Cizre ve Sur için özeleştiri

HDP’li vekil Ayhan Bilgen: Ölümleri engelleyemediğimiz için bu süreci yaşadık

HABER MERKEZİ – HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, “Cizre'de Sur'da insanların ölümünü engelleyemediğimiz için bu süreci yaşamak zorunda kaldık. Önemsememiz gereken devletin değil, toplum nezdindeki yargılanmamızdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) sözcülüğünü yürütürken 31 Ocak'ta tutuklanan ve 8 aylık tutukluluk sürecinden sonra 8 Eylül’de tahliye edilen Ayhan Bilgen, tutuklanma, cezaevi ve tahliye sonrasında yaşananlara ilişkin Mezopotamya Ajansı'nın (MA) sorularını yanıtladı. Bilgen, yargılama süreci ve yeniden hakkında tutuklama kararı verilmesiyle ilgili şunları söyledi:

“Dosya ile ilgili hiçbir bilgisi olmayan savcı ve mahkeme heyeti yargılamaya girdi. Dosyanın içeriğini bilmeyen bir heyete karşı da savunma yapmanın ne kadar anlamı var? Bu da ayrı bir tartışma konusu. Kasım ayına duruşma günü verildiği halde de ilk tutukluluk incelemesinde mahkeme tahliye kararı verdi. Neredeyse her şey absürt, her şey abes bir süreç söz konusu. Tahliyeye itiraz edilemez olduğu halde bizlerin davalarında tahliyeye itiraz ediyorlar. Bir de üstüne üstlük bizimkine tutukluluk kararına da itiraz edilemeyeceği gibi bir ifade kullandılar. Baştan sona keyfilikle dolu bir tablo söz konusu. Normalde tahliyeye itiraz yolu kapalı olmasına rağmen savcılık itiraz etti. 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi de itirazı kabul etti. Ve yeniden tutuklama kararı verdi. İlginç biçimde tutuklama kararına da itiraz edilemeyeceği yönünde bir ifade kullandı.”

CEZAEVİNDEKİ HAK İHLALLERİ

Ayhan Bilgen, cezaevinde yaşanan ve tanık olduğu hak ihlallerini de anlattı:

“Son derece keyfi ki bir kısmı muhtemelen merkezi bir keyfiliğe dayanıyor. Silivri 9 Nolu Cezaevi’ndeki yasaklar, ne Silivri’deki başka cezaevlerinde uygulanıyordu ne de Türkiye’nin başka cezaevlerinden uygulanıyordu. Örneğin kitap yasağı vardı. Ne dış kantinden satın alarak, ne posta ya da el yolu ile kitap ulaştırması mümkün değildi. Sorduğumuzda cezaevi savcısı OHAL nedeni ile böyle bir karar almış deniliyordu. Herkes ilk gittiğinde bir iki ay boyunca yalnız kalıyor. Biz de diğer milletvekili arkadaşlarımız da kaldı.” 

‘CİZRE VE SUR BİR DÖNÜM NOKTASI”

HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgin, cezaevinde kendi durumlarıyla ilgili değerlendirme yaptıklarını, cezaevinin bu anlamda daha yoğun düşünmek için de önemli bir fırsat olduğunu belirtti. “Nerede eksik yaptık, nerede yanlış yaptık” diyen Bilgen, şöyle devam etti:
“Tutukluluğumuz her ne kadar onlar teknik olarak Kobanê eylemleri nedeniyle işletmiş olsalar da ben şu düşünceye samimi olarak inanıyorum; Cizre'de Sur'da insanların ölümünü engelleyemediğimiz için aslında bir biçimde 'bu süreci yaşamak zorunda kaldık.' Yani bu süreci yaşamamızın toplumsal sebebini, kendi parti mensuplarımız açısından, onların psikolojisinde onların ruh dünyasındaki karşılığını anlamak zorundaydık. Belediye başkanlarımız tutuklandığında da biz milletvekilleri olarak bunu engelleyebilecek güçlü ve etkin bir iradeyi ortaya koyamadık. Takvim olarak baktığımızda bence asıl Cizre, Sur bir dönüm noktasıdır. Orada aslında belki biz çok büyük engellerle karşılaştık daha başka yapabileceğimiz ne vardı, bu elbette sorgulanmalı. Elimizden geleni yapmaya çalıştığımızı sanıyoruz; ama sonuç itibariyle gücümüz yetmedi. Cenazelerin haftalarca sokakta kalmasını engelleyemedik, çocukların cenazelerinin kokmasın diye buzdolaplarında saklamasını engelleyemedik. O zaman asıl belki de bizim önemsememiz gereken yargılama devletin yaptığı yargılama değil; devletin işte bizi cezalandırma gerekçesi değil bizim toplum nezdindeki yargılanmamızdır. Onların düşünce dünyasında bizimle ilgili işleyen yargılama sürecidir. Toplumsal yargılama devletlerin yargılanmasından çok daha önemlidir, belirleyicidir. Bunun öz eleştirisini yapmak, bununla yüzleşmek açısından elbette cezaevi önemli bir değerlendirme ortamını belki sağlıyor.”