'Amerika'nın bize karşı bir planı var'



Artı Gerçek

AKP Genel Başkanı Erdoğan, Zarrab davasını 'Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor' sözleriyle değerlendirdi.


HABER MERKEZİ - Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda konuştu. Man Adası Belgeleri'ni, Zarrab davasıni, İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etme hazırlıklarını, İran ve Rusya ile ilişkilerini iç kamuoyuna mesaj verme ve tabanını diri tutma çabası ekseninde değerlendirdi.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Ana muhalefetin diğer adıyla ana hıyanetin başındaki zata çağrımı tekrarlıyorum. Şayet iddiasını kanıtlasaydı ben Cumhurbaşkanlığı görevini bırakacaktım. Şimdi aynı ilkeli tavrı kendisinden bekliyorum. Salı gününden bu yana CHP'nin başında durduğu her vakti gereğini yapamadığı zaman dilimi olarak kaydediyorum.

'CAMBAZA BAK CAMBAZA DURUMU'

Bu zat şimdi de ABD'nin ülkemize karşı silah gibi kullandığı Zarrab davasıyla ilgili açıklamalar yapacakmış. Amerika'daki davanın hukukla ilgili olmayan cambaza bak cambaza durumudur.

Pek çok kuş birden vurulmak hedefleniyor. Birisi, Suriye ve Irak'taki projeye hız verilmek istenmesidir. Davanın projesi Amerikan yönetimi içindeki bir gruba aittir. Amerika'da ülkemizdeki 28 Şubat dönemine benzer bir süreç yaşanıyor. Eski yönetim bakiyesi bir grubun ülkemiz konusunda Trump yönetiminin iradesine aykırı olarak yönetim izlediği anlaşılıyor. Bizim muahtabımız sayın Trump'tır ve öyle de kalacaktır. Bizi yargılamalarının niyeti onbinlerce kilometrelik terör koridorudur. Şantaj aracı olarak kullanmak üzere gündemde tutulduğu açıkça görüldü.

'AMERİKA'NIN İRAN'A YAPTIRIMLARINI EN BAŞTA KENDİ ŞİRKETLERİ DELDİ'

Öncelikle bu davanın gerçekte ne olduğuna bakmakta fayda var. İddianameye bakılırsa davanın konusu Amerika’nın İran’a uyguladığı yaptırımların delinmesine yönelik bir planın ortaya çıkarılmasıdır. Yine iddianameye göre Türkiye İran’dan aldığı doğalgazın parasını kendi bankalarında tutmak yerine, bir takım yöntemlerle asıl alacaklıya yani İran’a aktarmış.

Davanın sanıkları bu amaçla Amerika’yı dolandırmak, kara para aklamak gibi işlemler için komplo kurmakla suçlanıyor. Amerika’nın İran’a yaptırımlarını en başta kendi şirketleri olmak üzere, batının değişik ülkeler delmiştir, bundan ya haberleri yok, burada da aynı şekilde provokasyon devam ediyor. Pek çok banka batıda suçlamalarla karşılaşmış ve milyarlarca Euro ödeme yapmışlardır. Ekonomik bir suçun cezasının da ekonomik olacağı sebebiyle, haksız dahi olsa bu işlemlerin takibinin kendi zemininde yapılması gerektiğine inanıyoruz.

'BU TÜRKİYE'YE KARŞI KURULMUŞ BİR KOMPLODUR'

Ancak burada İran’a yaptırımlara ihlalle ilgili farklı bir yol izlenmiş, ceza davası açılması yoluna gidilmiştir. Duruşmalarda da davanın asıl konusu üzerinde neredeyse hiç durulmadan, ülkemizi karalamaya yönelik mizansen sahnelenmektedir.Bu davanın Amerikan kamuoyundaki medyasındaki yansımalarına baktığımızda ise bambaşka manzarayla karşılaşıyoruz. Zarrab davasını, Rusya Flynn Trump davasıyla birlikte değerlendiriyor. Amerikan iç siyasetindeki büyük kavganın malzemesi olarak da algılanıyor. Avrupa medyasının da aynı şekilde olduğunu görüyoruz. Ortada FETÖ’nün ve ana muhalefetin güdümündeki bir takım çevrelerin iddia ettiği gibi bir yolsuzluk davası yoktur. Amerika’daki davanın özünde de böyle bir iddia söz konusu değildir, zaten de olamaz. Nasıl 17-25 Aralık’ta yolsuzluk görüntüsü altında ülkemizdeki anayasal düzeni emniyet darbesiyle yıkma çabası varsa, Amerika’daki davada aynı amacı gerçekleştirme niyeti vardır. Davanın iddianamesindeki komplo iddiası doğrudur, ama bu komplo Türkiye’ye karşı kurulmuş bir komplodur.

'İSRAİL İLE DİPLOMATİK İLİŞKİLERİMİZİ KOPARIRIZ'

Amerika'nın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı almaya hazırlandığı iddialarına ilişkin Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Amerika'nın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı almaya hazırlandığı yönündeki haberlerle ilgili üzüntülerimi bir kez daha ifade ediyorum. Sayın Trump, Kudüs Müslümanların kırmızı çizgisidir. Filistin halkın yaraları kanamaya devam ederken her gün halk ihlalleri, zulümler, baskılar sürerken İsrail'e destek mahiyetinde böyle bir karar alınması sadece uluslararası hukukun ihlali değil aynı zamanda insanlık vicdanına da vurulmuş ağır bir darbedir. Bu konunun sonuna kadar takipçisiyiz.

Eğer böyle bir adım atılacak olursa, hemen 5-10 gün içinde İslam İşbirliği Teşkilatı liderler zirvesini İstanbul'da toplayacağız. Bununla da kalmayacağız. Bu zirve ile birlikte çok daha önemli etkinlikler ile tüm İslam dünyasını o zirvede hareketlendireceğiz. Sıradan bir olay değil bu.  

'EY AMERİKA ÖSO'YU SENİNLE BİRLİKTE KURDUK'

Sakın ha PYD demeyin, sakın ha YPG demeyin, PKK demeyin. Ne deyin? Suriye Demokratik Güçler, SDG deyin; yutarlar. Tezgah bu, bu tezgahı da iyi bilelim. Ya biz Özgür Suriye Ordusu’nu ey Amerika seninle beraber kurduk ya, Obama yönetimiyle beraber kurduk. O zaman SGD diye bir şey yoktu. Ve beraber özgür Suriye ordusunu DEAŞ’a karşı kurduk. Ama siz şimdi yeni bir manevrayla, SDG’yi kurduk…. Onunla yeni bir aldatmaca, artık bunu bize yutturman mümkün değil. Bu konu bizim için bir taktik değil bir beka meselesidir. Bundan sonra kimin nerede ne dediğine değil, sahada kimin ne yaptığına bakacak ona göre hareket edeceğiz.

'AMERİKANIN BİZE KARŞI BİR PLANI OLDUĞU ARTIK İYİCE ANLAŞILIYOR'

Netice olarak biz İran ile ilişkilerimizi sürdürürken mümkün olan noktalarda Amerika’nın taleplerini de dikkate aldık. Buna karşılık Amerika’dan aynı anlayışı göremediğimiz de belirtmek durumundayım. Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor. Buna nereden geliyorsunuz? Nereden gelmeyeyim? Kuzey Suriye, en doğusundan al batıya doğru orada bir terör koridoru oluşturulduğunu görüyoruz. Kurulmakta olan üsler, işte geçenler de de söylemiştim. Yaklaşık 1300’dü TIR olarak, bu sayılar tırmandı tırmandı 2 binin 3 binin üzerine çıktı. Bu TIR’larla zırhlı taşıyıcılar, silah, mühimmat bu bölgeye geldi. Peki bu silahlar bu bölgeye niye gelir?

YA İRAN, YA TÜRKİYE, SIKIYSA RUSYA

Nerede kullanacak bu silahları Amerika? DEAŞ diye bir şey mi kaldı ortada? Suriye’ye karşı mı kullanacak? Irak’a karşı mı kullanacak? Yok. E kime karşı kullanacak? Ya İran, ya Türkiye, sıkıysa Rusya. Şimdi ben doğruları söylemek zorundayım. Ben bunu Sayın Trump’ın kendisine de söyledim. Verdikleri neydi biliyor musun? “Bütün seri numaralarını belirledik, DEAŞ gidince silahları alacağız’ E silahlar hala geliyor, niye üslerin sayısı artıyor? Kusura bakmasınlar, adım adım her şeyi takip ediyoruz. Biz de gereği neyse bunu yapmanın mecburiyeti içerisindeyiz.