Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler

Zina suçunun tespiti ise, en önemlisi: 'Dört kişi bunu gözleriyle gördüklerini beyan edecekler. Üç kişi olur da dördüncüyü bulamazlarsa, bu üç kişiye iftira etmekten 80’er değnek vurulacak.'


Son yıllarda her nedense çok artmış olan sübyancılığa toplumda büyük tepki doğmasından bilistifade AKP, kel alakaysa, zinaya yine ceza getirmek istiyor. Amaç, gerginliği sürdürüp iktidarda kalmak. Ama bu işin astarı yüzünden pahalıya çıkabilir.

Bir kere, 24 Eylül 2004 günü "Biz iktidardayken bir daha gündeme gelmez" demiş olan Erdoğan, kendi yandaşları için bile, inanılırlığını yitirme sürecinin sonuna yaklaşmakta. 

İkincisi, Tek Adam rejimini kurmak ve sürdürmek için kullanılan tek yöntem, sürekli gerginlik yaratmak. Aslında, klasiktir: Adrenalin pompalarsınız, yandaşlar liderin etrafında sıkıca kümelenir. Fakat sürekli adrenalin pompalarsanız, bünyede bu korkunç bir bitkinliğe yol açar, vücudu mahveder.

Üçüncüsü, gerginlik yaratma politikası, parti içinde uyum olduğu ve ekonomi de iyi gittiği sürece işi yarayabilir. Oysa:

İçte, hem teşkilat (“metal yorgunluğu”) fokurduyor, hem de kabine. Diğer yandan muazzam enjeksiyonlara rağmen ekonomi pike yapmaya devam ediyor. Yoksa, barajı geçemeyecek bir partiyle “Cumhur ittifakı”na niye tevessül edilsin?

Dışta, BM Suriye’de ateşkes ilan ediyor, biz hiç üstümüze alınmıyoruz, “Afrin’i ilgilendirmez” diyoruz, yedi düveli üstümüze çekiyoruz. Son ders, ikinci bir “Apo yakalama” zaferi peşindeyken, Çekya yargısının Salih Müslim’i salıvermesi. Kaldı ki biz bu adamı Ankara’da davetli olarak ağırladık.

Yeri gelmişken, sırf ülkemizin prestiji adına bile olsa, bir uyarıda bulunmak istiyorum:

Afrin şehir savaşı için JÖH ve PÖH ekipleri sevk edildiği bildiriliyor. Eğer bunlar Cizre, Şırnak ve Sur’da ediverdiklerinin onda birini Afrin’de edecek olurlarsa, Türkiye Cumhuriyeti Arap ülkelerine bundan sonra futbol takımı bile gönderemeyecek hale gelir.

Bu timlerin bu kentlerin duvarlarına yazdıkları “Aşk Bodrumda Yaşanıyor Güzelim” ve “Türksen Övün, Değilsen İtaat Et”ler internette. Boynuna bağlanmış iple zırhlı araç tarafından sürüklenen ceset videosunu internette. Artık Türkiye’de minibüs arkasından köpek bile sürüklemek büyük tepki doğuruyor ve cezayı gerektiriyor.

***

Fazla uzattık, sadede yani zina konusuna gelelim.

Hürriyet’in “içeriden” özel haber veren köşe yazarı A. Selvi, AKP’nin ısıtıp getirdiği zinaya cezanın, büyük dikkatle düzenleneceğini müjdeliyor:   

1) Resen değil, şikâyete bağlılık esas alınacakmış;

2) Zina fiilinin tanımında ve ceza sürelerinde kadın-erkek eşitliği üzerinde durulacakmış.

Oysa, bunlar AKP için tam da “aşağısı sakal yukarısı bıyık” vaziyetleri:

Parti bu sözlerini tutmazsa, hem daha önce AYM’nin 3 kere iptal ettiği noktaya dönecek, hem de AİHM çatır çatır ihlal ilan edecek. Kamuoyunda yaratacağı ve muhalefete yarayacak büyük tepki de bonus.

Tutarsa, o zaman da amaca varamayacak, İslamcıları ikna edemeyecek. Çünkü cezada eşitlik dediğiniz anda, bunlar oy falan vermez. Sadece kadın yaptığı zaman zina sayılan bir ülkedeyiz: “Erkeğin eli kınası, kadının yüzü karası”.

Kaldı ki şikayet ancak tek taraflı işleyecek. Bu ülkede hangi kahraman kadın, kocasının zina yaptığını şikayet edebilir? Boşanmak istediği zaman bile öldürülüyor!

***

Meseleye biraz daha girelim. İslam’a önem veren kişiler İslami sitelere yazıp yazıp soruyorlar bu zina işini. Ve öğrendikleri, yukarıda A. Selvi’nin sözünü ettiği “ilke”lerle tamamen ilgisiz.

Ben de girip baktım. Türkiye’de çok büyük çoğunluğun mensup olduğu Hanefi mezhebine göre durum çok özetle şöyle (tırnak içindekiler, sitelerde kullanılan terimlerdir):

1) Zina suçunun oluşabilmesi için, kendisine cinsel istek duyulacak yaştaki “diri” kadınla (çünkü ölü kadınla cinsel temas “had” gerektirmiyor) temasın “önden” olması lazım; “arkadan (livata)” olursa “had” gerektirmiyor.

“Had” nedir derseniz, İslamiyet’te miktarı kesin olarak belirlenmiş ceza. Zinanın cezası, bekar erkek ve bekar kadın için 100 değnek, evli erkek ve evli kadın için recm (taşlayarak öldürme). Yalnız, aynen domuz ve şarap yasakları ve sünnet gibi Yahudilikten aktarma olan recm, Kur’an’dan değil Hadislerden kaynaklanmakta. Hadis-i sahih mi yoksa gayri sahih mi, o kadarını bilemiyorum.

Devam edelim. Ergenlik çağına gelmemiş olan ve cinsel istek duyamayan kız çocuğuyla temas edilmesi halinde, bunu yapan erkeğe de kıza da “had” gerekmiyor.

Burada bi duraklıyorsunuz. Acaba, diyorsunuz; bazı “din alimleri”mizin 6 yaşındaki çocukla evlenmenin mümkün olduğu fetvasını vermeleri, Diyanet’in de buna üç yıl eklemek lütfunda bulunarak resmî veb sitesinden “Kızlar 9 yaşında gebe kalabilir” diye ilan etmesi buradan kaynaklanıyor olabilir mi? Sadece laik eğitim görmüş sıradan biri olarak, bunu da bilemiyorum.

2) Öpmek, sarılmak, “uyluk arasına sürtünmek” “haram” olmakla birlikte, “had” gerektirmiyor. Erkeğin organının “en az sünnet yerinin (haşefe)” kadının “önüne” girmiş olması lazım. Çocukluğumun İzmir sokak edebiyatında “cücüğün yuvaya girmesi” tabir ettikleri bu idi herhalde…

Buraya kadar olan “bilgi”ler şu siteden: https://www.mumsema.org/misafir-sorulari/217868-zinanin-zina-sayilabilmesi-icin-hangi-sartlar-gerekir.html

3) Zina suçunun tespiti ise, en önemlisi: 4 (dört) kişi bunu gözleriyle gördüklerini beyan edecekler. 3 (üç) kişi olur da, okeydeki gibi dördüncüyü bulamazlarsa, bu üç kişiye iftira etmekten 80’er değnek vurulacak.

Dahası, “adil” olarak tanınmış olmaları şart olan bu 4 şahidin “zinanın sübutunu” görmeleri “tam” olmalı. Yani bunlar yorgan içinde iki kişi görseler, “yorgan inip kalksa dahi” zina şahitliği yapamıyorlar çünkü “tenasül uzuvlarının birleştiğini” fiilen görmeleri lazım. Bunları da şu siteden okuyabilirsiniz: https://sorularlaislamiyet.com/kotu-niyetli-dort-kisi-zina-iftirasinda-bulunursa-recm-uygulanir-mi-0

***

İşler bu kadar derinken, AKP’nin zina cezasını diriltmesi oy mu getirir oy mu götürür, bilemiyorum.

Tek bildiğim şey, içeride ve dışarıda işler daha da batağa saplanmadan erken seçim patlatmak için böyle eski defterleri karıştırmanın, çaresizliğin boyutunu gösterdiğidir.

Ayrıca, bütün bunların, vicdanlı insanları dinden buz gibi soğuttuğudur.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…