Bir dostun ölüm haberini sürgünde almak…

Seveni kadar sevmeyeni de vardı Okay abinin, ama herkesin üzerinde anlaştığı bir konu vardı, iyi gazeteciydi Okay Gönensin…


Hasan Cemal’in tweet’iyle, Almanya sabahında aldım Okay Gönensin’in ölüm haberini. Türkiye, önemli bir gazetecisini kaybetti. Seveni kadar sevmeyeni de vardı Okay abinin, ama herkesin üzerinde anlaştığı bir konu vardı, iyi gazeteciydi Okay Gönensin…

Okay abi ile 1992 yılında tanışmıştım. Önce Hasan Cemal gelmişti Sabah’a… Zafer Mutlu, birinci sayfadan anonslu olarak ‘İki Nokta’ isimli köşeyi yazmak üzere anlaştığını söylemişti bana. O ünlü beyaz gömlekli kitap kapağı fotoğrafını kullanmamızı istemişti. Logosunu Selahattin Duman hazırlamıştı...

Hasan abi ile Solingen’den Bosna’ya kadar çok başarılı çalışmalar yapmıştık Sabah’ta.

Hasan abi’den sonra Okay Gönensin geldi Sabah’a… Ben o zaman çiçeği burnunda yazı işleri müdürüydüm. Amerika’da üst üste iki burs kazanan geleceği parlak bir gazeteciydim. Washington’daki bursun ardından yazı işleri müdürü olarak dönmüştüm Sabah’a… Günaydın ekolü üzerine kurulu gazete kadrosunun tepkisini çekmişti bu atama çünkü Selahattin Duman o kadronun sevdiği bir isimdi.

Ama Dinç Bilgin, Sabah’ı dönüştürmekte kararlıydı. Güneri Civaoğlu ile başlayan atılım Zülfü Livaneli, Hasan Cemal, Mehmet Barlas, Mehmet Ali Birand, Rauf Tamer, Yavuz Donat gibi dönemin parlak isimleriyle devam etmişti.

Atılım sadece yazarlarla sınırlı değildi. Yazı işleri kadrosunun da yenilenmesi ve genişlemesi gerekiyordu.

Ben yazı işleri müdürü, Murat Birsel haber müdürüydü… Bir akşam üzeri Zafer Mutlu aradı ve bizi Çırağan’ın barına davet etti. Gazeteyi bitirip gittik. İçkilerimizi söyledik, ikinci kadehe doğru Zafer Mutlu, Okay Gönensin ile anlaştığını söyledi.

Okay abiyi hiç tanımamıştım ama şöhretini duymuştum ve bir kısmı olumsuzdu. İtiraz ettim ve gazeteyi karıştırabileceğini söyledim. Zafer Mutlu, Cumhuriyet gibi bir gazeteyi yıllarca yönetmiş bir isimle çalışma fırsatını kaçırmamam gerektiğini, rakiplerden korkarak bu meslekte ilerleyemeyeceğimi’ söyleyerek beni ikna etti.

Kendisi, çoğu eski genel yayın yönetmeni olan ünlü isimlerle çalışmaktan hiçbir zaman tedirginlik duymamıştı ve yazarı-yazı işleri ile uyumlu, iç içe çalışan bir kadro yaratmayı başarmıştı.

Okay abi geldi sonunda, Kerem Çalışkan ve Necdet Doğan ile birlikte.

Aydın Öztürk de abi olarak bizimleydi…

Sabah’ın gerçekten güçlü bir yazı işleri kadrosu oluşmuştu.

Okay Gönensin, Sabah’a geldiği günden itibaren bana kelimenin gerçek anlamıyla abilik yaptı. Bir tek gün altımı oymaya çalışmadı. Bilgi ve tecrübesini benimle paylaştı, öğretti.

Sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’ni yapmak üzere Sabah’ın yazı işlerinin yanındaki bölüme geçti.

Türkiye’nin o güne kadar görmediği kalitede bir gazete yarattı gerçekten de. Ekonomisinden sporuna kadar değişik bir gazeteydi. O güne kadar ki ‘kaliteli’ gazete deneyimlerinden farklı olarak büyük gazetenin haber artıklarıyla yayınlanan bir gazete değildi, kendi Ankara temsilciliği, haber kadrosu olan bir gazeteydi.

Promosyon savaşlarıyla hırpaladılar güzelim gazeteyi ve sonunda komik bir anlaşmayla Korkmaz Yiğit’e satıp piç ettiler.

Okay abiyle yolumuz tekrar Yeni Binyıl’da birleşti. Yayın yönetmenliğini yaptığım gazeteye baş yazar olarak geldi ve orada da bana her anlamda destek oldu.

Sabah’ın başına gelen Etibank felaketinin ardından Okay abi ve ekibimdeki kimi arkadaşlar Sabah’a döndü ve maaşsız, parasız sıkıntılı bir dönemde mücadele verdi.

2002 Ağustos’unda Sabah’a geri döndüğümde Okay abiden Sabah’ta kalmasını rica ettim ama Zafer Mutlu’ya söz verdiğini, Vatan’a gideceğini söyledi.

Birlikte inişler ve çıkışlar yaşadık ama dostluğumuz hiç bozulmadı. En son müdavimi olduğu Yakup’ta birlikte kafa çekmiştik. İki yaz önce miydi, üç yaz önce miydi, şu anda net hatırlamıyorum.

Hatırladığım, bir haberi anlatırken direnirsem hafifçe öfkelenen hali ve içki masasındaki hoş kahkahası.

Benim için iyi bir insan ve iyi bir gazeteciydi Okay Gönensin. Onunla çalışma ve tanışma fırsatım olduğu için mutluyum.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…