Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…

Sayın cumhurbaşkanı, bizzat kendi başbakanlığında, 2004’te TCK Md. 216/2 olarak getirilen grup tahkiri suçunu nasıl 'duyurmayın' diyebiliyor?


Son yıllarda; küçük kızların gelin edilmesinden tutun, boşanmak isteyen kadınların çocuklarıyla birlikte öldürülmesi gibi bin bir rezil olayın haberleri medyayı kaplamakta.

Bunlara ilişkin açıklama bizzat AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi:

“Cennet annelerimizin ayaklarının altındadır. Annelerinizin ayaklarının altını öpün. Annelere ihanet edenler son zamanlarda biraz artmaya başladı. Televizyon yayınları da bu işi zıvanadan çıkardı. Buradan medyaya sesleniyorum. Lütfen bu yayınlarınızı kesintiye uğratın. Yoksa bu milleti çileden çıkaracaksınız”.

Yani Erdoğan’ı rahatsız eden, medyanın bu haberleri duyurması.

Doğrusu, geçen yıl 409 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bir ülkenin cumhurbaşkanı olarak kendisinden bu kadarını beklemiyordum. Bu azıcık fazla oldu.

***

Bütün feodal tabanlı ülkeler gibi bizde de kadını aşağılamak, öldürmek tam anlamıyla “yerli ve milli” spor. Bunu AKP icat etmedi; ülkenin hamurunda var bu. Ama bu rezillikler son zamanlara kadar bu denli açıkça, rahatça, geniş biçimde, iftihar eder gibi yapılmıyordu.

Bunun sebebini düşünmek lazım. Kadını aşağılayabildiği kadar aşağılayan ve öldüren şahısları, ki bu “şahıs” kelimesini kendimi çok zorlayarak kullanıyorum siz anlayın, bu şahısları cesaretlendiren “ilahiyatçı”ları iktidarın ve yargının duymazdan gelmesinin bunda çok ciddi rolü olmasın?

Sayın cumhurbaşkanı kendi kendisine bu soruyu soracağına, bizzat kendi başbakanlığında, 2004’te TCK Md. 216/2 olarak getirilen grup tahkiri suçunu nasıl “duyurmayın” diyebiliyor?

***

1952 yılında gazeteci Ahmet Emin Yalman’a suikast düzenlemekten 10 yıl hapis yatan, 2008’de de Bursa’da yanında çalışan kadının 14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel tacizde bulunmaktan 13 yıl 75 gün hapse çarptırılan bir “şahıs” var. Bu şahsın evinde, 28 Şubat sürecinin bir parçası olarak, başörtülü bir genç kızla yakalanıp çıplak resimleri çekilen bir başka “şahıs” var. Bu ikincisi, tarikat lideri sıfatıyla fetva veriyor:

Annenin ve kız kardeşinin kolları tahrik eder. Asr-ı saadetten evvel, kız çocuklarını diri diri gömmek. O zaman da bugünün hali varmış. Yani bu kız çocuğu mutlaka senin gözünün önünde gayrımeşru iş yapacak. Bu kızı kurtarmak mümkün değil. Keşke öyle gömme değil de, bir şekilde öldürmeyi âdet etselerdi. Boyunlarını kesip atsalardı. Onun için böyle yapmışlar. Bedava değil, boşuna değil. Biliyor ki bu kız gözünün önünde gayrımeşru olacak. Şimdiden öldüreyim o çağa gelmeden' diyor."

Ve evlat katline bu açık tahrike iktidardan ve yargıdan tık yok.

***

Artık iyice ortalığa dökülmüş (ve bu yüzden de iktidarı rahatsız etmeye başlamış) bir “vakıf yöneticisi” ve “ilahiyatçı” şahıs çıkıyor, asansöre kadınlarla birlikte binmeyi “halvet olmak” ilan ediyor. Aynı şahsın kadını aşağılayan başka incileri ibadullah:

"Kadınların Allah erkeklere 'dövün rahatlayın' diye müsaade etmesinden dolayı sabaha kadar şükretmeleri gerekiyor. “Çalışan kadınlar fuhuş sürecine destek oluyor”. “Kadın spiker izlemek günahtır”. “6 yaşındaki çocuk evlenebilir”.

Bu son söze suç duyurusunda bulunulmuş olmalı ki, Savcılık “ifade özgürlüğü” deyip takipsizlik veriyor. Ama bunu pedofili olarak yorumlayan gazeteci Orhan Gökdemir’e ceza kesilmesi ihmal edilmiyor. Bu son linki VPN’siz tıklamaya kalkmayın, çünkü erişimi yasaklanmış vaziyette.

Bu “şahıs” son olarak da şu fetvayı veriyor:

“Yatağa, yatar yatmaz gözünü kapatıp uyuyacak yorgunlukla ve vaktinde girmek gerekir. Yatakta geçirilen her boş dakika, şehvete doğru kaymış bir dakikadır ve yatağın şekli, yorgandan battaniyeye varıncaya kadar insanı, bilhassa erkeği gıdıklayan cinsel dürtüleri rahatsız eden bir yapıda olmamalıdır".

Tevekkeli değil, bu türden yatar yatmaz horlamaya başlayanlar zinaya ceza istiyor; daha ötesini söylemeyeyim artık.

Ve buna da iktidardan ve yargıdan tık yok. Ama cezalandırılsa daha iyiydi, çünkü medya fena halde makaraya sarıyor.

***

Bir “ilahiyatçı” yazar çıkıyor, “Yoğun bakımda kadın ve erkek birlikte tedavi edilmesin” diyor.

Kadını bu aşağılamaya, bu grup tahkirine de iktidardan ve yargıdan tık çıkmıyor. Ama çıksa daha iyiydi, çünkü sosyal medya başladı “kadın-erkek mezarlıkları da ayrı olsun!” diye fena halde makaraya sarmaya.

Sakın sosyal medya, RTÜK sansürüne bu makaralar yüzünden dahil edilmek isteniyor olmasın? Çünkü mizah en acıtıcı yöntemdir.  

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresi tarafından dikkatle izlendiği söylenen pek ünlü bir ilahiyat profesörü ve köşe yazarı, kocanın karısını hangi şartlarda dövmesinin caiz olduğunu anlatıyor.

***

Tabii, bir kadını 24 kez bıçaklayıp boğazını keserek öldüren vatandaş da kendini son derece “yerli ve milli” biçimde savunuyor: “Vatanını ve milletini seven, Kızılay’a kan veren biriyim”.

***

Hadi, bunlar “şahıs”. Peki devlet ne diyor, önemli olan o.

Diyanet’in resmî sitesi, “9 yaşına giren kız evlenebilir” diyor. 

Bırakın bunu, yine Diyanet sitesinde “Babanın, öz kızına şehvet duyması haram değildir. Ama kızın 9’undan büyük olması gerekir denmesi resmen korkunç! Haber sosyal medyada büyük tepki doğurunca siteden apartopar kaldırılıyor.

Ya, yine Diyanet’in “SMS, faks ve mektup ile boşanma gerçekleşebilir” fetvası? 

Diyanet bünyesinde oluşturulmuş Aile ve Dinî Rehberlik Büroları personeline yönelik seminerlerden ilkinde, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilisi konuşuyor:

“Yaratılış olarak kadının ve erkeğin kendine has özellikleri vardır ve eşit olamazlar. Huzura, kendine has özellikler ile yaşandığı zaman ulaşılabilir”.

İktidardan ve yargıdan tık yok.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, öksüz-yetim programından yararlanabilecek çocuklara ulaşmak ve gelir tespiti yapmak için ilköğretim okulu öğrencilerine “hane beyan formu” dağıtıyor. Burada, “12 yaşından büyük tüm bireylerin evli ya da bekar olduklarına ilişkin” bilgi isteniyor.

Bu sapına kadar “sübliminal” mesaja iktidardan ve yargıdan tık yok. Ama, “Camiler rant kapısı oldu” diyen imam hemen açığa alınıyor.

Yukarıda “yargıdan tık yok” deyip durduk ya, var aslında: Özel Harekat polisini tecavüzden beraat ettiren kararın gerekçesi. ‘Kadının, telefonunda çok sayıda erkek numarası bulunması ve evinde şort giyecek kadar rahat olması’.

***

Geçen yıl İstanbul Bilgi Üniversitesinde Dünya Kadınlar Günü standı açanlara bir çete bıçaklı saldırıda bulunmuştu. Bu yıl meseleye devlet el koydu: Kocaeli’nde ve Ankara’da günü sokakta kutlamak isteyen kadınlar ters kelepçeyle gözaltına alındı, Kabahatlar Kanunu’ndan ceza kesildi.

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan “Lütfen bu yayınlarınızı kesintiye uğratın. Yoksa bu milleti çileden çıkaracaksınız” dedi.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…