Bebelere Kuran eğitimi

‘Gerici eğitim’in karşısına ‘laik, bilimsel eğitim’ gibi haberleri koymak çok mu sıkıcı geliyor insanlara? Yoksa müfredata yapılan dinci müdahaleler, artık vakayı adliyeden mi sayılıyor?


Bir çocuk neyi merak eder? Dünyaya, doğaya dair kafasındaki soruları cevaplamanın, yaratıcılığını beslemenin, hayata ve geleceğe hazırlamanın en iyi yolu nedir?

Londra’daki Natural History (Doğa Tarihi) Müzesi’nin devasa koridorlarında, her yaştan belki binlerce çocuğun cıvıltısı arasında dolaşırken hep aklımda bu sorular vardı. Kimi okul gezisiyle, kimi aileleriyle gelen çocukların hiçbirinin yüzünde sıkıntının emaresi yoktu. Aksine, neşeyle oradan oraya koşturuyorlar, vitrinleri inceliyorlar, merakla sorularını peş peşe sıralıyorlardı.

Dinozorlardan evrime, hayvanlardan bitkilere, 80 milyondan fazla örneğin sergilendiği müzede çocukların heyecanını gülümseyerek izlerken “Ne şanslılar” diye düşündüm.

Bilime, bilgiyi farknda olmadan hayatlarının bir parçası haline getiren bu çocukların pek çoğu, geleceğin bilim insanları, mühendisleri, öğretmenleri, siyasetçileri olacak... Kimbilir kendi hayatlarında, ülkelerinde veya küçük çevrelerinde nasıl bir fark yaratacaklar?

Bu girizgahın sebebi, iç karartıcı gündemin içinde kaynayıp giden, fakat son derecede düşündürücü ve üzücü eğitim haberleri...

Acaba ‘gerici eğitim’in karşısına ‘laik, bilimsel eğitim’ gibi tanım ve başlıklarla süslü haberleri koymak çok mu sıkıcı geliyor insanlara? Yoksa müfredata yapılan irili ufaklı dinci müdahaleler, artık vakayı adliyeden mi sayılıyor?

ÖZELDE DE KURAN EĞİTİMİ BAŞLIYOR

Her vatandaşı ilgilendiren, özellikle de anne babaların hayati önem atfettiği eğitim meselesi, neden yeterince konuşulmuyor?

Sadece şu haberin üzerinde günlerce tartışılması gerekmez mi?

MEB Özel Öğretim Genel Müdürlüğü’nün, okul öncesi ve ilkokul öğrencilerine yönelik hazırladığı ‘Özel Öğretim Kurumları Kur’an-ı Kerim Dersi Öğretim Programı’ Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın onayından geçti.

Bunun anlamı, anaokulunda ve ilkokul 1, 2, 3, 4. Sınıflarda Kuran öğretilmesi. ‘İsteyen’ özel okullar, Kur’an-ı Kerim’i okuma aşamalarını da uygulayacak. (Hürriyet/ Esra Ülkar'ın haberi)

Amaç, dini duygu ve düşünceleri güçlendirmek, çocukların milli, manevi ve ahlâki değerlere önem vermelerini sağlamak. Din eğitimin, - Avrupa İnsan Hakları Mahkesmesi kararına aykırı olarak- zorunlu olduğu bir eğitim sisteminde, daha okuma yazmayı sökmeye çalışan, toplama çıkarma bilmeyen çocuklara Kur’an’ı öğretmek, dini okullarda bile sorunlu mevzu.

ERKEN DİN ÖĞRETİMİ İŞE YARAMAZ

Maksat dindar nesiller yetiştirmekse, anaokulundan itibaren dini eğitim dayatmanın hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum. Aksine, pedagojik açıdan zararlı olduğu bilimsel bir gerçek.  

Okan Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mesude Atay, Evrensel gazetesine 2015’te verdiği bir röportajda şöyle diyordu:

Çocuklar, pek çok dini kavramı biliyor ve öğreniyor gibi görünüyorlar. Ama çocuğun soyut olan bu kavramları içselleştirmesi ve kavramlaştırması, ezberi bırakıp, analiz etmesi ve sentezlemesi 12 yaşından sonra başlar. 18 yaşından sonra da kendi iradeleriyle yaşadıkları kültürün özelliklerini, kendi okuduklarını ve öğrendiklerini, kazanımlarını, başka kültürlerden öğrendiklerini bir süzgeçten geçirir, kendi değerlerini oluştururlar. 18 yaş bilişsel sistemin karmaşık fonksiyonlarının tam olarak kullanılmaya başlandığı dönemdir. Bu nedenle erken verilen din öğretimi gerçek bir öğrenmeyi sağlamaz.” (Röportaj: Züleyha Karaer)

Bundan üç yıl önce, 4-6 yaş için Kur’an Kursları Öğretim Programı için on ilde pilot uygulama ile başlamıştı. Derken Diyanet devreye girdi Kur’an eğitiminin tüm Türkiye’de yaygınlaştırılması kararı alındı. Şimdi aynısı, özel eğitime de dayatılıyor.

Sorun, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sadece Sünni İslam dinini gözeterek hizmet veriyor olmasından ibaret değil. Diyanet’in şimdiye kadar Kuran kursları ve camiler aracılığıyla verdiği eğitimi denetleyebilecek bir kurum olmadığı gibi, okullardaki eğitimi de denetleme mekanizması yok.

ÇOCUĞUNU GÖNDERMEYEN FETÖ'CÜ DAMGASI YİYEBİLİR!

Hiçbir tercih hakkı bırakılmayan çocuk, özgür birey olarak yetişmiyor, zaten böylesi de istenmiyor. 18’ine girdiğinde ister tesettüre girsin, ister imam olsun; kimsenin buna diyeceği birşey yok. Ama bunun adı, beyin yıkama metotuyla çocukları tercihe zorlamaktır.

Sorsanız, ‘talep böyle’ deniyor. Yalan. Bebelere Kur’an öğretmeyi ancak köktenci cemaatler talep edebilir. Anne babalarınki talep değil, ancak ekonomik ve sosyal mecburiyetler olabilir: Şu koşullarda Devletin dayattığı Kur’an eğitimine muhafazakar dindar olsun olmasın, kaç vatandaş hayır diyebilir? Kendi köyünde, mahallesinde, teşkilatında çocuğunu kuran eğitimine gönderiyor diye kabul görecek. Aksi takdirde FETÖ’cü, PKK’li hatta ‘ateyiz’ damgasını bile yer alimallah!

Hadi geçtik doğa bilimlerini hatmetmeyi, kenarından geçmeyi, dünya vatandaşı olabilmek için eğitimde bir kırıntısını bırakmayı... Türkçe yazmayı ya da dört işlemi bilmeyen, kendinden menkul eğitimcilerin elinde bu çocuklar nerede, nasıl başarılı olabilir ki?

Adaletin ancak öte dünyada aranabileceği öğretilen bir düzende istenen, devlete tam biat eden, hakkını aramayı aklına dahi getirmeyen, köle gibi çalışırken ‘Ya sabır’ çeken nesiller yetiştirmek.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…