Ankara Katliamı'nda ölenlerin sayısı 102 oldu

10 Ekim saldırısından yaralı kurtulan ve yatağa bağlı şekilde yaşam mücadelesi veren Mustafa Budak hayatını kaybetti.

GÜNCEL - 10 Ekim Ankara Katliamı'nda yaralı olarak kurtulan Mustafa Budak (61) yaşamını yitirdi. Budak, yatağa bağlı bir şekilde yaşam mücadelesi veriyordu. Yakın zamanda rahatsızlığı nedeniyle Menemen Özel Sada Hastanesi'nde kaldırılan Budak, dün gece saatlerinde yaşamını yitirdi. 

BOYNUNAN AŞAĞISI FELÇ KALMIŞTI

Boyun bölgesine saplanan şarapnel ve bilye nedeniyle yaralanan Budak, katliamdan sonra uzun süre rehabilitasyon tedavisi görüyordu. Boynundan aşağısı felç kalan Budak, ellerini ve bacaklarını rahat kullanamayarak, solunum sıkıntısı yaşıyordu. Budak’ın eşi Hanife Budak, katıldığı bir panelde, "Eşimi Ankara’da barışı inşa etmeye göndermiştim. Haberi geldi, hastaneye gittiğimde felçliydi. Ama beyni çalışıyordu, o bana yeterdi" sözleri hafızalara kazınmıştı.

Budak'ın cenazesinin bugün İzmir Limontepe'deki Eyüp Ensari Camii'nde kılınacak öğle namazının ardından defnedileceği öğrenildi.

'ADALET MÜCADELESİNİ ARTIK 102 KİŞİ İÇİN VERECEĞİZ'

10 Ekim Barış ve Demokrasi Derneği üyesi İhsan Seyhan, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları ve yaralananlar olarak Budak'ın ailesine baş sağlığı dilediklerini iletti. Seyhan, katliamda hayatını kaybedenlerin sayısının 102'ye çıktığını hatırlatarak, “101 kişi için adalet mücadelesi veriyorduk, artık 102 kişi için vereceğiz. Acımız yeniden tazelendi” dedi.

SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI
12 Eylül darbesinden kaynaklı Ağrı'dan İzmir’e göç eden Budak, 3 çocuk babasıydı. İnşaat, tarım işçiliği yanı sıra bir dönem belediyede işçilik yapan Budak, ömrü boyunca demokrasi mücadelesi içinde yer aldı. Budak eşi Hanife Budak ile barış mücadelesini kapı kapı, sokak sokak yürüttü. Ankara'ya da "Barış” yolculuğuna çıkan Budak, DAİŞ'in bombalı saldırısı sonrası ağır yaralandı. Hastanede ve evde 20 ay yaşam mücadelesi veren Budak, bayram sabahı hayata gözlerini yumdu. 

YOL ARKADAŞLARI UĞURLADI

Yaşamını yitirmesinin ardından Konak'a bağlı Limontepe Mahallesi'nde bulunan Eyüp El Ensar Camisinde dini vecibeleri yerine getirilen Budak, ardından Buca Kaynaklar mezarlığına konvoy eşliğinde getirildi. Cenazeye çok sayıda yurttaşın yanı sıra Budak ile beraber 10 Ekim'de yaralanan Mehmet Akça, Mustafa Çeker ve Mustafa Özdağ, Piro Yıldırım ile yaşamını yitiren İsmail Kızılçay'ın yakınları katıldı. Mezarlığa getirilen Budak'ın cenazesi dualar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı.

Defin işlemlerinin ardından 10 Ekim Derneği adına konuşan Mustafa Özdoğan, Budak'ın barış için yaşamını yitirdiğini söyledi. Özdoğan, "Ankara Katliamı davasında bundan sonra 102 canımızın hesabını soracağız" diye belirtti. Ardından Budak'ın eşi ve 10 Ekim yaralıları mezarına karanfiller bırakırken, kitle, Esendere Şehitler Mahallesi'nde kurulan taziye geçti.

NEREDE MÜCADELE SESİ VARSA ORAYA KOŞTU

Budak'ın yaşamı ve mücadelesine ilişkin konuşan kardeşi Ahmet Budak, "Nerede bir eylem nerede bir mücadele sesi varsa oraya koşardı" dedi. Ağabeyinin hem çalışıp hem de barış mücadelesi yürüttüğünü anlatan kardeş Budak, "Mücadeleci biriydi. Herkesin mücadele etmesini isterdi. En fazla da kendisi mücadele etmek için uğraşırdı. Elinden geldiği kadar da bunu yaptı. En son işte en çok istediği büyük bir umutla gittiği Ankara'daki barış mitinginde yaraladılar. Ama yine de barış demekten vazgeçmedi. Etrafında çok sevilen bir insandı" diye konuştu. 

MÜCADELEDEN KEYİF ALIYORDU

"Herkese nasip olmayacak bir babaydı" diye babasını anlatan Murat Budak da, şunları dile getirdi: "Babam bizleri halkına ve mücadelesine bağlı birer çocuk gibi yetiştirmeye çalıştı. Ve öyle de yaptı. Çalışıp didinip bizi yetiştirdi. Bir yurtsever gibi yetişmemizde bugün kendi halkımızı bilmemizde onun mücadelesi ile oldu. Metropollerde olmamız onun için bir şey değiştirmedi ve hep mücadele etti. Nerede bir eylem etkinlik varsa oradaydı. O da annemiz de. Mücadele etmekten keyif alıyordu." 

HEYECANLA BARIŞ GETİRMEK İSTEDİ

Babasının Kobanê eylemleri sınırında günlerce nöbet tuttuğunu, yine canlı kalkan olarak defalarca Kürt kentlerine gittiğini vurgulayan oğul Budak, şunları söyledi: "İzmir'den her dönem gidenler arasındaydı. Ama çok fazla gidemedi. Çünkü ne zaman yola çıksalar yolları kesiliyordu. İçinde hep bir burukluk olarak kaldı. Evde bunu hissettiriyordu. Her zaman dile getiriyordu. Sürekli mücadeleden bahsediyordu. Barışın bir gün gelmesini bekliyordu. Umudu hep barıştı. En son Ankara'ya giderken de evin içinde duramıyordu. Çok heyecanlıydı. 'Barışı bu defa getireceğiz' diye söyleniyordu. Ablam Neslihan patlamadan hemen önce kendisi ile konuşmuştu. Ablama 'Burası o kadar renkli o kadar güzel ki, bu defa çok farklı. Her milletten her kesimden insanlar var. İyi ki buradayım' demişti. Sonra bir ses gelmiş ve bu olay yaşanmıştı. Babamın tek istediği barıştı. Yaşamını yitirmeden önce konuşamıyordu. Ama yine istediğinin barış olduğu gözlerinden belli oluyordu. Son ana kadar da direndi."