Birazcık Türkçe bilen, azıcık kafası çalışan...??



Artı Gerçek

Ahmet Hakan isyanlarda... Haberin önüne arkasına bakmadan, hemen söylenmeye başlamış.


Mustafa TİĞREK


Ah canım ya!.. 
Ahmet Hakan bugün bir konuya açıklık getirmiş.

Erdoğan, Ali Babacan, Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu için "Kafanıza takmayın, ihanetin bedelini ağır öderler" dedi ya...

Erdoğan’ın sözleri “Ali Babacan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu için tehdit: Bunun bedelini öderler”... diye haber oldu ya...

Ahmet Hakan isyanlarda...
Haberin önüne arkasına bakmadan,hemen söylenmeye başlamış:

“Ne demek bedelini öderler?” demiş....
“Hapse mi atılacak bu isimler?” demiş... 
“Mavi gökyüzü kendilerine dar mı edilecek?” demiş... 
“Ayrı bir siyasi parti kurmak suç mu?” demiş…

***
Bu “demiş”leri başkasından duymadım. Kendisi diyor. Birinci ağızdan yani.
Yazısında var.

Bunları demekle kalmamış...
“Dur” demiş…
“Konuşmanın ilgili bölümüne bir göz atayım. Belki yine bir internet sitesi özetlemesinin kurbanı oluyorumdur” demiş.

O kadar da objektif ve hakkaniyetli yani.

***
Sonra ...Erdoğan’ın, bedelini ödemekten kastettiği şeyin…
Siyaseten bitmek, siyaseten unutulmak olduğunu anlamış.

Zaten biraz Türkçe bilen, azıcık kafası çalışan Erdoğan’ın sözlerinin tamamını okuduğunda, böyle anlarmış.(Kendisinin ifadesi)

***
Yakın zamanda Erdoğan, Meral Akşener için…
"Birileri şu an cezaevinde süre dolduruyor aynı yola sen de düşebilirsin. Neden? Cumhurbaşkanı'na iftira atamazsın. Hanımefendinin kaçacak deliği de yok. Çünkü o milletvekili de değil. Onunla hemen hesaplaşacağız. Onun hesabı ağır olacak" demişti.

İtiraf etmek gerekirse, haberi okuduğumda, Meral Akşener’le hesaplaşmanın siyaseten olacağını, bu cümlenin tehdit olmayıp,  Akşener’in siyaseten biteceğine, siyaseten unutulacağına dair bir öngörü olduğunu idrak edememiştim.

Ahmet Hakan, bu durumuma açıklık getiriyor....
Biraz olsun Türkçe bilmemem, ve azıcık da olsa kafam çalışmadığından olsa gerek.

***
Konuşmasının başında Erdoğan’ın  bahsettiği, “Cezaevinde süre dolduran” kişinin Selahattin Demirtaş olduğunu, bu azıcık bile olsa çalışmayan kafamla, tahmin edebiliyorum.
(Yanılıyorsam, kafamla ilgili mazeretim var)

Akşener, terörle ilişkilendirilen biri değil. 
Bu durumda, Demirtaş’ın terörle ilişkili iddialar nedeniyle “Cezaevinde süre doldurması”nın hatırlatılması, anlamlı değil.

Burada başka bir şey vurgulanıyor olmalı.

İnsanın Ahmet Hakan olası geliyor…
“Mavi gökyüzü birilerine dar mı ediliyor?” diyesi geliyor. 

Ahmet Hakan gibi “Türkçe bilen”, “kafası çalışan” olmadığımızdan olsa gerek…
Demirtaş’ın terör suçları nedeniyle mi, siyaseten mi “cezaevinde süre doldurduğunu” anlayabilemiyoruz.

Yok eğer,  hapse atmak, mavi gökyüzü birilerine dar etmek…
veya “cezaevinde süre doldurtmak”
“Siyaseten bitirmek, siyaseten unutturmak” için kullanılan bir yöntemse, o zaman vay halimize.

Meseleyi Ahmet Hakan da anlamamış demektir.

***
Aynı mazeretimden dolayı, Can Dündar için söylenen “Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu.” sözlerini de tam idrak edememiş olmalıyım.

Adliye önünde kurşunlanması, siyaseten bir durum olmalı.

***
Örnekler, bunlarla sınırlı değil.

Artı Gerçek’ten Ayşe Yıldırım, bugünkü “Ne çok duyduk şu ‘ihanet’i!” başlıklı yazısında, ancak “Biraz Türkçe bilen”, “Azıcık kafası çalışanların” doğru anlayabileceği örnekleri derlemiş.