Atilla Sarp ve el işareti 'başparmağını işaret parmağıyla orta parmağının arasına'

Seçim kazanmak için 4 parti liderinin de aynı el hareketini yaptığını görünce esasında Türkiye'de siyasi anlayışı anlıyor ve 'Ne olacak bu ülkenin el hali' diye soramadan edemiyorsunuz.


Kaç yılıydı anımsamıyorum, Uğur Mumcu'nun "Sakıncalı Piyade" kitabı oyunlaştırılmıştı ve ben hayran kalmıştım. Sanırım darbelerle ilgili kitaplar arasında bir yarış olsa birinciliği uzak ara alır "Sakıncalı Piyade". Kara mizahın bu kadar güzel örneği az bulunur.

Kaç gündür siyasi liderlerin yaptığı el işareti konuşuluyor ya, benim de aklıma o kitap geldi. Seçim kazanmak için 4 değişik parti liderinin de aynı el hareketini yaptığını görünce esasında Türkiye'de siyasi anlayışı anlıyor ve kendi kendinize "Ne olacak bu ülkenin el hali" diye soramadan edemiyorsunuz.

Kitapta Dev-Genç eski başkanlarından Atilla Sarp'ın 12 Mart mahkemelerinde yaşadığı bir anısı var. Oyunda kitaptan farklı olarak Atilla Sarp aşağıda okuyacağınız el işareti hareketini "Sayın başkan, kapıdan giren tanık başparmağını işaret parmağıyla orta parmağının arasına koyarak, bileğini de aşağı yukarı sallamak suretiyle" diye anlatır. İşte ben orada kopmuştum, bir işaret başka türlü anlatılamazdı. Esas güldüğüm konu, kitabı daha önceden okuduğumdan, mahkeme başkanı Ali Elverdi'nin, Atilla Sarp'ın tarifle anlattığı başparmağın, işaret parmağıyla orta parmağın arasına girmesini ve bilekten itibaren diğer elin arasına alınarak aşağı yukarı sallanmasını gözünde canlandıramayıp, Atilla Sarp'ı sakince dinlemesiydi.

Neyse ben fazla uzatmayayım ve Uğur Mumcu'nun kitabından o bölümü aktarayım size. Tam da bu Cuma Paris'te faili meçhul cinayetler üzerine konuşma yapacakken denk geldi Uğur Mumcu'nun kitabı.

"Dev-Genç davasına tanık olarak bir ülkücü çağırılmıştı. Ülkücü öğrenci, salona girmeden, kapı aralığından, sanık sandalyelerinden gördüğü Dev-Genç eski başkanlarından Atilla Sarp ve aynı örgütün genel sekreterlerinden Ruhi Koç'a, mahalle çocuklarının sık sık başvurduğu bir el hareketi ile, siyasal eleştiride bulunmuştu. Tanık, bu el işareti İle görüşünü bildirdikten sonra, ifade verip salondan uzaklaşıyordu ki, Atilla Sarp söz istedi.

Mahkeme Başkanı Ali Elverdi irkilmişti. Duruşma yargıcı Albay Mehmet Turan, Atilla Sarp'a söz verdi. Sarp, ağır ağır mikrofona yaklaştı. Olanca kibarlığı ile sözlerine başladı:

- Biz burada, eylemlerimizin hesabını veriyoruz, savunmalarımızı yapıyoruz.

Elverdi, Sarp'a hak verdiğini belirten baş hareketleriyle konuşulanları onaylar gibi gözüküyordu. Atilla Sarp, ağır ağır konuşmasını sürdürüyordu:

- Biraz önce dinlediğimiz tanık, salona girerken, bizlere bir el işareti yaparak, burada, tekrarından utandığım bir söz attı.

Ali Elverdi, kaşlarını, çatıyordu.

Sarp ağır ağır konuşuyordu:

- Bu işaretle bize hakaret ettiğini sanıyor. Mahkemenin bizi bu hakaretlerden koruması gerekir. Çünkü burada elimiz kolumuz bağlıdır.

Elverdi, yine hak veriyordu. Ne olduysa, Atilla Sarp'ın son cümlesinde oldu.

Atilla Sarp sözlerini bitirince, Elverdi, haykırarak yerinden fırladı:

- Defol, atın dışarı.

Mahkeme Başkanı Ali Elverdi'nin bas bas bağırmasına yol açan sözler şöyle bitmekteydi:

- Devrimciler, zaman zaman yenik düşebilirler. Fakat tarih göstermiştir ki, devrimciler faşistlere işte böyle geçirmişlerdir.

Atilla Sarp, bu sözleri söylerken, sol elini yumruk yapıp, sağ elinin avucuyla yumruk yaptığı elinin yan tarafına, başparmak ile işaret parmağının birleştiği yere birkaç kez vuruyor ve bağırıyordu:

- Devrimciler faşistlere böyle geçirmişlerdir.

Salonda bir Elverdi'nin bağırıp çağırışı, bir de Atilla Sarp'ın el şakırtıları duyuluyordu:

- İşte böyle geçirmişlerdir.

- Defool, atın şu komünisti, terbiyesiz.

Atilla Sarp. birkaç duruşmaya bu nedenle katılamadı. Katılamadı, diyorum, sözün gelişi. Çünkü. Dev-Genç Davası 256 kişilik olduğu için, sanıklar duruşmaya gitmemek için can atarlardı. Dava uzadıkça uzuyordu. Duruş­malara katılmayan sanıklar cezaevinde dinlenirlerdi. Bu bir çeşit «istirahat» sayılırdı..."

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…