Baskın Oran: Erdoğan 7 Haziran seçimleri nedeniyle sabıkalı



Artı Gerçek

Muhalefeti 'Erdoğan, 24 Haziran’ı 1 Kasım’a dönüştürmeye kalkarsa ne yapılacak?' sorusuyla uyaran Prof. Dr. Baskın Oran alınması gereken tedbirleri Artı Gerçek'e anlattı.

EMRE ÜNSALLI


POLİTİKA - Halkların Demokratik Partisi’nin açıkladığı 'Seçim Bildirgesi' toplantısına katılan Prof. Dr. Baskın Oran, bildirgeyi içerik olarak 'hem Türkiyeli Kürt partisi hem de özgür düşüncenin dile getirilmesi' olarak nitelendirmişti.

Prof. Dr. Baskın Oran, bildirge hakkındaki olumlu yorumlarının ardından sorduğu bir soruyla önemli bir eksikliğe dikkat çekti:

"Eğer Erdoğan kalkıp da 24 Haziran’ı 1 Kasım’a dönüştürmeye kalkarsa ne yapılacak? Muhalefet partileri, hayır cephesi bunun cevabını şimdiden aramak ve tedbirlerini almak zorunda.”

Baskın Oran'ın tam da bu açıklamasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan İngiltere'de verdiği iki röportajda, AKP'nin tek başına iktidar olamadığı 7 Haziran 2015 seçimini hatırlattı. Sistemi tıkayacak herhangi bir gelişmeye izin vermeyeceklerini belirten Erdoğan, AKP'nin Meclis'te çoğunluğu kaybetme olasılığına karşı, "A, B, C planlarımız var" ifadeleri kullandı.

Erdoğan'ın 7 Haziran seçimleri göndermeli açıklamalarının ardından akıllara yeniden Prof. Dr. Baskın Oran'ın sorduğu o soru geldi: Eğer Erdoğan kalkıp da 24 Haziran’ı 1 Kasım’a dönüştürmeye kalkarsa ne yapılacak?

7 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN ARDINDAN NE YAŞANDI?

Erdoğan'ın açıklamalarının ardından daha da değerli hale gelen o soruyu sormasının nedenlerini ve muhalefetin almasını istediği 'iki aşamalı tedbirler silsilesi'ni Artı Gerçek'e anlatan Oran, 2015'teki 7 Haziran seçimlerinin 1 Kasım’a dönüştürülmesi hakkında hafızalarımızda kalan ilginç bir kronolojiyi hatırlattı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere'den yaptığı 'itiraf' niteliğindeki açıklamaları olmasa bile 7 Haziran - 1 Kasım 2015 seçimleri nedeniyle sabıkalıdır. Seçim 7 Haziran 2015’te yapıldı, arkasından 20 Temmuz günü Suruç’da katliam oldu, katliamdan 2 gün sonra da sanki bu katliamın intikamıymış gibi gösterilmeye çalışılan Ceylanpınar olayı yaşandı. 22 Temmuz 2015’te 2 polis, kafalarına susturucuyla sıkılmış mermilerle evlerinde öldürüldü. Bunun ardından saatler içinde AKP çözüm sürecini bitirdiğini ilan etti ve operasyonlara başladı. Özellikle de hava operasyonlarına başladı. Hemen ardından 24 Temmuz'da HDP’lileri içeri attı ve aynı zamanda hendek operasyonları başladı. Bu tahrikler karşısında PKK oyuna geldi ve cevap verdi. İşte hiç kimseyi itham etmek istemiyorum ama böyle bir kronoloji bizim kafamızda yer etmiş vaziyette.

Ceylanpınar'da iki polisin öldürüldüğü olayın davasında dokuz tane sanık vardı. Bu dokuz sanık, birkaç ay önce beraat etti. Niye beraat etti çünkü onların parmak iziyle evdeki parmak izleri uyuşmadı. Onun yerine evde eve hiç gitmediğini iddia eden polislerin parmak izleri bulundu. Onun için birinci aşama, muhalefet partilerinin böyle bir olasılığın bir daha tekrarlanmaması için çalışma yapmasıdır."

'ERDOĞAN, 7 HAZİRAN-1 KASIM SEÇİMLERİ YÜZÜNDEN SABIKALI'

Genel olarak muhalefet partilerini uyaran Prof. Dr. Baskın Oran, Erdoğan'ın İngiltere'de yaptığı itiraf niteliğindeki açıklamalarından daha önce de bu tip itiraflarda bulunduğunu söylüyor:

"Sayın Cumhurbaşkanı İngilterede 'Bizim A, B, C planlarımız var. Ben 7 Haziran'ı dağıttım' dedi ama bunu demeseydi bile daha önceden çok daha anlamlı bir şey söyledi. Dedi ki, 'Biz AK Parti'nin milletvekillerinden her şeyden önce beklediğimiz nitelik sadakattir.' Bu açıklama, 'ben Meclis'te AKP milletvekillerine bir emir vereceğim onlar şak diye uygulayacaklar' anlamına geliyor. İşte bu, 'benim planlarım çok tehlikeye girdi' demek. '1 Kasım’da gösterdiğim performansı bile gösteremeye bilirim' demek. Bu itiraflar olmasaydı dahi, 7 Haziran - 1 Kasım 2015 dolayısıyla sayın Erdoğan sabıkalı. Onun için bizim biraz düşünmemiz lazım.

SEÇİM HARCAMALARININ KAYNAKLARI MUTLAKA SORULMALI 

İkinci aşamanın seçim propagandası için harcanan paranın kaynağının araştırılması olduğunu söyleyen Oran, diploma, mal bildirimi ve bütçe kaynakları meselesinin en az birinci aşama kadar önemli olduğunu söyledi:

"Gelelim ikinci aşamaya, bu gün Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin önemli bir bildirisi yayınlandı. Bu bildiri aslında orijinal değil çünkü aynı dernek 1914’ten beri yayınlıyor bu bildirileri ve diyor ki, ‘Bütün adaylar hem kendisi için hem de yakın akrabaları için mal bildiriminde bulunsun.' Yani yapacakları propaganda harcamalarının hangi bütçe kaynakları tarafından karşılacağını açıkça ortaya koysunlar diyor. Hiçbir kurumu ya da kişiyi itham etmek bize düşmez ama Cumhurbaşkanlığı'nın örtülü ödeneği başka hükümetin örtülü ödeneği başka. Dolayısıyla bu durum muhalefet partilerinin kulağına küpe olmalı."

(ARTI GERÇEK)