Abdülhamid, Fenerli ve ülkücü müydü?



Artı Gerçek

Akılcılığın, dayanışmacılığın, Batılı çağdaş değerlerin ve mizahın simgesi 150 yıllık köklü bir eğitim ve kültür kurumunun başına tartışmalı bir şahsiyeti atarsanız…


Galatasaray Lisesi sıradan bir eğitim ve kültür kurumu değil. Sultan Abdülaziz döneminde (1868) kurulduğunda Osmanlı’nın ilk ve tek laik okulu. Beyoğlu’ndaki binada Müslüman, Hristiyan, Yahudi çocuklar, Osmanlı kulu Ermeniler, Sırplar, Bulgar, Arnavut ya da Araplar ilk kez bir arada eğitim görmeye başlamış. Zaten sırf bu nedenle üç semavi dinin temsilcileri cemaatlerine ‘’Çocuklarınızı Galatasaray’ına göndermeyin’’ diye telkinde bulunmuş. Galatasaray’ın bir başka müstesna özelliği Fransız eğitim tarzını benimsemiş ve uygulamış olması. Okulda baştan beri bir Fransız müdür çok sayıda Fransız öğretmen görev yaptı. Fransız devleti okulu hem maddi hem de pedagojik açıdan destekledi. Bu nedenle okula ‘’Batı’ya Açılan Pencere’’ etiketi verilmiş. Aslında ilk başta Saray’ın çocukları ve Saray’a kadro yetiştirmek için kurulmuş (Mekteb-i Sultani), Cumhuriyet rejiminde de devlete üst düzey bürokrat vermiş bir okul. 

Galatasaray’ı tanımlayacak üç önemli nitelik, akılcı, dayanışmacı ve mizahçı… 

150 yılı aşmış bu köklü kurum bugün, François Mitterrand ile Turgut Özal’ın 1992 yılında imzalamış olduğu uluslararası bir sözleşme ile yönetiliyor. YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığı ile de kaçınılmaz olarak farklı ilişkiler içinde. 

Böyle bir kuruma Müdür olmak önemli. Lisenin Müdürünü, Üniversite’nin Rektörü ile Galatasaray Eğitim Vakfı birlikte kararlaştırıyor, Milli Eğitim de bu kararı onaylıyor. Son 27 yılda Lisede, bir istisna hariç, hep Üniversite hocaları Müdürlük yaptı. Bu tercih, hem Lisenin ve Müdürün Milli Eğitim’den nispi özerkliğini sağlıyor hem de Lisenin eğitim düzeyini yükseltiyordu.

Son olarak, Prof. Dr. Vahdettin Engin’in Lise’ye müdür atanması Galatasaray dünyasında büyük tepkilere yol açtı. 

Dış görünüşte iki neden var: 

·       Genelde ve ezici çoğunlukla açıkça Cumhuriyetçi olan Galatasaraylılar yeni Müdürün Abdülhamitçi olduğunu savunarak bu atamaya muhalefet ediyor. Tevfik Fikret’in koltuğuna Abdülhamitçi birinin oturmasına karşı çıkıyor.

·       Prof. Engin’in Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre üyesi olması ayrıca da kamuoyunda açıkça Fenerli kimliğini savunması da Galatasaraylıları kızdırdı. Lise Müdürü, tüzük uyarınca, Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulunun doğal üyesi. Bu üyelik şimdiye kadar hep temsili düzeyde kalmış olsa da, hiçbir Galatasaraylı, Fenerli birinin okulun kurduğu kulübün Yönetim Kurulunda olmasını kabul etmez.

Engin, FB üyeliğinden istifa edip eğitim yılının başlangıç günü törende yaptığı Kemalist tonlu konuşma ile bu iki itirazı boşa çıkarmaya çalıştı. Ayrıca Kulübün Yönetim Kurulu toplantısına da katılmayacağını açıklayarak muhaliflerini yatıştırmaya çabaladı.

Ne var ki, meseleyi biraz deşince işin içinde ciddi siyasi gerekçeler olduğu ortaya çıkıyor.

Engin’in sponsoru geçenlerde bir trafik kazasında hayatını kaybeden Kültür Bakanlığı eski Bakan Yardımcısı Prof. Haluk Dursun. Engin’le Dursun, hem Mektepten yakın arkadaş, hem de Üniversiteden meslekdaş. Ama yakından tanıyanlar tarafından ayrıca ‘’Ülküdaş’’ olarak biliniyor.  Dursun’un kendi şahsi kıyağı mı yoksa resmi konumu gereği bir kayırma mı bilinmez ama, Engin’in Lise Müdürlüğünü öneren, talep eden ve sonuçta gerçekleştiren büyük ölçüde Dursun.

Yeni Müdür Engin’in akademik nitelikleri hakkında çok parlak referanslar maalesef mevcut değil. Yayınlanmış eserlerinin çoğu Abdülhamid hakkında, öyle pek de eleştirel çalışmalar değil. Galatasaray dünyasında tanınmasını sağlayan ‘’Mekteb-i Sultani’’ başlıklı çalışması belki o alanın önemli ve ciddi akademik çalışmalarından biri ama kitabın savunduğu temel tez yazarının ideolojisi ile özel olarak uyumlu. Kaynakçasında, GS açısından aslında en önemli bilgi kaynağı olan Fransız belgelerine anlamlı herhangi bir gönderme yapmadan GS’yi ‘’yerli ve milli bir müessese’’ olarak takdim ediyor. 

Engin, 1956 doğumlu. Bu nedenle, özel yani iltimaslı bir işlem yapılmaz ise, iki yıl sonra yasa gereği emekli olması gerekiyor. O zaman 2021’de, Galatasaray dünyası herhalde herhangi bir tartışmaya yol açmayacak yeni bir Lise Müdürü adayı bulabilecek.

Galatasaray bugün laik niteliği, rasyonel düşünce yuvası ve mecrası olarak, Batılı eğilimleri ayrıca Kemalist özellikleri ile mevcut Saray iktidarına biat etmeyen bir kurum. Tevfik Fikret de bu okulda talebe ve Müdür iken, istibdat rejimlerine boyun eğmemişti. 

Bizim Mektebin, dünyaca tanınan ve en popüler temsil kolu olmasına rağmen, aslında boyutlarından sadece biri olan Galatasaray Spor Kulübü de bu tartışmaya dahil oldu. Kulüp Yönetim Kurulu bir bildiri yayınlayıp Fenerli Müdürün atanmasına karşı çıktı. 

Biraz geriye gidelim şimdi: Yeni stadının açılış töreninde Erdoğan’ı ilk kez kitlesel olarak protesto etmenin onur ve zevkini yaşamıştık Arslantepe’de. 15 Ocak 2011 günü, ben de oradaydım, Kulüp üyeleri ile sponsor firmaların davetlilerinden oluşan seyirciler, TOKİ Başkanının GS Başkanı Özhan Canaydın aleyhine söz etmesinin ardından yuhalanınca Erdoğan da açış konuşması yapmaktan vazgeçip stadı terketmek zorunda kalmıştı. Erdoğan bu hezimeti unutamazdı ve unutmadı. AKP’nin bir Istanbul İl Kongresini bu stadta yaparak aklınca rövanş aldı. Sonra da stadın metro bağlantısını uzun süre kapalı tuttu. Stadın tavanının kapatılmasını da geciktirdi. 

Şimdi bu yeni atama nedeniyle, Galatasaray kültür ve terbiyesinden nasibini alamamış bazı taraftar grupları, yarın öbürgün Lise’yi protesto etmek için bir bahaneye sahip oldu. O kesimde zaten bir Mektep düşmanlığı var, şimdi bir de ‘’Fenerli Müdür’’ kozuyla saldırabilirler.

Tek başına devletin bütün kurumlarını, toplumun tüm birimlerini ele geçirip keyfi olarak yönetmek isteyen Erdoğan, iktidarının kültürel alanda hegemonya kuramamasının nedenlerinden biri olarak gördüğü Galatasaray’ı yıpratmak için elinden geleni ardına koymuyor. ‘’Bütün Saraylar Beştepe’ye bağlandı, Galata Saray’ını da bağlayacağız’’ mealinde sözler sarf ediyor yandaşlar. 

Saldırı, kuşatma Lise ile sınırlı değil. Geçen yıl kendi projesi Başakşehir’i şampiyon yapmak istemişti, olmadı. Daha doğrusu Galatasaray, ‘’Biz Başakşehir’i şampiyon yaptırmayacağız’’ dedi ve Cimbom mevcut üç kupayı birden kaldırıp müzesine götürdü. Futbol takımı bu sene de Teknik Direktörünün deyişi ile ‘’Profesyonel Organize İşler’’e muhatap oluyor.

Böylesine tartışmalı bir şahsiyeti, böyle bir ortamda getirip bu köklü kuruma Müdür atarsanız sorun çıkar. Belki de amaçları buydu…