Barış Akademisyenleri avukatı hasta yatağında, adalet ölüm döşeğinde



Artı Gerçek

Barış Akademisyenleri Davası Avukatı Meriç Eyüboğlu, hasta yatağında savunma veremedi. Mahkeme adil yargılama hakkını hiçe sayarak ceza yağdırdı.


Fatma YÖRÜR


ARTI GERÇEK- Barış Akademisyenleri Davası Avukatı, Büyükada Davası Avukatı, Gezi Parkı Davası Avukatı ve kadınların Avukatı Meriç Eyüboğlu hastalığı nedeniyle duruşmalara giremedi. Barış Akademisyenleri yargılanmaya ve ceza almaya devam etti.

Kocaman yüreğiyle nerede bir büyük mesele var orada cübbesini üzerine geçirdi. Rol aldı, sözünü söyledi. Feminist hareket İstanbul’da onun soluğuyla daha da güçlendi. Meriç Eyüboğlu, 45 günü hastanede geçiren feminist avukatımız 13 gün içinde iki ameliyat oldu. “Bu kez biraz daha büyük, biraz daha sancılı. Hızla iyileşiyorum… İyileşeceğim.’ Bu cümleleri hasta yatağından yazdı. Ama aklı adaletsizliğe teslim adliye koridorlarındaydı. Yaşam hakkını savunurken hapse maruz kalan kadınlar, barışı savunurken hapis cezası alan akademisyenler, hepsi yolunu gözlüyordu.

“Hanime Aslan'ın bozmadan sonra Salı günü İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmasına da, Nevin Yıldırım'ın Perşembe günü Yargıtay'da görülen temyiz duruşmasına da katılamadım. Nevin için ayrı yandım, bilen bilir. İki gece rüyamda Nevin'in güzel gülüşünü gördüm. İkisi de hele Hanime Aslan duruşması sessiz sedasız geçti, bitti. Nevin için İstanbul'dan avukat katılımı olamadı. Duruşmada Antalya’dan, Adana’dan, Ankara’dan feminist avukatlar, feminist yoldaşlar yer aldı. Emeklerine, yüreklerine, akıllarına binlerce sağlık olsun, keşke İstanbul'un hali de böyle olmasaydı.”

‘KİŞİSEL ÇABALAR YETMİYOR FEMİNİST ÖRGÜT ÇOK ELZEM’

Bu satırları sosyal medya hesabından paylaştı. Kocaman yüreği günlerdir ziyaretine gitmek istediğim gidemediğim Meriç Eyüboğlu’nun kendi satırlarına yansıdı: “Buralarda yazmak ne anlamlı, ne gerekli ama uzun hastane süreci ve Hanime, Nevin, Yasemin. Bu süreçte yetişemediğim, bir ucundan tutamadığım onca hak ihlali üzerine uzun uzun düşündüm. Kişisel çabalarla gelebileceğimiz yerin sınırlarındayız, feminist örgüt çoook elzem.”

‘2 BARIŞ AKADEMİSYENİ AVUKATLARI OLMADAN SANIK SANDALYESİNDE’

“Neredeyse 40 gündür yatıyorum, kaç tane Barış Akademisyeni duruşmasına rapor sundum, giremedim, artık saymıyorum. Onca korkunç mahkeme içinde sadece ve sadece 25. Ağır Ceza Mahkemesi ameliyat olduğumu gösterir raporları kabul etmedi. İki ayrı dosyada iki ayrı imzacının yanında avukatları olmadan, son savunma yapılmadan, savunma hakkı, adil yargılanma ilkesi açıkça ihlal edilerek iki yılı aşkın hapis cezaları verdi. Hastayken ne yapmalıydım, müvekillerim ne yapmalıydı? Bekleyip hastaneden değil mezarlıktan mı belge sunulmalıydı? Bu insafsızlık, bu ayansızlık, bu hukuksuzluk doğru dürüst haber bile olmadı, olamadı. Bir sosyal medya eylemine bile konu olamadı. Ben ancak yazabiliyorum, en azından bu mecrada sınırlı sayıda kişiyle olsa da paylaşmış olayım, belki kulaktan kulağa yayılır, duyulur bu rezillik! Bu durum da tanık olunacaklar arasında yer alır.”

Yıllarca hukuksuzluğa uğrayan herkesin kolu kanadı olan, Meriç’i bu korkunç tabloda yalnız bıraktık. Neden? İstanbul seçimleri için mi? YSK kararları için mi? Tez yazımı mı? Meriç olsa hepsine yetişirdi. Utanarak okuduğum satırları şöyle son buldu:

“Sevgili Tuna'yı yazmalıyım. Avukatı hastanede olduğu için, O'nu rahatsız etmemek için tek başına Balıkesir'e giden Tuna Altinel’e... Ahh ahhh... Salı günü ofis arkadaşım, bu uzun hastane sürecinin tüm yükünü çekenlerden, üstlenenlerden sevgili Aylin, Balıkesir Kepsut cezaevine gitti. Tuna, ona günlerdir her vesileyle gönderdiğim sitemli, kızgın mesajlara çok güzel bir cevap yazmış... Onu merak edenlere de bu notu göndermiş. Ahh aklımız nasıl Tuna'da kalmayacak.”