Almanya hayal kırıklığına uğradı: Sessiz kalma dönemi biter

Dıe Welt Gazetesi Türkiye temsilcisi Deniz Yücel’in tutuklanması Almanya’da öfke, üzüntü ve hayal kırıklığıyla karşılandı. Olayın Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlaşmasını imkansızlaştıracağı vurgulandı.

GÜNCEL- Alman gazeteci Deniz Yücel’in 14 günlük gözaltı süresinden sonra dün çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği’nce ‘terör propagandası’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ iddiasıyla tutuklanması Almanya ile Türkiye ilişkilerinde yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı olarak değerlendirildi.

Siyaset ve basın dünyasından Yücel’in tutuklanmasına sert tepkiler geldi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, “Sert ve hayal kırıklığı yaratan bir karar. Çünkü Deniz kendisi ifadeye gitmişti. Ve biz özgürlüğüne kavuşmasını umut ediyoruz” dedi. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ise Deniz Yücel’in tutuklanmasının Türk-Alman ilişkilerinde zorlu bir süreci başlattığını belirterek, “Deniz olayı iki ülke arasında hukuka yaklaşım konusunda ne kadar farklılık bulunduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir” diye konuştu.

Adalet Bakanı Heiko Maas da tepkisini “Bir gazetecinin tutuklanması bizim basın özgürlüğü ve hukukumuzla hiçbir şekilde uyuşmuyor. Bu Avrupa’nın temel ilkelerine terstir ve bununla Türkiye’nin Avrupa ile yakınlaşması zorlaşmış hatta belki imkansızlaşmıştır” sözleriyle ifade etti.

‘SESSİZ KALMA DÖNEMİ BİTER’

Welt Online’a açıklamalarda bulunan Maas, Almanya’nın Türkiye ile diyalogu koparma niyetinde olmadığını açıkladı. Adalet Bakanı Maas, “Ancak gazeteciler susturulur, hakimler görevden uzaklaştırılır ve hapse atılırsa, o zaman sessiz kalma dönemi biter. O zaman bizim de bunu açıkça eleştirmemiz gerekir. Aydınlatıcı ve eleştirel gazetecilik olmadan, demokrasi özgür değildir. Ve bağımsız yargıçlar olmadan hukuk devleti çalışamaz” ifadelerini kullandı.

Yeşiller milletvekili Özcan Mutlu, tepki olarak bugün Berlin’deki Türkiye Konsolosluğu önünde ‘Free Deniz’ başlıklı bir protesto mitingi çağrısı yaparken “Eğer Türkiye, demokratik bir ülke olduğunu göstermek istiyorsa bu ikiyüzlülüğe son vermeli, basın ve ifade özgürlüğüne saygı duymalı” dedi.

Yeşiller Partisi Eş Başkanı Simone Peter de attığı twit’le tutukluluğa sert tepki gösterdi. Peter, “Üzgünüm, öfkeliyim, çaresizim. Deniz, polis gözaltısından sonra şimdi de tutuklandı. Alman devleti sadece seyirci olmamalı” diye yazdı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), Deniz Yücel olayının Türkiye’de yaşanan baskı mekanizmasını ortaya koyduğunu belirterek, bu mekanizmanın bir an önce son bulmasını ve Yücel’in serbest bırakılmasını istedi.

Deniz Yücel’in temsilcisi olduğu Dıe Welt, birinci sayfasını tamamen bu olaya ayırdı. “Deniz Yücel tutuklandı” manşetiyle çıkan gazete, internet sitesi ise “Hepimiz Deniziz” başyazısıyla çıktı.

Dıe Welt’i de çıkaran Axell Springer Verlag’ın Yönetim Kurulu Başkanı Mathias Döpfner imzalı başyazıda Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltildi:

“Deniz’in durumu sadece Deniz’le açıklanacak bir durum değil, geneli kapsıyor. Bu aynı zamanda ne kadar bağımsız ve eleştirel bir gazeteciliğe sahip olmamız gerektiğini gösteriyor. Türkiye’de düşünce özgürlüğü, sanat özgürlüğü ve basın özgürlüğü rahatsız edici bir konu.”

Dünyada basın özgürlüğünü ayaklar altına alan demokrasi dışı diktatörlerden örnek verilen yazıda bunlara en son olarak Deniz Yücel olayının eklendiği vurgulandı. Yazıda şöyle denildi:

“Yücel, ışık saçan bir gazeteci. Her açıdan bağımsız bir düşüncesi, bağımsız bir aklı var. Ve bundan dolayı da Türkiye’deki gelişmelerden kaygı duuyordu. Onun bir suçlu gibi ele alınması ile bir mesaj verilmek isteniyor. Bu mesaj da; eğer özgürlüklerini yaşatmak istersen böyle olursun. Bunu söylemek istiyorlar. Bu sadece Deniz’le açıklanabilecek bir olay değil, bir istisna değil, bu sistemin bir parçası. Bu sistem bugüne kadar Türkiye’deki gazetecileri baskı altına alıyordu ama ilk defa yabancı bir gazeteciye yöneldi. Almanya’daki hayal kırıklığı, öfke ve bununla dayanışma sınırları aştı. Bu insanlık için iyi bir mesaj değil. Deniz hiçbir zaman baskıya boyun eğmedi. Ve bu boyun eğmemesiyle saldırganların silahlarını köreltti ve tam tersi durum yarattı.”

Yücel’den aldıkları haberi de yazısına taşıyan Döpfner, “Bu otokratik sistemin baskı mekanizmasını göstermesi açısından emsal bir karar. Deniz’in bur suçlu gibi muamele görmesi verilmiş bir sinyaldir. Bu sinyalin amacı şu; özgürlüğünü yaşatmak isteyen herkes böyle olabilir. Deniz, gözaltındayken çok zor durumlar yaşamış. Her şeye rağmen durumum iyi demiş. 7 metrekarelik bir hücrede ve genelde üç kişi kalıyormuş.”

Frankfurter Allgemeiner gazetesi de olayı siyasi açıdan değerlendirerek “Avrupa’ya yakınlaşma zor hatta imkansız” başlığıyla verdi. Focus, Başbakan Merkel’in tepkisiyle haberi duyururken Spiegel de “Bu karar ağır ve hayal kırıklığı yarattı” başlığını attı.

Yücel’in tutukluluğuna tepki amacıyla bugün Frankfurt’ta otomobillerin kornalı eylem yapması bekleniyor. Ayrıca Almanya’nın büyük gazeteleri bugün “Deniz’e Özgürlük” (Freiheit für Deniz) ilanıyla çıktı. İlanda, “Bilginin, düşüncenin, ifadenin, sanatın özgürlüğü için… Deniz Yücel ve Türkiye’de tutuklu bulunan diğer tüm gazeteci ve sanatçılar için hep birlikte!” ifadeleri yer aldı.

PARLAMENTOYA TAŞINIYOR

Deniz Yücel’in tutuklanması Alman parlamentosuna da taşınıyor. Sol Parti, Deniz Yücel’in durumunun Federal Parlamento’da yapılacak özel oturumda görüşülmesi için başvuruda bulundu.
Gelecek hafta yapılması planlanan görüşmede Federal Hükümet’in Deniz Yücel olayına bakışı ve Türkiye’de tutuklu diğer gazetecilerin durumunun ele alınması bekleniyor.