Adalet Nöbetini temizlikle engellemek...

İstanbul Adalet Sarayı'nda her hafta yapılan Adalet Nöbeti bu hafta sarayın temizliğine denk geldi. Nöbet saati yapılan hummalı temizliğe avukatlar tepki gösterdi.

HABER MERKEZİ - Çağlayan Adliyesi'nde avukatların çağrısıyla 28 hafta önce başlayan Adalet Nöbeti bu hafta yoğun temizlik önlemleri altında gerçekleşti.

Avukatlar, siyasetçiler, sanatçıların destek verdiği 28. Adalet Nöbetinde avukat Şeref Kısacık, yazar Ataol Behramoğlu ve avukat Gülsün Sop konuştu.

Savunma mercileri adliye temizliğinin gün içinde ve nöbet saatlerinde yapılmasına tepki göstererek, "Adaletin pisliklerini bu şekilde temizleyemezsiniz" dediler. 

 

Sosyal medyada Adalet Sarayı temizliği görsellerle paylaşıldı.

Bu hafta basın açıklamasını okuyan Avukat Şeref Kısacık "Ehil ellerde olmayan adalette, güvende değiliz" dedi. Güvenlik kavramının hukuk güvenliğiyle başladığını söyleyen Kısacık, "Hukuk nasıl oldu da bu güçsüz hale düştü? Hukukun üstünlüğü lüks haline geldi. Daha doğrusu getirildi" diye konuştu.

F TİPİ CEZAEVLERİNDE 'DÜŞÜNCE SUÇLULARI KALIYOR'

"Karanlıklar aydınlığa çıksın diye bir aradayız" diyen Kısacık, "Evrensel hukuk kurallarından başka çaremiz yok" dedi. 

Şair, gazeteci Ataol Behramoğlu, "Adalet Nöbeti kavramı üzerinde düşündüm. Nöbet  varolan bir şeyin üzerine yapılır. Olmayan bir şeyin nöbeti tutulmaz" diyerek başladı sözlerine "Bu bir nöbet değil adalet savaşıdır, mücadelesidir" dedi.

Behramoğlu, şunları söyledi:

"Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çağdaş Gazeteciler Derneği bir bülten yayınladı. 157 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde. Siyasetçiler de gazeteciler gibi hapishanede. F Tipi zindanlarında kaç kişi cinayet ve adi suçlar nedeniyle kalıyor soruma yıllardır cevap alamadım. F Tiplerinden çığlıklar geliyor ve oralarda çoğunluğu 'düşünce suçu' olarak adlandırılan aslında suçu olmayan insan kalıyor."  

"İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini unutturmayalım" diyen Behramoğlu, 2012 yılından yazdığı "kara bir rüzgardı üstünde yurdun" şiirini okuyarak açıklamasını bitirdi.

Kara bir rüzgârdı üstünde bir yurdun, 
Kara bir vicdan, kapkara. 
Esip durdu hışım gibi, taun gibi;
Akla düşman, aydınlığa.

Kara bir rüzgârdı, kötücül, zalim, 
Daha doğmadan söndüren tomurcuğu. 
Genç kızın ergenlik düşüne düşman, 
Bebek bakışındaki meraka.

Kara bir rüzgârdı, kara kalpli, 
Mağaralarda beslenmişti, 
Yarasalardan esinlenmişti, 
Nefretle bilenmişti, hınçla.

Kara bir rüzgârdı, geçtiği her yerde
Zehirliyordu iyi ve canlı ne varsa; 
Aydınlık uç vermesin diye
O topraklarda bir daha.

Kara bir rüzgârdı, hiçbir şey 
Daha ölümcül olamazdı ondan; 
İnsanın sapkınlığıydı çünkü; 
İnsan görünümlü, insana düşman.

Kara bir rüzgârdı, zifir kara, 
Uçurum gibi açılmıştı ağzı; 
Esti üzerinde toplulukların, 
Boyun eğmiş, yazgıya razı.

Kara bir rüzgârdı, can alıcı,
Yedeğinde cellatlar, mezbahalar, cezaevleri; 
Buyruğunda kara büyü, kara ruh, kararmış adalet, 
Elinde ölüm terazisi, cinayet kılıcı.

Kara bir rüzgârdı, esmekte hâlâ, 
Karanlık saçarak, kötülük ve riya; 
Gömmek için iskelet elleriyle 
Bir ülkeyi dönüşsüz karanlığa.