20 maddede S-400 meselesi



Artı Gerçek

S-400 meselesi ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, KHK’lıların işlerine geri dönebilmesi, yargının etkin çalışması, AİHM’de ihlallerde en önlerde olmamak meselelerinde bir tercih demektir.


23 Haziran hezimetinden sonra moralleri çok bozulan Reisciler şimdi S-400’lerin Ankara’ya gelişi ile kendilerini biraz toparlanmış gibi hissediyorlar; mottoları da şu: Reis gelecekler dedi ve geldiler, Reis ve biz sözümüzü yerine getirdik, batıya da haddini bildirmeye hazırız.

Başta eski amiral gemisinin yedek süvarisi olmak üzere bu kesim maalesef S-400 meselesini anlamamışlar.

Bizlerin de neden S-400 alımına karşı çıktığımızı hiç ama hiç anlamamışlar.

Bir kez daha ama tane tane, madde madde meseleyi kendi gözlüklerimle anlatmaya çalışacağım.

1- S-400 meselesi bir savunma teknolojisi meselesi değildir.

2- S-400 meselesi bir dış politika meselesi de hiç değildir, zaten iç politika tercihinden bağımsız bir dış politika tanımlanamaz.

3- S-400 meselesi en özünde nasıl bir ülkede yaşamak istediğinize ilişkin bir meseledir.

4- İfade özgürlüğünün, gösteri yürüyüşleri hakkının, mülkiyet haklarının dünya standartlarında olduğu, din-devlet, sivil-asker ilişkilerinin, vatandaşlık tanımının çağdaş ölçütlerde olduğu, dünya ekonomisi ile bütünleşerek sürdürülebilir bir büyümenin olduğu bir ülke vatandaşı olmak istemek birinci seçenektir.

5- Gazetecilerin, öğretim üyelerinin hapiste olduğu, 130 bin kamu çalışanının yargısız, sorgusuz-sualsiz mesleklerini, işlerini yitirdiği, tweet attıkları için insanların soruşturmaya uğradığı ve cezalara çarptırıldığı, büyümenin negatif olduğu, Meclis’in yetkilerinin çok azaltıldığı, Sayıştay’ın göstermelik hale geldiği, ifade özgürlüğü hakkı ihlallerinde Avrupa Konseyi birincisi bir ülkenin vatandaşlığı ise başka bir seçenektir.

6- Rusya’dan S-400 alımı bir toplumsal proje tercihidir ve beşinci maddede özetlenen bir ülke yapılanması ile uyumludur.

7- Türkiye’nin ve her ülkenin küresel ittifakları, Damat Bey’in ifadesi ile söylüyorum, burası çok önemli, özünde askeri (NATO), hukuki (Avrupa Konseyi), iktisadi (AB adaylığı) ittifaklar değil, birer DEĞERLER İTTİFAKIDIR.

8- Türkiye yönetimi olarak benimsediğiniz ve ülkeye de benimsetmeye çalıştığınız değerler sistemi batı değerler sistemi değilse, yönetim de ülkeyi batı ittifaklarından, değerlerinden koparmak için Rusya, Çin gibi başka bir değerler sisteminin ülkelerine yanaşır.

9- S-400 meselesinin özü sekizinci maddede (bir önceki) belirtilendir.

10- Türkiye’de birilerinin S-400 alımına karşı çıkmalarının altında orta ve uzun vadede ülkenin batı değerler sisteminin parçası olmaktan çıkarılmasına engel olmak içindir.

11- “Biz S-400’leri ABD bize Patriotları satmadığı için mecburen, ulusal güvenlik gereği olarak alıyoruz” ifadesi yanlış, en azından çok eksik bir ifadedir.

12- Kimse silah satışından büyük paralar kazanan, bu niteliği ile de çok eleştirilen ABD’nin bize neden Patriotları satmadığını sorgulamamaktadır.

13-ABD’nin Türkiye’ye Patriotları satmaktan imtina etmesi yukarıda belirttiğim batı değerler sisteminden derece derece çıkışımıza bir tepki olarak gündeme gelmiştir.

14- Batı askeri ittifakının gereklerini yerine getiren yani batı değerler sisteminden kopmayan bir Türkiye’ye ABD’nin, Pentagon, Beyaz Saray, Kongre, Patriot satmamasının bir mantığı yoktur ve bu satmama keyfiyeti zaten gündeme gelmez.

15- Batı değerler sisteminin bir parçası olmak demek dış politikanızda her noktada batı merkezleri ile bire bir uyumlu olmak ve davranmak değildir ama değerler ortaklığı başka bir şeydir.

16- S-400 meselesi ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, gösteri yürüyüşleri hakkı, KHK’lıların işlerine geri dönebilmesi, yargının etkin çalışması, AİHM’de ihlallerde en önlerde olmamak meselelerinde bir tercih demektir.

17- Batı değerler sisteminin ve ittifaklarının sorgulanmayan bir üyesi olmak demek aslında Ortadoğu ile, Rusya ile çok daha sağlıklı ilişkiler kurabilmenin de ön koşuludur.

18- S-400 almak ya da almamak özünde bir değerler tercihidir ve başka bir şey de değildir.

19- Abdülhamit Köşkü’nde toplumun en az yarısının hiç okumadığı ve okumayacağı gazetelerin genel yayın yönetmenlerini “milli birlik” mottosu altında toplar ve başka gazetecileri davet etmezseniz S-400 alımı çok tutarlı bir davranıştır.

20- Kimse bize lütfen S-400 alımının teknik bir konu, bir hava savunma sistemi tercihi ya da mecburiyeti olduğunu söylemesin.