Bu düzeni kadınlar değiştirecek

Şimdi mücadelenin farklı renklerinden, farklı yerlerinden gelen kadınlar, hep birlikte darmaduman etmeye hazırlanıyor 24 Haziran ablukasını.


Bu bir sinopsis değil, tümüyle gerçek yaşamdan bir kesit.

Empati kurmayı deneyin.

Üç çocuğunuzla evinizde oturuyorsunuz.

Belki onları doyuruyor, belki giydiriyor, belki oynuyorsunuz onlarla.

Birden silah sesleri duyulmaya başlıyor. Refleksle çocuklarınızın üstüne kapanıyor ve bitmesini bekliyorsunuz.

Bitmiyor.

Giderek yakınlaşıyor. Telaşla çocuklarınızla birlikte yere kapanıyorsunuz.

Yetmiyor.

Evin duvarlarına, kapılarına değen kurşunların yerini bombalar alıyor.

Bir yandan korkuyla ağlamaya başlayan çocuklarınızı sakinleştirmeye, bir yandan hepsini birden kapıp aklınıza ilk gelen yere sığınmaya çalışıyorsunuz.

Çatınız üstünüze yıkılırken kıl payı bodruma ulaşıyorsunuz.

Evlendiğiniz, çocuklarınızı doğurduğunuz, bütün yaşanmışlıklarınızı biriktirdiğiniz, yıllardır sizi koruyup kollayan evinizin dayanılmaz patlamalar eşliğinde başınıza yıkıldığınıza tanık oluyorsunuz.

Bodruma sakladığınız unla, suyla, erzakla tam üç ay o enkazda yaşamaya, çocuklarınızı yaşatmaya çalışıyorsunuz.

Çünkü çıkmanıza izin verilmiyor.

Çünkü Çöktürme Planı, “taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmayana dek” sürecektir.

Bütün insani değerler yerle bir edilene dek…

***

Tam 100 gün sonra sokağa çıkma yasağı kalkar ve mucizeyi başararak sağ kalan Remziye Tosun ile üç çocuğu dışarıya çıkar.

Yarı çıplak soyulduktan sonra kameralar eşliğinde “teslim alınmış teröristler” olarak tek sıra gözaltına alınıp, tutuklanırlar.

 Remziye Tosun 2 yaşındaki Beritan ile birlikte cezaevine gönderilir. İki buçuk yıl sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılır.

Göçük altında kalmış, kurtarılması için devletin seferber olduğu  depremzedelerden çok daha ağır bir ‘deprem’ geçiren  Remziye  ne depresyona girdi, ne de yaşam mücadelesinden vazgeçti.

Tersine o enkazdan yeni bir umut, yeni bir başlangıç yarattı.

Ve Sur başta olmak üzere, Nusaybin’de, Cizre’de, Yüksekova’da başlarına yıkılan hayatlarını yeniden yeşertmek üzere HDP’den aday oldu.

Remziye’nin tek örnek olduğunu sanmayın.

HDP’nin üstünde yükseldiği tarih, milyonlarca Remziye’nin öykülerinden oluşur.

Gültan Kışanak, Leyla Güven, Figen Yüksekdağ, Nursel Aydoğan, Selma Irmak, Besime Konca , Gülser Yıldırım, Aysel Tuğluk…  Ve adlarını sayamayacağım binlerce partili kadın… Halen cezaevinde olan bu kadınların her birinin kişisel tarihidir işte, HDP’yi HDP yapan.

***

Tabi ki tesadüf değildir, tutuklu 70 belediye başkanından 26’sının kadın, tutuklu 9 milletvekilinden 5’nin kadın, milletvekili düşürülen 10 isimden 4’ünün kadın olması.

HDP 24 Haziran seçimleri için 225 kadını aday göstererek % 37’lik orana ulaştı. İlk sırada gösterilen aday sayısı 19, seçilme ihtimali yüksek olan kadın aday sayısı ise yüzde 35’e yakın.

Diğer partilerle karşılaştırma yapmak bile abes olur ama, biz kadınlar için bu oranın yeterli olmadığının da altını çizmek gerekir. HDP’den beklentimiz  yüzde 50 idi.

HDP’den milletvekili olmak, bir ayrıcalık değil tersine yeni bedeller ödemeyi göze almaktır. Savaşın, çatışmaların en ağır yükünü taşıyan ve yeni mücadelelere de “hazırım” diyen kadınlar için oran yüzde 35’de kalmamalıydı.   

Şimdi mücadelenin farklı renklerinden, farklı yerlerinden gelen kadınlar, hep birlikte darmaduman etmeye hazırlanıyor 24 Haziran ablukasını.

Adaylar arasında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ve Filiz Kerestecioğlu ile Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir, halen tutuklu bulunan DTK Eş Başkanı Leyla Güven gibi isimlerin dışında,  SES eski temsilcisi Saliha Aydeniz,  Sosyalist Meclisler Federasyonu'ndan Dilşat Canbaz, önceki dönem Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları gibi isimler var.

Ve diyorlar ki;

“Biliyoruz ki gün biz kadınlarla başlar, cesaretle dayanışan biz kadınlarla değişir.”

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…