Eski polis şefi: Barış Güler'e 200 bin dolar verildi

Zarrab davasında eski Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Hüseyin Korkmaz tanık olarak ifade verdi. Korkmaz, Muammer Güler'e oğlu Barış Güler aracılığıyla 200 bin dolar verildiğini söyledi.


HABER MERKEZİ- Kara para aklamak, İran’a uygulanan ambargoyu delmek ve rüşvet gibi suçlardan yargılanan Reza Zarrab’ın New Yok’ta süren davasının bugünkü oturumda tanıklar ifade veriyor. 

Bugün eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz, tanık olarak konuştu. Kormaz artık ABD'de yaşıyor.

17-25 Aralık 2013 tarihlerinde yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili soruşturmada görev alan isimlerden biri olan Korkmaz, bu soruşturmalar sırasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan "1 numara" olarak bahsettiklerini söyledi.

Korkmaz,”Bu soruşturmayı (17-25 Aralık) yürüten ekibin başındaydım. "Reza Zarrab'ın lideri olduğu örgüt hakkında soruşturma yürütüyordum; bu örgütün çatısı altında üç grup daha olduğunu tespit etmiştik."

Korkmaz, Fethullah Gülen Cemaati ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle tutuklanmış ve Şubat 2016'da serbest bırakılmıştı. Korkmaz ayrıca polislikten de ihraç etmişti. 

Savcılık, iddianamede yer alan ve duruşma sırasında kanıt olarak sunulan telefon dinleme kayıtları, tape ve belgelerin bir bölümünün 17 Aralık soruşturmalarında elde edildiğini ve bunların toplanmasıyla ilgili bilgi sahibi Türkiyeli emniyet görevlilerinin tanık olarak dinleneceğini söylemişti.

Hüseyin Korkmaz 17-25 Aralık soruşturmasını nasıl başladığını, kimlerin takip edildiğini ve kullandıkları takip yöntemlerini mahkemede şöyle anlattı:

"Soruşturma ilk başladığında, Zarrab ve örgütün çekirdeği olan örgüt hakkında bir soruşturmaydı. Başlangıçta, soruşturma kapsamında işlemler kaçakçılıktı...(altın kaçakçılığı) Kara para aklama ve bu suçların organize suç birimi halinde işlenmesiydi. Soruşturma nihayetinde, rüşvet ve evrakta sahtecilik iddialarına kadar uzandı, bunun sonucunda soruşturmanın hedefindeki kişilerin listesi de genişledi. Bu kişeler arasında Süleyman Aslan, Barış Güler, Salih Kaan Çağlayan ve başkaları bulunuyordu. Soruşturmada zamanla Barış Güler ve başkaları da şüpheliler arasına girdi. Vaktim olsaydı muhtemelen daha fazla isim eklerdim. Teknik araçlarla takip. Fiziksel olarak takip. Güvenlik kamerası görüntüleri. E-postaların incelenmesi. Kurumlar aracılığıyla elde edilen belgeler. Denetçi ve uzman raporları."
Korkmaz, ayrıca Halkbank'ta birçok kişiden şüphelendiklerini ancak Hakan Atilla'nın hiçbir zaman rüşvet kabul etmediğini ekledi.

DAHA ÖNCE DURUŞMADA İNKAR ETMİŞTİ

Korkmaz, 17-25 Aralık 2013 tarihinde yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili açılan davanın soruşturmasını yürüttüğünü ve emri altında sekiz polisin çalıştığını söyledi.
Korkmaz, 2014 yılında 17-25 Aralık soruşturmasını yürüten polislerle ilgili açılan dava kapsamında önce gözaltına alınmış ve sonrasında da tutuklanmıştı. Eski komiser yardımcısı, 17 aylık tutukluğun ardından Şubat 2016'da serbest bırakılmıştı. Korkmaz, o dönemde katıldığı duruşmada, tahliye talep ederken yaptığı konuşmada, "17/25 Aralık dosyalarında hiççalışmadım, tek parafım yok, ben 17 aydır neden tutukluyum? 17/25 Aralık dosyasında görev almadığım için disiplin cezasına gerek olmadığım kararını Efkan Ala imzaladı. 17/25 Aralık dosyasında değil işlem yapmak, o dosyadan haberim bile yoktu. Başka büroda çalışıyordum. Nasıl suç işledim ben?" diye konuşmuştu.

17 Aralık soruşturması sırasında hem polis fezlekesini hem de savcı Celal Kara'ya gönderilen raporu yazdığı öne sürülen Korkmaz'a o dönem görevi kötüye kullanma suçlaması yöneltilmişti.

PARA DOLU AYAKKABI KUTULARININ FOTOĞRAFI MAHKEMEDE

Savcılık, Korkmaz'a bir fotoğraf gösterdi ve Korkmaz bunun Aralık 2013'te Süleyman Aslan'ın evinde bulunan ve Zarrab tarafından içine para konularak gönderilen ayakkabı kutularının görüntüsü olduğunu söyledi. Korkmaz, "Bunları yaptığımız operasyon sırasında ele geçirdik" dedi.

Hüseyin Korkmaz, "Onlara, Süleyman Aslan'ın evinde, ayakkabı kutularında veya başka şekilde saklanan büyük miktarda para olabileceğini bildirmiştim" dedi.

Korkmaz'a ayrıca 17-25 Aralık döneminde kamuoyuna da yansıyan para fotoğrafları gösterildi. Korkmaz bunları halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın evinde bulduklarını söyledi. 

Muammer Güler, 17-25 Aralık operasyonları sırasında içişleri bakanıydı. Güler 25 Aralık 2013'te görevinden istifa etmişti.

Muammer Güler'in oğlu Barış Güler de operasyon sırasında gözaltına alınmış, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan ve Reza Zarrab ile birlikte 28 Şubat 2014'te tahliye edilmişti.Klasfeld, bu ödemenin daha önce duruşmada tutanaklara geçen 100 bin dolarlık ödemeden ayrı bir ödeme olduğunu da söyledi.

Soruşturmadaki izleme ekibinin çektiği başka fotoğraflar da delil olarak sunuldub  Bu fotoğraflar, AB Bakanlığı'nda çekilmiş. Dönemin AB Bakanı Egemen Bağış'tı.

TÜRGEV KONUSU DA AÇILDI

Korkmaz, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'a ait olan Türgev Vakfı'ndan ve Erdoğan ailesinin bu vakıfla olan ilişkisinden bahsetti.

Hakan Atilla'nın avukatları, Korkmaz'ın ifadelerinin davanın konusuyla alakası olmadığı gerekçesiyle itiraz etti. Ancak  yargıç, itirazı reddetti.

COHEN YENİDEN KÜRSÜDE

Daha önce tanık olarak dinlenen David Cohen'in ifadesi, programı nedeniyle yarıda kalmıştı. Cohen bugün geri döndü ve Atilla'nın avukatı Rocco'nun sorularını cevapladı. 

Cohen, Atilla'ya, Zarrab hakkında soruşturma yürüttüklerini veya Halkbank'ın Zarrab'la çalışmaması gerektiğini söylemediğini ancak "görüşmedeki ana konunun" Zarrab veya diğer müşteriler konusunda dikkatli olunması gerektiği olduğunu söyledi.

Rocco, Cohen'e, 17 Aralık 2013 tarihinde Aslan ile önceden planlanan ancak Aslan'ın tutuklanması nedeniyle yapılamayan bir toplantı olup olmadığını sordu. Cohen, o gün trafikte sıkışıp kaldığını ve toplantıdan "vazgeçildiğini" söyledi. Cohen, bu olayın, Süleyman Aslan'ın ayakkabı kutularındaki paralarla tutuklandığı dönem yaşandığını söyledi ancak tarihten tam emin olmadığını ifade ederek, "Tutuklama benim varış tarihimden bir gün önce mi oldu yoksa gittiğim gün mü oldu, hatırlamıyorum" dedi.

Savunma makamı, Cohen ile Atilla arasında geçen, Zarrab ve altın ticaretiyle ilgili bir görüşmeye dair notu delil olarak sundu. Savcı tekrar, "ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının ABD sınırları dışında uygulanması" konusunda Cohen'e sorular sordu. 

Cohen'in sorgusu bitince tanık kürsüsüne yeniden Hüseyin Korkmaz geçti.Korkmaz, 17 Aralık 2013 operasyonu hakkında konuştu.Korkmaz, 17-25 Aralık operasyonları sırasında yaptıkları aramaların "tam sayısını" hatırlayamadığını ama yaklaşık 20 arama yaptıklarını belirtti.

SORUŞTURMADAN ALINIP KÖPRÜ GÖREVİNE VERİLDİM

Korkmaz 22 Aralık 2013 tarihinde, yani operasyondan beş gün sonra, başka bir yere tayin edildiğini öğrendiğini söyledi. Tanık Korkmaz, başka üst düzey memurların da açığa alındığını ya da başka yerlere atandığını, yeni memurların "şube müdürüne ve diğer bir rütbeli memura uygunsuz ve yasa dışı talimatlar" verdiğini kaydetti.

"23 Aralık'ta başka yere tayin edildiğiniz zaman nereye atanmıştınız?" sorusuna Korkmas "Köprü koruma birimine gönderilmiştim" dedi. Korkmaz buradA 6-7 ay kaldıktan sonra Hakkari'ye atandığını söyledi. Harita üzerinde Hakkari'nin yeri  gösterildi. Korkmaz 2014 Eylül'ünde cezaevine girdiğini, 2016 yılında tahliye olduğunu daha sonra da kendisini güvende hissetmediği için yurtdışına çıktığını söyledi.

Hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini ve pasaportuna el konulduğunu belirten Korkmaz 2016'nın Ağustos ayında Türkiye'den ayrıldığını kaydetti.

DELLİLLERİN BİR KISMINI HÜSEYİN KORKMAZ YURT DIŞINA ÇIKARDI

Korkmaz'a yurdışına çıktığında soruşturma dosyasının tamamının kopyasını alıp almadığı soruldu. Korkmaz buna cevaben "Hayır, sadece o tarihe kadar taranmış olanları alabildim. Tüm ses kayıtlarını aldığımı sanıyordum ama sonradan sadece ilk CD'yi almış olduğumu fark ettim" dedi. Korkmaz, 17/25 Aralık tapelirinde geçen kişilerin konuşmalarına ait yazılı dökümlerin bazılarının taranmamış olduğunu söyledi.

HÜSEYİN KORKMAZ YURT DIŞINA NASIL KAÇTIĞINI ANLATTI

Savcı, Korkmaz'a, delillerin kopyalarını neden aldığını sordu. Korkmaz "Savcı da ben de, delillerin asla mahkemeye taşınmayacağını ve zarar göreceğini veya imha edileceğini düşünüyorduk. Bu yüzden inisiyatif aldım" diyerek delilleri sakladığını belirtti.

Savcı Korkmaz'a, pasaportu olmadan Türkiye'den nasıl kaçabildiğini de kondu. Hüseyin Korkmaz da "Bir insan kaçakçısı buldum. Beni kaçırmasını istedim ve deniz yoluyla kaçtım" dedi.

Savcının "Yeni pasaportu nasıl aldınız" diye sorduğu Korkmaz "İlk giriş yaptığım ülkede alamadım. Ben de başka bir ülkeye geçtim, sonra da başka bir ülkeye gittim" dedi.

"Üçüncü ülkeye gitmemin nedeni o ülkede pasaport almamı sağlayacak bir yasal boşluk bulmamdı" diyen Korkmaz, bu ülkede kendi adına olmayan ancak bir resmi kurum tarafından verilmiş bir pasaport aldığını belirtti.