Donanma Komutanı Veysel Kösele neden sadece 3 Gemiye emir verdi?

Neden sadece 3 komutana verildi bu emir, diğer komutanlara karşı niye seçicilik yaptı, çözmeye çalışmıyorum, herkesin bunları bilmesine yardımcı oluyorum, gizli kalmasın istiyorum.


Belki de eski adliye ve sıkıyönetim muhabiri olduğumdandır, darbe yazılarımda kimseyi “SUÇLU” diye yazmıyorum, sanırım bilhassa televizyonlardaki programlarda en büyük sorun da bu. Kimi uzmanımsılar bütün tutukluları “SUÇLU” diye nitelendiriyorlar ve o zaman onların savunmalarının hiçbir önemi kalmıyor. Bunu yapanların büyük bir çoğunluğu da avukat. İlginç bişey daha var, bu avukatlara televizyonlarda hukukçu diye yazıyorlar, siz de o zaman daha önemli bir kişi konuşuyor sanıyorsunuz. Bugüne değin ve bundan sonra yazdıklarım ve yazacaklarım sadece bir gazeteci ve araştırmacının duydukları şüphelerdir. O yüzden bu yazılar bittiğinde aksini söyleyenlerden yanıt bekliyorum. Ama bu yanıt bir laf ebeliği olmamalı, somut delillere dayandırılmalı. 

Oramiral Veysel Kösele’yi darbe sonrası terfilerden biliyoruz. Kösele deniz kuvvetleri komutanından sonra gelen donanma komutanı, 4 yıldır bu görevdeydi, az bir zaman değil. Türkiye’deki bütün askeri gemiler, yani denizin altındakinden üstündekine ve hatta onların üstüne konan uçak ve helikopterlere kadar onun emrindedir. Yada daha basit anlatayım, donanma komutanı esasında bütün hepsini savaşa hazırlamakla görevli komutandır. 15 Temmuz 2016 darbe gecesinden sonra deniz kuvvetleri komutanı da emekli edilmediğinden görevinde kaldı ve 2017’de Bülent Bostanoğlu emekli edilince deniz kuvvetleri komutanı olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Beklenen olmadı ve koramiral Adnan Özbal deniz kuvvetleri komutanı oldu.

Daha önce de askeri casusluk davasında yargılanan Kösele bunun üzerine istifa etti. Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın ne kadar istifanın kendi isteğiyle yapıldığını söylese de, bana pek inandırıcı gelmiyor. Bu yazımda da bu konudaki şüphelerimi ve bana göre nedenlerimi yazacağım.

Veysel Kösele darbe girişimi gecesi Fenerbahçe Orduevi’nde düğünde. Zaten eski yazılarımdan da biliyorsunuz, beni bu yazıları yazmaya iten de bu düğünler ve genelkurmay başkanının diğer komutanlarla irtibata geçmemesi ve diğer komutanların da benden sonra (Şaka demiyorum, bendeniz Ahmet Nesin’den sonra) darbeden haberdar olmaları. 

Yazının bundan sonrasına geçen yazımda da yaptığım gibi fotoromanla devam edeceğim. Aşağıdaki fotoğrafta görüyorsunuz, donanma komutanı Kösele sıkıyönetim ilanından yarım saat önce bir kauçuk botla Yavuz gemisine gidiyor. Burada kauçuk botu özellikle yazıyorum, çünkü kimilerinin dediği gibi Kösele komutanlık botuyla gitmiyor. Bu çok mu önemli, bilemiyorum ama sanki bilerek değiştirilmek isteniyor diye algılıyorum. Yola çıkmadan da Levent Kerim Uça’yı arayıp “Önder dahil kimseye bilgi verme” diyor ama kendisi Büyükada Komutanı Hamdi Toker’i 4 kere arayıp bilgi veriyor.

Bundan sonraki bölüm bana çok ilginç geldi ve hâlâ daha mantığını çözemedim. Kösele ilk emrini denizdeki gemilere değil limandaki yakıt gemilerinin komodoruna veriyor ve gemilere yakıt ikmali yapılması için “Yakıt gemisini seyre hazırla” emrini veriyor. Oysa o gemilere verilen ilk emir sadece limandan uzaklaşmaları, yani sabotaj alanının dışına çıkmaları. Diyelim ki iş çok büyük ve uçaklar bu gemileri vuracak ama bunun için yakıt ikmalinin yapılması gerekmiyor. Bu gemiler en kötü olasılıkla 5-10 kez Gölcük Limanı’na girip çıkabilirler, belki de onlarca kez fazla..

Aynı anda limana girecek gemilerle ilgili başka 2 anons yapılıyor. Birisi limana girecek gemilere ateş açılacağı üzerine haber, diğeri de yetkisiz olmasına karşın Yalçın Payal’dan gelen haber yada emir. Yalçın Payal gemilerin limana dönmeleri çağrısını yapıyor, ne zaman olduğu da ilginç, Kösele’nin yakıt gemisini istemesinden 1 dakika sonra. Geri dönün emri sadece fırkateynlere veriliyor. . Daha da ilginci gemilerin filo komutanı İskender Yıldırım’la Yalçın Payal da yanyana ama emri Yıldırım’a değil Payal’ verdirtiyorlar. Hatta bu emir için 1-2 ay sonra bir tane albay da yanında 2 albay daha varken “o emir yemdi” diyor. Bu da milli savunma bakanlığına bildiriliyor ama bakanlık işleme koymuyor. Belgelerde o albayların da adı var da fotoromanı şimdilik daha çetrefil duruma getirmeyeyim.

Burada işin içine biraz matematik sokalım. Bir fırkateynde 400 ton yakıt var ve 80 ton civarında da mühimmat. Mühimmattan ne demek istediğimi anlamışsınızdır sanırım, patlayıcı silah. Bunların limana geri döndüğünü ve gemilerden birine ateş açıldığını düşünün ve buna ayrıca 1 dakika önce verilen emirle yakıt gemisinin limandan yola çıktığını hesaplayın. Ne yalan söyleyeyim, ben olabilecekleri hesaplamak bile istemiyorum.

Bu arada gemilere tuhaf emirler gelmeye başlıyor, daha doğrusu birbirini tutmayan emirler:

 

02.33 Y. Payal, “Limana dönün”

05.18 İ. Yıldırım, “Avara edin” “Ayrılın”

05.52 Y. Payal, “Aborda olmayın” “Bir geminin kıyıya yanaşması yada zincir oluşturması”

06.13 İ. Yıldırım, “Seyre devam”

06.14 İ. Yıldırım, “Mersin ve Ereğli önünde seyre devam”

06.14 Y. Payal, “Mersin önünde, Ereğli önünde seyre devam”

 

Sanırım bu emirleri verenler, neden çelişkili emirler verdiklerini mahkemede açıklarlar.

Okuyanlar anımsayacaktır, geçen yazımda esasında tamir için Istanbul’da bekletilen Bora gemisi de bu gemilerin arasına katılmış ama olan bitenden fazla haberi yok. İşte bu gemi Istanbul’dan Gölcük Limanı’na geri dönüş yapmaya başlıyor.

Bora haricindeki hiçbir gemi emre uymuyor, Bora tehlikeden habersiz gidiyor.

Burada yine emirler geliyor, emirleri veren Berke Uraz, Aksaz’dan Levent Kerim Uça’nın emrindeki 3 hücümbota telefon ediyor ve “Deniz Kuvvetleri Komutanı Bostanoğlu’yla irtibatta olduğunu, Aksaz’da bir karargah kurduklarını, Gölcük’ün emniyetsiz olduğunu, Gölcük yerine Karamürsel önlerine demirlemelerini söylüyor. Bunu nasıl mı yapıyor, telefonla ama bütün gemilere değil, sadece bazı gemilere yapıyor. Başından itibaren bir ayrımcılık var ama bunun nedenini sanırım ancak dava bittiğinde yada birileri ileride anılarını yazdığında öğreneceğiz. O gün telefon edilenler şimdi görevde, edilmeyenler

Saat sabahın 05.00’i ve haber verilmeyen Tufan Gemisi de limana giriş yapmış ve Bora tam da ateş açılacak mevziye gelmiş durumda. Bu arada tuzağa düşen BORA “Ateş açılacak” anonsunu duyuyor ve sahilde de silahlı askerleri görmesiyle geri dönüyor.

Bu arada Karadeniz Ereğli’de de Yıldırım fırkateyni var. Bu Yıldırım’ın durumu da çok ilginç. 02.33’te emir alınca limana giriyor sonra 05.52’de Y. Payal, “Aborda olmayın” diye emir verince de bir daha çıkıyor. Bu da bana çok ilginç geliyor. Niye soktun, niye çıkardın?Y. Payal Karadeniz’deki YILDIRIM Gemisi için seyre kalkın emrini veriyor. Dikkat ederseniz BORA Gemisi’nin bulunduğu yer, körfezdeki en dar yer, yani geri dönüşün çok kolay olmadığı yada biraz zaman alacağı bir yer.

Bu arada biraz önce demiştim; Berke Uraz 05.15 gibi gemilere telefon açıyor ve “Gölcük’e gitmeyin, Karamürsel önlerine demirleyin” emri veriyor. Bu emir sadece hücumbotlara veriliyor, diğer fırkateynlere ise Gölcük emniyetsiz, Gölcük’e gitmeyin denmiyor. Sonra da “neden Yalçın Payal’ın emrine uymadınız, limana Gölcük’e dönmediniz” diye suçlanıyorlar ve tutuklular.

Dikkat ederseniz İMBAT Gemisi de körfez’e girmiş durumda. En ilginç olay saat 05.45’de oluyor ve KEMALREİS Gemisi’nden eğitim mermisi atışı yapılıyor. Bu eğitim mermisi esasında bomba değil, bu bir beton gibi bişey, yani patlamıyor. Bu atış 7 km. dışarıya, anlayacağınız açık denize yapılıyor. Neden yapılıyor, büyük olasılıkla bir provokasyon, benim aklıma başka bişey gelmiyor. Ama bu provokasyona gelinmiyor, zaten gemilerin 400 tonla 600 ton arasında yakıtla ve 80 ton mühimmatla yüklü olduğunu yukarıda yazmıştım, bu eğitim atışından sonra birbirleriyle kapıştıklarını düşünsenize yada en iyisi düşünmeyin.

Bugünkü yazının da sonuna geldik. Gerçekten yazarken zorlanıyorum, kendimi Spielberg gibi hissetmeye başladım, karmakarışık bişeyi düz anlatmaya çalışıyorum. Yazıya Oramiral Kösele’yle başlamıştım ve onunla bitireceğim. Kösele Aksaz Üssü’ndeki GELİBOLU, Gölcük’teki FATİH ve Büyükada Korveti’nin komutanlarını arayarak “Benim ağzımdan duymadığınız hiçbir emri uygulamayacaksınız” dedi. Neden sadece 3 komutana verildi bu emir, diğer komutanlara karşı niye seçicilik yaptı, çözmeye çalışmıyorum, herkesin bunları bilmesine yardımcı oluyorum, gizli kalmasın istiyorum. Dedim ya, ileride bunlar anılarda yazılacak…

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…