Almanya: CHP'lileri dinleyen casus programdan haberimiz yok

Federal Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı Sözcüsü casus yazılımın satışı konusunda hükümetin onayının olmadığını savundu. Sol Parti ise 'skandal satış' hakkında soru önergesi verdi.

Ayşegül KARAKÜLHANCI-ARTI GERÇEK


Adalet Yürüyüşü sırasında CHP'li yöneticiler ve vekillerin de aralarında olduğu 8 bin kişinin Alman şirketi Finfisher'ın casus yazılımıyla dinlendiği ve izlendiği ortaya çıkmıştı. Alman medyasında çıkan haberlere göre Finfisher'ın geliştirdiği bir virüs Adalet Yürüyüşü sırasında CHP'lilerin cep telefonlarına bulaştırılarak, konuşmaları ve yazışmaları takip edilmişti.

İLGİLİ HABER: 'ADALET YÜRÜYÜŞÜ' CASUS PROGRAMLA DİNLENMİŞ 

Artı Gerçek'e konuşan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da iddiayı doğrulamış, kendisinin de aralarında olduğu dinlenen partililerin listesinin ellerinde olduğunu açıklamıştı. Tanrıkulu listenin Alman basınında çıkan haberlerden iki gün önce ellerine ulaştığını ifade etmiş, casus programın Türkiye'de hangi resmi kurum tarafından satın alındığının ortaya çıkarılmasını istemişti. Casus yazılımın Almanya'nın onayı olmadan satılamayacağının altını çizen CHP lideri Kılıçdaroğlu ise Erdoğan'a skandalın taraflarının ortaya çıkarılması için çağrıda bulunmuştu.

İLGİLİ HABER:CASUS PROGRAMLA 8 BİN KİŞİ HEM DİNLENMİŞ HEM İZLENMİŞ

EKONOMİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ: BÖYLE BİR İZİN SÖZ KONUSU DEĞİL

Alman basını haberlerini dijital ortamda vatandaşların haklarını savunmayı hedefleyen "Access Now" adlı grubun raporuna dayandırırken, casus yazılımın Türkiye'ye nasıl gönderildiği ise merak konusu olmuştu. 

Yazılımın Almanya'nın onayı olmadan başka bir ülkeye satılamayacağı iddialarını Federal Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı (Bundesministerium für Wirtschaft und Energie) Basın Sözcüsü Philipp Jornitz'e sorduk. 

Jornitz, Almanya Federal Hükümeti'nin casus yazılımın Türkiye'ye satılmasına yönelik bir izninin olmadığını savundu. Jornitz, "Gözetim teknolojisinin ihracatı AB çapında sıkı düzenlemelere tabidir. Ek olarak, Almanya 2015 yılında izleme teknolojisi için ulusal lisans gerekliliklerini uygulamaya koymuştur" dedi. 

Jornitz, "Bu şirketin sadece devletlerle ve onlara bağlı istihbarat servisleriyle çalıştığına dair iddialar doğru mu? sorumuza "Yasal nedenlerden dolayı genel değerlendirmeler yapmak, bu şirket böyle çalışıyor demek mümkün değildir, her durumu ayrı ayrı incelenmek zorundayız" diye cevap  verdi.

BU YAZILIMLARIN SATILMASINDA NE TÜR KRİTERLER UYGULANIYOR?

Bakanlık Sözcüzü Jornitz bu soruya da şöyle yanıt verdi: İhracat başvurularına -teknik imkanları dikkate almak kaydıyla, ihracatın yapıldığı ülkedeki insan hakları durumuna ve alıcının değerlendirilmesine bakılarak karar verilmektedir. Siz bir ürünü bir ülkeye olumlu bir amaçla satarsınız fakat bu olumsuz uygulamalar için de kullanılabilir. Bu durum Türkiye'ye yapılan ihracat için de geçerli. 

Jornitz, 'Almanya'nın onayı yok' dediği casus yazılımla ilgili Almanya Federal Hükümeti'nin nasıl bir yaptırım uygulayacağına yönelik sorumuza "Yönetmelikler ihlal edilirse, böyle bir prosedür cezalandırılabilir. Ancak cezai soruşturmaların sorumluluğu ne Federal Ekonomi ve Teknoloji Bakanlığı'na ne de İhracat Kontrol Dairesi'ne (BAFA) bağlıdır. Ancak gümrükler cezai yaptırımı talep edebilir" diye yanıt verdi.

SOL PARTİ'DEN KONUYLA İLGİLİ SORU ÖNERGESİ

Almanya Die Linke (Sol Parti) milletvekili ve parti sözcülerinden Ulla Jelpke ise Almanya Federal Hükümeti'ne konuyla ilgili soru önergesi verdi. Jelpke, Artı Gerçek'e yaptığı açıklamada, "Türkiye'deki muhaliflerin aslında sadece Federal Hükümet'ten özel izinle ihraç edilebilen, Alman şirketi Finfisher'in ürettiği bir yazılımın kullanılarak takip edildiğini gösteren bu raporlar çok endişe verici. Federal Hükümet son yıllarda bu tür yazılımların ihracatı için böyle bir lisans vermediğini iddia etmektedir. Ancak aynı zamanda bir şirketin yurtdışındaki ofis veya kuruluşları üzerinden ortak girişimlerle Alman yasalarını safdışı bırakmış olmaları mümkün. Bu yazılımın programı yasal olarak kullanan üçüncü ülkeler aracılığıyla Türkiye'ye aktarılmış olması olasılığı da mevcut. Bu nedenle dün Federal Hükümet'e hangi üreticilerin 2014 yılından bu yana böyle bir yazılımı AB dışındaki ülkelere ihraç için başvurduğunu ve hangi ülkeler için onay verildiğini öğrenmek üzere iki soru önergesi verdim" dedi.

"BİR KEZ DAHA ALMAN TEKNOLOJİSİ OTORİTER BİR REJİMİ DONATMIŞ OLUYOR"

Afrin'de Alman tanklarının kullanılmasının ardından yine bir Alman teknolojisiyle Türkiyeli muhaliflerin dinlenmesinin skandal olduğunu belirten Ulla Jelpke sözlerini şöyle sürdürüyor: Yazılı sorularıma önümüzdeki hafta ortasında cevap bekliyorum. Bu yazılım ister Federal Hükümet'in ihracata izin vermesiyle olsun, ister bir şirketin yurtdışı firmaları üzerinden satılmış olsun ve hatta yasadışı ihraç edilmiş olsun, her durumda burada gerçek bir skandal vardır. Bir kez daha Alman teknolojisi otoriter bir rejimi donatmış oluyor. Afrin'de Alman Leopard tanklarının kullanılması ve CHP'ye karşı Alman casus yazılımlarının kullanılması aynı madalyonun iki yüzü. Bu artık durmalı! Bu nedenle Die Linke (Sol Parti), Türkiye'ye silah ve donanım ihracatı ile polis ve istihbarat işbirliğinin sona ermesini istiyor." (DIŞ HABERLER SERVİSİ)