‘Erdoğan kavga vaat ediyor’

Financial Times’ın 'Yeni sultanın acı zaferi' başlıklı başyazısında, ‘Erdoğan reform değil kavga vaat ettiği’ ifade ediliyor

İngiltere'de yayınlanan Financial Times (FT) gazetesi, Recep Tayyip Erdoğan'ın Pazar günü yapılan anayasa değişikliği referandumundan istediği kadar güçlü bir zafer elde edemediğini ve bu nedenle de tasfiyeleri sonlandırmak ya da Kürtlerle barış sürecini yeniden başlatmak gibi adımlar atmasının beklenmediğini söylüyor.

FT'ye göre ayrıca, Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile ilişkilerini gözden geçirip yeni bir çerçeveye oturtması gerekiyor ancak Erdoğan idam cezasını geri getirerek, ikili ilişkilerin "fişini kendisi çekebilir."

Yazıda şu yorumlara yer veriliyor:

“Anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı'nı modern çağ sultanı haline getirecek. Denetimden uzak yürütme yetkilerine sahip olacak Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin kurumlarını kendisine tabi kılmak için her türlü fırsata erişecek.

Ama Erdoğan arzu ettiği güçlü zaferi elde edemedi. Resmi olmayan sonuçlar referandumu çok az farkla kazandığını gösteriyor. Ankara ve İstanbul'da, hatta AKP'nin kalesi olarak nitelenen yerlerde 'Hayır' kazandı.

Çatışmaların gölgesinde yaşamlarını sürdüren Kürtlerin de büyük kısmı anayasa değişikliğine 'Hayır' dedi.

Muhalefet partileri, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) büyük tartışma yaratan mühürsüz pusulaları geçerli sayma kararı sonrası oyların yeniden sayılmasını talep ediyor.

Hükümet tarafından atanmış YSK üyelerinin sonuçları geri çevirmesi oldukça düşük bir ihtimal.

'TÜRKİYE İÇİN BİR TRAJEDİ'

Brüksel'den gelen ilk tepkiler temkinliydi. Ankara'ya yeni sisteme geçişten önce toplumsal mutabakat arama çağrıları yapıldı. Ancak yapılacak anayasa değişikliklerinin hiçbirisi AB'ye üyelik kriterleriyle uyuşmuyor.

Türkiye'nin AB adaylığı her zaman bir hayale daha yakındı. Ama artık tam bir komediye dönüştü. Erdoğan, idam cezasını geri getirerek fişi kendisi çekebilir.

Eğer Erdoğan harekete geçmezse AB liderlerinin inisiyatifi ele alıp adım atması olası.

Ancak AB'nin Türkiye'yle olan ticaret, güvenlik ve göç anlaşmalarının yeni bir çerçeveye oturtulması gerekecek.

Ayrıca referandumda 'Hayır' diyen Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde 50'lik bölümünü de terk etmemeliler.

Brüksel ve Ankara arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasını güncelleyerek daha yakın ekonomik ilişkiler kurmak mümkün.

Ancak Türkiye'deki yargı sistemi tamamen ele geçirilmişken, ülkedeki insan hakları ihlâlleri konusunda AB, Ankara'nın hesap vermesini sağlamak durumunda.

Türkiye'nin Batı ile ilişkileri her zaman sıkıntılı oldu. Ancak uzun yıllar süren gecikmelere ve ötelemelere rağmen umut hep vardı. Artık bu umut sönmüş durumda.

Bu tablo Türkiye için bir trajedi. Erdoğan reform ya da kalkınma değil kavga vaat ediyor. Sonuçlar aynı zamanda nüfusunun çoğunluğu Müslüman ülkeler için de demokrasiye indirilmiş ciddi bir darbe. Dünyanın referandumlara bel bağlamış despotizme doğru yürüyüşünde bir adım daha atıldı."