Altanların davasına gelenler salona alınmadı

Aralarında Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak'ın da yer aldığı 17 sanıklı dava bugün başladı. Davayı izlemek üzere gelen çok sayıda izleyici salona alınmadı.


HABER MERKEZİ - Ahmet Altan ve Mehmet Altan ile geçen temmuz ayından beri tutuklu bulunan gazeteci Nazlı Ilıcak’ın yargılandıkları davanın ilk duruşması bugün başladı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 17 sanık yargılanıyor. Sabah görülmesi gereken duruşma Ahmet Altan'ın da videoyla katılımını sağlayacak SEGBİS sistemindeki sorun nedeniyle 14:00'e ertelendi. 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin büyük olduğu için tercih edilen salonu da doldu. Duruşmayı izlemeye gelenlerin büyük kısmı salona alınmadı. Duruşmaya saat 14:30 sularında 247 sayfalık iddianamenin özetlenmesiyle başlandı. Mahkeme başkanının iddianamenin temel suçlamalarını okumasının ardından Nazlı Ilıcak'ın savunma yapması bekleniyor.

ABD VE İNGİLTERE ADİL YARGILAMA RAPORU HAZIRLAMAK İÇİN İZLİYOR

Davada Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmak” ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya çalışmak” suçlamalarıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçlamasıyla da 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Duruşmayı izlemek üzere Çağlayan Adliyesi'ne Gelenler arasında eski CHP Genel Başkanı gazeteci Altan Öymen, HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcileriyle AB delegasyonu da yer aldı. CPJ, IPI, PEN International, Article 19, Norwegian PEN, İtalyan gazeteciler sendikası FNSI President, Index on Censorship, International Senior Lawyers Project, English Bar Human Rights Committee, The Guardian’dan temsilciler salonda yer aldı. Ayrıca, Altanlar ve Ilıcak duruşmasını izleyenler arasına Britanya, Almanya, Danimarka, İsveç, Norveç, Çekoslovakya diplomatları da var.

Ayrıca birçok örgüt ve baro da duruşmayı izlemesi için temsilci gönderdi. İngiltere Barosu İnsan Hakları Komitesi, Altanlar ve Ilıcak duruşmasını "adil yargılanmanın sağlanıp sağlanmadığını" raporlamak üzere izliyor. Amerikan Barolar Birliği Uluslararası Kıdemli Hukukçular Projesi de Altanlar Ilıcak duruşmasını izleyecek ve rapor yazacak.

GAZETECİLERE YÖNELİK İLK DARBE DAVASI

Altan kardeşler ve Nazlı Ilıcak’la birlikte 15 kişinin daha yargılandığı dava gazetecilerin 15 Temmuz darbe girişimine “iştirak etmekle” suçlandıkları ilk dava olma niteliği taşıyor. İddianamede diğer 13 kişi hakkında darbe suçlamalarına ek olarak “Terör örgütü yöneticisi olma” veya “Terör örgütü üyeliği” suçlamaları yöneltilirken Tibet Murat Sanlıman ise “Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” ile suçlanıyor.

Davada Altan kardeşler ve Ilıcak’a ek olarak Ekrem Dumanlı, Emrullah Uslu, Tuncay Opçin, Abdülkerim Balcı, Şemseddin Efe, Osman Özsoy, Faruk Kardıç, Fevzi Yazıcı, Mehmet Kamış, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek, Bülent Keneş, Ali Çolak ve Tibet Murat Sanlıman sanık olarak yargılanıyor.

‘İDDİANAMEDE HABER VE YAZILAR DIŞINDA DELİL YOK’

İddianamedeki suçlamaları hatırlatan Altan kardeşlerin avukatı Veysel Ok, “Bu iddianamede 7 yıl önce yayımlanmış bir haberle, yine köşe yazıları ve 14 Temmuz tarihinde Can Erzincan TV’de yayımlanmış  programda darbe çağrıştırıcılığı yapmakla suçlanıyorlar. Soruşturma aşamasında Savcılık Altanların darbecilere subliminal mesaj verdiğini iddia etmişti. Ancak iddianamede bu cümleyi kullanmamış, onun yerine darbe çağrıştırıcılığı ifadesini kullanmış. İddianamede söz, yazı ve haber dışında herhangi bir delil yok. Bu iddianame somut delillerle değil niyet okuma ile yazılmış. Savcı Altanların söylemediği, hatta ima dahi etmediği 15 Temmuz darbesini bildiklerini iddia etmiş. Buna kanıt olarak da eleştirel yazıları ile programda kullandıkları cümleleri göstermiş. Üstelik bu iddianamede yer alan darbe çağrıştırıcılığı tamlaması Türk Ceza Kanunu’nda da yok. İddianame dünyada ilk kez “düşünce yoluyla darbe çağrıştırıcılığı” gibi hayatın olağan akışına aykırı bir temel üzerine inşa edilmiş” diye konuştu.