Cumhuriyet iddianamesi 156 gün sonra Sabah'ta

Tutuklu Cumhuriyet yazar ve yöneticileri için aylardır beklenen iddianame hazırlandı. Sabah gazetesine sızdırılan iddianamede suçlama “PKK/KCK, FETÖ ve DHKP/C’ye destek olmak”. Cumhuriyet gazetesi iddianame haberini “Savunma avukatlarının elinde olmayan iddianame yandaş kalemlerde” diye duyurdu.

GÜNCEL- Sabah’ta yayınlanan habere göre Cumhuriyet gazetesi Can Dündar’ın yayın yönetmeni olmasının ardından örgütlerin lehine yayın yapmaya başladı. İddianamede 19 ismin “‘FETÖ’nün haberleşme programı ‘ByLock’u kullandığı, Kadri Gürsel’in 92 ‘ByLock’ kullanıcısıyla irtibatlı olduğu” öne sürüldü.

İddianamede isimleri geçen yazar ve yöneticiler şunlar:

Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Utku, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı Kadri Gürsel, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Güray Öz, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Önder Çelik, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Turhan Günay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Karasinir, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Kemal Güngör, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Aydın Engin, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hikmet Çetinkaya, Cumhuriyet Gazetesi Muhasebe Müdürü Günseli Özaltay, Cumhuriyet Gazetesi Muhabiri Ahmet Şık, Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurul eski üyesi Bülent Yener ile birlikte gazeteci İlhan Tanır ve Twitter paylaşımları nedeniyle tutuklanan Ahmet Kemal Aydoğdu.

KİME NE KADAR CEZA İSTENİYOR?

İddianamede Can Dündar, Mehmet Murat Sabuncu, Mehmet Kadri Gürsel, Aydın Engin, Bülent Yener ve Günseli Özaltay’ın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” iddiasına dayanan suçlamadan ayrı ayrı 7,5 yıl 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Gazetenin İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Mehmet Orhan Erinç ve Önder Çelik’in “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” iddiasına dayanan suçlamadan ayrı ayrı 11,5 yıldan 43 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi.

Savcı, Bülent Utku, Musa Kart, Hakan Karasinir, Mustafa Kemal Güngör, Hikmet Aslan Çetinkaya’nın “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” iddiasına dayanan suçlamadan ayrı ayrı 9,5 yıldan 29 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti. Gazeteci Ahmet Şık’ın ayrıca “PKK ve DHKP/C” silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etmek” iddiasına dayanan suçlamadan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

DEĞİŞİM CAN DÜNDAR’LA BAŞLADI

Sabah’taki habere göre gazetenin son üç yılda 90 yıllık geçmişinin ve kuruluş felsefesinin tam aksi yönde değişime uğradığı öne sürülen iddianamede kullanılan ifadeler şöyle: “Dosyamız şüphelilerinden Can Dündar’ın 08/02/2015 tarihinde Cumhuriyet gazetesinin genel yayın yönetmenliğine gelmesinden sonra, gazetenin yayın politikası radikal şekilde değişmiş, bu değişiklik basit editoryal tercihlerin ötesine geçerek, gazetenin FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C silahlı terör örgütlerinin amaçlarına hizmet eden, manipülatif haberleri yaygınlaştıran, MİT Tırları hadisesinde olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı hakkında ‘teröre destek veren devlet ve Cumhurbaşkanı’ imajını yaratan bir yayın organı haline gelmesine neden olmuştur. Öte yandan gazetenin yapmış olduğu yayınlarla terör örgütleri ve faaliyetlerini ‘sevimli göstermeye’, güvenlik güçlerinin meşru operasyonlarını etkisizleştirmeye çalıştığı, bu doğrultuda algı yaratmaya yönelik kapsamlı haberlere imza atıldığı saptanmıştır.”

‘FETÖ’ CUMHURİYET VAKFI’NI ELE GEÇİRDİ

‘FETÖ’nün Cumhuriyet gazetesi üzerinden yazı dizilerini kullanarak ‘algı operasyonu’ gerçekleştirdiği savunulan iddianamede, “Atatürkçü çizgisiyle bilinen, TSK mensupları arasında ve bürokraside rahatlıkla kendisine yer bulabilen Cumhuriyet gazetesi, FETÖ/PDY’nin diğer yayın organlarının (Taraf, Zaman, Bugün, Samanyolu TV gibi) itibarsızlaşması ve kamuoyu nazarında güvenilirliklerini kaybetmeleri sebebiyle örgüt tarafından hedef seçilmiş, gazete ve örgütün birbirine bütünüyle zıt çizgileri, öncelikle gazetenin güncel yayın politikasını belirleyen Cumhuriyet Vakfının ele geçirilmesi suretiyle kesişmeye zorlanmıştır” dendi.
‘Gazete, Dündar’dan sonra örgütlerin lehine yayın yapmaya başladı’

Can Dündar’ın genel yayın yönetmenliğine getirilmesinin ardından gazetenin ‘FETÖ/PDY,’ PKK/KCK ve DHKP-C lehine çalışan bir yayın organına dönüştüğü ileri sürülen iddianamede şu ifadeler de kullanıldı.: “Gazetenin yayın politikasındaki değişimin şüpheli Can Dündar’ın genel yayın yönetmenliğine getirilmesiyle başladığı, şüphelinin bu görevi 08/02/2015-06/07/2016 tarihleri arasında icra ettiği, 01/09/2016 tarihinden sonra bu görevi Murat Sabuncu’nun üstlendiği, belirtilen tarihlerde gazetedeki haberleri seçme ve aktarma usulünün esasen bu kişiler tarafından belirlendiği, bununla birlikte Cumhuriyet gazetesinde genel yayın yönetmenin Vakıf Yönetim Kurulu tarafından belirlenip atanması sebebiyle bu süreçte yaşanan yayın politikası değişikliğinden ve haberlerin aktarılış şekillerinden yönetim kurulunda bulunan tüm şüphelilerin sorumluluğu bulunduğu açıktır.”

CUMHURİYET GAZETESİ: AVUKATLARIN ELİNDE BİLE YOK

156 gün sonra hazırlanan iddianamenin savunma avukatlarının eline geçmediği ortaya çıktı. Cumhuriyet gazetesi haberi “Susturma operasyonunda tutuklanan yazar ve yöneticilerimiz hakkında hazırlanan iddianame, avukatlara dahi verilmeden iktidarın yandaşı Sabah gazetesine servis edildi” sözleriyle duyurdu.