Gezi'yle el atılan futbolun Başakşehir'i

Gezi'yle el atılan futbolun Başakşehir'i
Kötü giden Türkiye ekonomisinde, AKP iktidarında futbola dökülen paraların geri dönüşü olarak görülen Başakşehir ekseninde de görünen o deniz bitiyor.

Onur YENER


‘İnternetime Dokunma’ sloganının öne çıkarıldığı eylemler, Gezi Parkı direnişi açısından önemli bir milattır. Gezi denince, dünyadaki Occupy’ların, Arap Baharı'nın etkileri telakki edilebilir. Fakat Türkiyeli bir 'y jenerasyonu' mensubu olarak ‘Gezi’yi anlamak’ üzerine konuşulduğunda, öncesine bu eylemin lüzumuna parmak basmanın hayli mühim olduğu su götürmez.

Şimdi dönelim bu nev-i şahsına münhasır ‘İnternetime Dokunma’ sloganının neden şu ardalanan satırlara vesile olduğuna…

SPOR KULÜPLERİNDEN FUTBOL KULÜBÜNE DÖNÜŞÜM

Bir serencam: Bu Başakşehir nasıl çıktı?

AKP, Türkiye halkları üzerine kapitalist sermayenin ‘nimetlerini’ pervasızca zerk etmeye başladığında, ilk icraatı birkaç yasa ile belediyelere futbol kulübü kurmak ve bunların devamlılığını sağlamak, büyütmek konusunda bir takım imtiyazlar vermek oldu. Normalde Dernekler Yasası, Türkiye’de bir futbol kulübü kurmak yerine -en kestirmeden söylenirse- ‘spor kulübü’ organizasyonuna dönüştürülmesi gereken loncaları düzenler. Yani eskiden, bir futbol kulübü kuramıyor, birkaç branşın toplandığı spor kulüpleri kurulabiliyordu. Spor kulüplerinde ise futbola ek olarak atletizm, basketbol, voleybol, hentbol gibi futboldan sonra gelen öteki popüler sportif faaliyetler alanlarında da halka hizmet götürmek yasal zorunluluktu. Galatasaray ve Fenerbahçe'deki ‘Spor Kulübü" yahut Beşiktaş’taki ‘Jimnastik Kulübü’ gibi eklerin nedeni de budur. Ama kati suretle ‘Başakşehir Futbol Kulübü’ diye bir şeyden söz edilemiyordu. Ya da ‘Gazişehir Gaziantep Futbol Kulübü’ gibi tek bir branştan ibaret bir şey değildi yasayla kast edilen.

BELEDİYE KULÜBÜ’NDEN ‘BAĞIMSIZ İŞADAMI’ SAHİPLİĞİNE

‘Başakşehir Futbol Kulübü’ döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinin bir değeriyken 2013 yılının sonlarında ‘bağımsızlığını’ kazandı. İhale kapalı şekilde yapıldı; aynı 2016'da yapılan futbol naklen yayın ihalesi gibi... Belediyenin ‘İSPARK’ gibi gelir kalemleriyle finanse edilen ‘güzide’ kulübü satın almaya yalnızca Göksel Gümüşdağ gelmişti. Gümüşdağ, 3 sene sonra yapılan naklen yayın ihalesini de alan malum zat.

Kulüp Belediye’den alındı. İlk düşünülen daha evvel Cem Uzan’a da ‘el attırılan’ İstanbulspor şekline dönüşmesiydi. Fakat bu olmadı. İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü, damadı ‘Fetö’den içeride bulunan Kadir Topbaş’ın himayesinde, Erdoğan’ın yanında yöresinde olan birilerini yeşil sahalarda kucaklayan bir araç haline dönüştü. İstanbul Başakşehir Futbol Kulübü ile 1990 yılında kurulmuş, 2007’den itibaren Türkiye Süper Lig’inde mücadele eden bir kulübün külliyatının ilk satırları tamamlanmış oldu.

GEZİ, FUTBOL KULÜPLERİNE EL ATILMASINI BERABERİNDE GETİRDİ

Ancak aradan yıllar geçtikçe anlaşıldı ki gişede çakılan ‘Reis’ filmi gibidir Başakşehir: İhtişamlı ama kekre…

Stat açılışında ‘Uzun Adam’ın ‘topun sahibi’ cakasıyla, hileyle attığı gollerin ardından, takımın maçları yalnızca büyükler ile yapılan maçlarda doldu. Türk Futbolu'nu sallayan 2011 yılındaki şike davasında Başakşehir’in futbolcularından ikisi şikeci ilan edilip cezaevine gönderildi. 15 Temmuz’dan sonra bir futbolcusunun ‘Bylock’cu diye gözaltına alındığını da göz önünde bulundurunca, görürüz ki tablo dışarıdan göründüğü gibi değil, bir hayli karışıktır.

İşler en net 2013 yılında değişti. O dönem AKP için ‘meşum’ sayılacak Gezi yaşanmıştı. Recep Tayyip Erdoğan’ın ruh hali ise Gezi zamanı bir dönem ona danışmanlık yapan Etyen Mahçupyan’ın söylediğinden yola çıkarak söylersek, "biraz panik ile" değişmeye başlamıştı.

Futbol Kulüpleri de yaşananlardan nasibini aldı. AKP hükümeti ve Erdoğan "biz statlar yapıp milyonlar harcıyoruz, İstanbul kulüplerinin taraftarları maçlara gelip, ‘Kurabiye Tayyip’ diye bağırıyor" diyerek sloganlara hayli içerlemiş, aynı zamanda bazı futbol kulüplerinin yönetimlerini de hedefe koymuştu.

AKP FUTBOLDA DA KENDİ KÜLTÜRÜNÜ OLUŞTURMAYA YÖNELDİ

İstanbul’un değişiminin en bariz örneklerindendi statlara gelen seyirci kitlesi. Maça gidenlerin Erdoğan’ı bağrına basacağı yoktu. Erdoğan’ı kızdıran sloganlar atmayı daha çok sevdi büyük kısmı.

Erdoğan kulüplere el atması bu gelişmeler sonrasındadır. Giderek belediye kulüplerinin misyonları değişmeye başladı. AKP cenahı böylece, futbolda kendi kültünü oluşturmaya başladı. Milli maçların İstanbul’dan Anadolu'ya alınmasının bir nedeni budur. Konya’da 'Ankara Katliamı' ardından yapılan maçta saygı duruşu esnasında ‘yuhlayan’ taraftar gibi sadık bir kitle istiyordu, Erdoğan. Konya'da İzlanda ile yapılan bu milli maç, 89. dakikada Nusayri kökenli Selçuk İnan’ın attığı mükemmel frikik golüyle kazanılmıştı. 2016 Avrupa Şampiyonası'na katılma hakkı kazanılan o golle Avrupa şampiyonaları tarihindeki en başarısız takımlardan biri oldu, Türkiye Milli Takımı.

SEYİRCİ DE YOK, SATIŞTA OLAN BİLET DE

Post modern çağımızda futbol, küresel gücü ve sermaye genişliği bir yana, başarılı olmaktan çok ‘eğlence sektörünün bir kolu’ haline geldiği yerden yedi en büyük darbeyi: Seyirci sayısından...

Bir futbol karşılaşmasının, ‘entertainment’ olarak kültür endüstrisi başta olmak üzere birçok öteki eğlence sektörü ile yarıştığı dünyada futbol kulüplerinin başarısının somut karşılığı elbette ki seyirci sayısıdır. Bayern Münih’in efsanevi yöneticisi ve Alman futbolunun ağır toplarından Karl-Heinz Rummennige’nin ‘bizim herkesi yenmemiz bir şey ifade etmez. Kimse sonunu bildiği bir filme gitmek istemez. Rekabet olmazsa seyirci gelmez' sözleri bunu en iyi açıklayan örnektir. Yani Rummennige’nin dediği gibi ‘bilet satılmazsa bunun devamlılığı olmaz’ sözleriyle ifade edilen oportünist bir mecradır futbol camiası.

Fakat işin ilginç yanı Bayern Münih ülkesinde herkesi tek tek ipe dizse de her maç full çekiyordu. Türkiye’de ise Başakşehirspor’ boş tribünlere oynarken yıllık maliyeti milyon dolarlar eden futbolcuları yalnızca ‘üçüncü köprü’ sponsorluğuyla, naklen yayın hakları yahut yasal bahis gelirleriyle finanse etmesi akıl karı olamazdı. Çünkü UEFA’nın kriterleri daha geniş bir skalayı kapsamakta.

Bu realite başka gerçeği daha açığa çıkardı: Başakşehirspor Futbol Kulübü maçlarına bilet de alınamıyordu. Bunun kara para aklama ile ilgisi olduğunu yazan çizen de oldu. Stat boş, ancak satın almak için bilet bulunamıyordu.

DENİZ BİTTİ Mİ?

Bugün internette İstanbul Başakşehir Spor Kulübü’nün uygunsuz yaptığı işlerle ilgili birçok muhalif yazı mevcut. Bu yazılar bir yana ancak tabloyu bir de şöyle seyretmek gerekiyor, inancındayım: Şu anda kötü giden Türkiye ekonomisinde, AKP iktidarı boyunca futbola dökülen paraların geri dönüşü olarak görülen Başakşehir ekseninde de artık deniz bitiyor.

Öne Çıkanlar