'En iyi Kürt ölü Kürt'ten, 'Kürt olmak istiyorum'a

Başkasına yapılan haksızlığa isyan eden her vicdan, en kuvvetli silahlarla yapılan tahakkümden daha güçlüdür.


Sistemin dayattığı üst kimlik modelinin pratikte nasıl bir kandırmacaya ve ardından soruna döndüğünü yıllardır anlatmaya çalışırız. Buna ikna etmekte zorlanırız, zira devlet uyguladığı sistemin propagandasını yoğun bir şekilde yapar ve oluşan şiddet ortamı da Türk halkını konuyu derinlemesine anlamaktan uzaklaştırır. 

Sosyal medyada beni takip eden bir kardeşimizin söyledikleri vesilesiyle bunları yazıyorum. Söyledikleri sadece benimle sınırlı kalmasın ve toplumda hepimizin kardeşlik bağlarımızı güçlendirsin istiyorum. Songül hanım Sinop'lu bir hanım, uzun süredir yazdıklarımızı takip eden ve isabetli düşündüğümüzü teyid etmek, yaşadığı değişimi anlatmak için bizi arayıp bulmuş, uzun uzun yaşadıklarını anlattı.  Kendisi yıllardır sistemin, çevrenin kendisine öğrettikleriyle büyümüş birisi. Kürt meselesinde uzun yıllar  "en iyi Kürt ölü Kürt" tür diye düşünmüş ve MHP teşkilatlarında çalışmış bir kişi. Bir iş ziyareti dolayısıyla gittiği Diyarbakır'da yaşadıkları ise düşüncelerinin önemli bir şekilde değişmesine yol açmış.
 
 İlk defa gittiği Diyarbakır'da bir yerde çay içerken yaşlı bir kişi Songül hanım'a "siz buralı değilsiniz herhalde, nerelisiniz?" diyerek başlattığı diyalog daha sonra koyu bir sohbete dönüşüyor. Yaşlı amca "buraları bilmiyorsun, yemek yedirmeden seni bırakmam" diyerek misafirperverlik gösterir, hatta daha sonra "memleketimizin misafirisin, harçlığın olsun" diyerek 250TL vermek ister, bu sıcak tavır Songül hanım'da adeta şok etkisi yapar ve 200 TL'sini ısrarla geri vererek "50 TL' sini hatırınız için alıyorum, harcamayacağım, hayatım boyunca saklayacağım" der.
 
Ardından Diyarbakır sokaklarını dolaşınca vicdanı daha çok sızlamaya başlar. Konuştuğu insanların ana diliyle eğitim almak istediklerini ve bu konuda günlük hayatta önemli sorunlar yaşadığını öğrenir. Bu, kendisini çok rahatsız eder. Kürtlerin yıllardır toplumsal hayattan dışlandığını ve ezildiğini anlar. Bunlara rağmen Diyarbakırlıların içten ve sıcak tavırları kendisini çok etkiler. Evine misafir olduğu 5 yaşındaki oğlan çocuğunun sürekli uçan uçaklar için "abla kaç, savaş başlayacak" demesi, Diyarbakır'dan ayrılırken kapıyı kapatıp ayrılmasını istememesi, önceki hayatında düşündükleri için büyük pişmanlıklar yaşamasına neden olur. "Mutlaka Kürtlerin de kötüsü vardır ama ben onları çok sevdim, hatta keşke bir Kürt olsam da hissettikleriyle yaşasam" der.
 
Diyarbakır ve Kürtlerin kendisinde silinmez bir iz bıraktığını anlatan Songül hanım, aslında toplumun vicdanına kalsa meselelerin çok zorlanmadan çözülebileceğinin en iyi örneklerindendir. Meselelerin çözümü aslında mekanik ve soğuk ilişkilerle değildir. Atılan samimi ve sıcak adımlar buzların erimesine ve ezberletilmiş bilgilerin sorgulanmasına giden yolu en iyi sağlayan oluyor.
 
İnsanımızın arasına dev duvarlar örenler bu tabloları görüp tekrar düşünmelidir. Meseleler sınırlara dev duvarlar örerek değil, gönül köprüleri oluşturarak giderilir. Başkasına yapılan haksızlığa isyan eden her vicdan, en kuvvetli silahlarla yapılan tahakkümden daha güçlüdür. Haksızlığa karşı olan tüm insanların göstereceği tepkileri herkes gösteremiyorsa bu, tanışma, hali anlama, empati eksikliğindendir. Vicdanı olan her insan 100 yıl evvel yapılan yanlış kurgunun  ne denli toplumsal afetlere yol açtığını anlamak için ilk önce ezberlerini gözden geçirmelidir. 
 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…