Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür

Zaman içinde Soma davası gündemden düşürüldü; iddianamesi bile 1 yıl gecikmeli düzenlendi, en büyük ölümlü iş cinayeti FETÖ sabotajına bağlanmaya kalkışıldı.


Soma’da 301 canı kaybettiğimiz günü hatırlıyor musunuz? Toplumun bu büyük acı etrafında nasıl kenetlendiğini; sayfalarca raporlara, haberlere konu olacak kadar çok ihmalin, kusurun açıkça sorgulandığını? “Unutursak kalbimiz kurusun” dediğimizi?

Dört yılın ardından Soma davası kararı, muhtemelen Cumhurbaşkanlığı törenine gölge düşürmesin diye, birkaç gün gecikmeli açıklandı. Zaten bir başka korkunç ihmal zincirinin sonucunda tren “kazası” olmuşken Soma’nın da hatırlanması, gündeme girmesi olacak iş değildi…

Türkiye’de rejim değişimi, mehter marşları, süvariler, özel basılan paralar, zırhlı mercedes’e atılan güller ve otoriter-darbeci dünya liderleri eşliğinde kutlanırken, fakirlerin, işçilerin, çocukların ölümüne gözyaşı dökmek, hesap sormak, öfkelenmek de yasak. Zira tüm bunlar da artık “Başkan”ın ve adamlarının tekelinde. 

Devlet yönetimi, iş insanlarına, akrabalara, aile yakınlarına törenle teslim edilirken acılar ve utanç da mavi halının altına itinayla süpürüldü: Madencilikten, dünyanın en güvenilir ulaşımı olan demiryollarına, en temel önlemleri almayan, daha fazla rant için ucuza kaçan, herşeyi “özel”e havale eden bir “rejim”in özeti bu.  

DAVA SÜRECİNİN KENDİSİ BİR SOMA YARATTI

Hatırlarsanız Soma cinayeti, günlerce manşetlerde, televizyon tartışmalarındaydı. Hatta iktidar medyası, tüm suçu Soma AŞ’ye ve patronlarına yükleyerek ve devletin sorumluluğunu sıfırlayarak da olsa yayın yapıyordu.

Zaman içinde Soma davası gündemden düşürüldü; iddianamesi bile 1 yıl gecikmeli düzenlendi, en büyük ölümlü iş cinayeti FETÖ sabotajına bağlanmaya kalkışıldı. Bilirkişi raporlarından Adalet Bakanlığı’nın müdahalesine, ilk günden beri Soma için mücadele eden avukat Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanmasına, dava sürecinin kendisi bir Soma daha yarattı. Tüm bunlar, kamuoyuna yeterince yansıtılmadı.

Sonuç: 51 kişinin yargılandığı Soma davasında şirketin patronu Can Gürkan 15 yıl alırken (hesaplara göre ortalama 4 yıl yatacak) babası ve Soma Holding CEO’su Alp Gürkan, 37 kişiyle birlikte beraat etti. Dört şirket yöneticisi 22.5 yıl hapis aldı. Üstelik tutuklu sanıklar için istinaf mahkemesinden tahliye kararı da çıkabilir. 

DEVLETTEKİ SORUMLULARIN İFADESİ BİLE ALINMADI

Kararın üzerine ailelerin ve avukatların yürek burkan haklı isyanları, ancak sosyal medyada ve muhalif yayınlarda yer buldu. Bugünkü gazetelerdeyse Soma’daki skandal karar ya da Çorlu’da o trenin nasıl devrildiğine dair haberleri boşuna aramayın. Adnan Hoca baskınını ballandıra ballandıra anlatan haberler okuyacağız.  

Patronlara, şirket yöneticilerine verilen gülünç cezalar bir yana, Soma davasının en tartışması gereken yanı, devletteki sorumlulara hiçbir şekilde ceza verilmemesi, hesap bile sorulmamasıydı.

Oysa avukatlar mahkemeye, hem Soma AŞ hem Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) madende metan gazı ve yangınların olduğunu bildiğini belgelerle kanıtladı. Facianın sinyali, ta 2010’da verilmişti!

Katliamın asıl sebebi üretim baskısıydı. Meclis araştırma komisyonunun dayı başlarının hesaplarının incelenmesi talebi dahi yerine getirilmedi. Patronla işbirliği yapan sendika sorumluları da bir güzel paçayı sıyırdı.

Avukatlar, TKİ ve ELİ (Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü) başmühendisleri, maden işleri genel müdürü, teftiş kurulu başkanı üyeleri ile dört yıldır denetimde bulunan müfettişlerin de yargılanması talebinde bulundu. (9 ocak 2018, Evrensel) Bunların hiçbiri yapılmadığı gibi, patronlara ödül gibi cezalar verildi.

Yeni rejimin nasıl işleyeceğine dair somut bir örnektir Soma: Devlet-şirket (ki ikisi artık bütünleşti) işbirliğiyle, hukukun olmadığı, hiçbir denetim mekanizmasının işlemediği, medyanın Saray’ın bültenine dönüştürüldüğü bir düzende, rant uğruna insan hayatlarını yok saymak, artık daha da kolay olacak.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…