bu herşey demek değil. Kürdistan’ın siyasi açıdan birlik olduğu anlamına gelmiyor. Şu anda siyasi olarak bölünen bir Kürdistan var. Önemli bir karar verilmesi için zemin uygun değildir. Bunlar Washington’un üzüntü duyduğu konulardır."

“ROJAVA KÜRTLERİYLE SINIRLI İŞBİRLİĞİ İÇİNDEYİZ”

Jeffrey, Kürdistan Bölgesi ile Rojava arasındaki ilişkilere değinirken PYD ve PKK yakınlığına dikkat çekerek bu nedenle ABD'nin Rojava Kürtleriyle ilişkilerinin sınırlı olduğunu söyledi:

"ABD tüm taraflar arasında ilişkilerin iyi olmasından yanadır. Fakat temel farklılıklar var. PYD, PKK’ye bağlı bir kanat. Türkiye için bu sorundur. ABD için de PKK, ideoloji ve eylemleri açısından sorundur. Bu, Irak’ın kuzeyindeki Kürtler için de sorundur. Bu nedenle Rojava Kürtleriyle sınırlı bir işbirliği içindeyiz. Amacımız orada IŞİD’i bitirmek ve bu geçici bir işbirliğidir. IŞİD’den sonra Suriye ve İran’da daha büyük sorunlar üzerinde çalışılacaktır. Bunun için de Kürdistan Bölgesi’yle işbirliğine ihtiyacı var. Suriye’nin kuzeyinde Arap ve Kürtlerin işbirliği gerekli, hepsinden önemlisi de Türkiye’yle işbirliği gerekiyor."

“TÜRKİYE’YE DE, PYD’YE DE İHTİYACIMIZ VAR”

Jeffrey, Türkiye'nin Afrin'e yönelik olası müdahalesini de değerlendirdi:

"ABD iki tarafla da işbirliği içinde ve PYD’ye de ihtiyacımız var. Özellikle Demokartik Suriye Güçleri’ne. Daha gerçekçi olalım. YPG, IŞİD’i yendiği içindir. Bununla birlikte IŞİD’in kırılmasında Türkiye’ye de ihtiyacımız var. ABD için Türkiye önemli bir stratüye sahip. Bir diğer anlamda dostlarımızın bize sinirlenmesini istemiyoruz. İkincisi ise; Türkiye ve Rojava halkıyla sorunu çözebiliriz. İsrail Hamas’ı terörist bir grup olarak görüyor. Hamas da İsrail devletinin yıkılmasını görev sayıyor. Hamas’ın İsrail için arzuladığı, PKK’nin Türkiye karşıtı olmasından çok daha ilerdedir. Amerika olarak Ortadoğu siyasetinde farklı düşüncelere sahip olabiliriz. Irak ve Kürdistan Bölgesi için de hata yapmış olabiliriz. Ancak Kürdistan’da yaşayan herkes bizi dost bilsin."