Bulgular kanıtlıyor: Şule aslında tutunmaya çalışmış



Artı Gerçek

“Şule’nin elleri ile sanıklara ya da cam çerçeve bileşenlerine tutunma çabası sırasında ayakların da hareketi/çırpınmasıyla…”


Derya OKATAN


ARTI GERÇEK - Şule Çet davasında gerçekler gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Polisin sadece şüphelilerin beyanına dayanarak ilk tutanağını “intihar” olarak hazırlaması ve hiçbir inceleme yapılmamış olması nedeniyle Şule Çet davası birçok bilinmezlikle ilerliyor. Emniyetin ve savcıların sormadığı, Adli Tıp Kurumu’nun yanıtlamadığı sorular, dava sürecinde bilirkişi raporlarıyla yanıtlanıyor. Cinsel saldırı olgusuna dair raporun ardından düşme mekaniği ve dinamiği üzerine hazırlanan rapor, birçok soru işaretini ortadan kaldırıyor.

Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım'ın talebi üzerine Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağlar Özdemir’in hazırladığı bilimsel mütalaa dünkü duruşmada mahkemeye sunuldu.

Dosyadaki tüm belge ve bilgiler incelenerek hazırlanan 9 sayfalık ön inceleme raporunda, kapsamlı bir raporun daha sonra sunulacağı belirtildi.

Raporda, düşme/atılmanın nasıl olabileceği üzerine ihtimaller yer alırken, sanık Çağatay Aksu'nun ifadesinin doğru olup olmadığı da değerlendiriliyor.

Aksu, ifadesinde olay anını şöyle anlatmıştı: "... Sigara içtiğimiz için de camları açmıştık. Yaklaşık 03.00 sularından sonra Şule ofiste makam odasının yanındaki dinlenme odasına geçti. Kapısı da açıktı. Yaklaşık 1 dakika sonra arkasından gittiğimde Şule camdan sarkmış, elleri aşağıya doğru açıktı. Ben kendisini tuttum. Bana 'ben gidiyorum' dedi. Ben de 'Ne yapıyorsun, nereye gidiyorsun, manyak mısın, nolur tutun' diye söyledim. Hiç cevap vermedi. Bu şekilde düştüğünü hatırlıyorum..."

OLAY GERÇEKTEN O ODADA MI GERÇEKLEŞTİ?

Bilirkişinin ön inceleme raporunda, cam pencere aralığı, cam önünde duran sehpa, sehpa ile cam arasındaki mesafe, sehpa üzerinde duran tavla gibi nesnelerin birbiriyle ilişkisi ve düzeni, aynı zamanda cam ve pencere üzerinde ve kenarlarında Şule Çet'e ya da sanıklara ait herhangi bir parmak izi saptanmamış olmasının, olayın bu odada gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda şüphe doğurduğu belirtiliyor.

Raporda, delillerin yok edilmiş ya da Şule Çet'in makam odası olarak kullanılan diğer odadaki camdan atlamasının/atılmasının olasılık dahilinde olduğu ifade ediliyor.

SIRTININ YUKARI DEĞİL YERE BAKAR ŞEKİLDE OLMASI GEREKİR

Şule'nin düştükten sonraki pozisyonu, bedeninde oluşan tahribat, beyin doku parçalarının etrafa yayılışı ve Şule’nin çarpması sonucu çitte oluşan hasarı değerlendiren bilirkişi, düşme şeklinin Çağatay Aksu’nun ifadesiyle uyuşmadığına dikkat çekiyor. Rapordaki ifadeler şöyle: "Çitle/zeminle temas sırasında diğer vücut bölgelerine göre Şule Çet'in kafasının aşağıda, sırtının ise yere ve binaya bakar pozisyonda olduğuna işaret etmektedir.”

Bu, düşmeden önce Şule’nin sırtının pencereye yaslanmış, yüzü odaya dönük şekilde olduğu anlamına geliyor. Oysa, Aksu’nun ifadesine göre, Şule’nin sırtının yukarıya bakar şekilde olması gerekiyordu.

AYAKKABI ÖNCE DÜŞMÜŞ, ŞULE ATMIŞ OLAMAZ

Raporda, ayakkabıların pozisyonu üzerinden yapılan değerlendirmeler de Şule’nin intihar etmiş olamayacağına işaret ediyor.

Olay yeri inceleme ekiplerinin çektiği fotoğraflarda, Şule’nin sol ayakkabısının arka kısmı sağ kolunun altında hafif ezilmiş olarak, sağ ayakkabısı ise sol ayağın 155 cm ilerisinde bulunduğu görülüyor. Prof. Özdemir, bu durumun olasılık olarak ifade edilen düşme şeklini teyit ettiğine işaret ediyor. Raporda, “Bu düşme pozisyonunda (kafası aşağıda, sırtı yere ve binaya bakar halde) yerle temas ile sol ayaktan fırlayan ayakkabının sağ dirsek altında kalma olasılığı bulunmadığından Şule Çet’in sol ayakkabısının Şule Çet'in vücudundan önce yere düştüğü açıktır” deniliyor.

SAĞ AYAKKABI SONRADAN ATILMIŞ

Raporda, sağ ayakkabının pozisyonuna dair ise şunları belirtiliyor: “…çevreye yayılan beyin doku parçalarına ait zeminle sürtünme izlerinin ayakkabı hattını kat ederek devam ettiği anlaşılmaktadır. Özetle, sağ ayakkabı söz konusu izler oluştuktan sonra mevcut konumuna düşmüş olup, bu durum olay yeri incelemesi sırasında videoda daha net olarak izlenmektedir. Bu aşamada, sağ ayakkabının Şule Çet'in yerle teması sırasında ayağında olduğu ve yere çarpma ile olay yeri incelemesi sırasında kayıt edilen lokalizasyonuna fırladığı ya da Şule Çet'in atlaması/atılması sonrasında atılmış olduğu rahatlıkla ifade edilebilir. Özetle, Şule Çet'in sol ayakkabısı düşüş pozisyonuna (baş aşağıda/yerle ilk temas baş ile olacak şekilde) rağmen kendisinden önce, sağ ayakkabısı ise kendisi ile birlikte (düştüğü sırada ayağında olacak şekilde) ya da kendisinden sonra (yukarıdan sonradan atılması şeklinde) düşmüştür.”

Bilirkişi uzmanının dikkat çektiği bir diğer nokta ise Şule’nin bir çorabı sağ ayakkabının yanında dururken, diğer çorabı hiçbir yerde yok. Raporda, çorabın eşi için “içki şişelerinin toplanarak bir kutu içerisinde konulduğu olay yeri ofiste saklı kaldığı öngörülebilir” deniliyor.

Sanıklar, ilk duruşmada avukatların sorusu üzerine ofise ayakkabılarıyla girdiklerini anlatmıştı. Dün yapılan duruşmada ise raporun ilgili bölümüne dair “Ne çorabı ne ayakkabısı. Orası cami mi niye ayakkabı çıkaralım, niye çorap çıkaralım” demişti.

Rapora göre, Çağatay Aksu’nun ifadesinin doğru olması durumunda Şule’nin atlamadan önce sol ayakkabısını aşağıya atması gerekiyor. Ancak bir kişinin intihardan önce bunu yapması hayatın olağan akışını aykırı.

TUTUNMA ÇABASI VAR

Bilirkişi uzmanı, Şule'nin tırnaklarında saptanan erkeğe ait doku örnekleri ile sol elinde yolunmuş olarak bulunan kendi saçlarını da “bir şeye tutunma çabası” olarak açıklanabileceğini belirtti.

Raporda, “olay yeri ve yaralanma örtüsünün, sanık Çağatay Aksu'nun anlatımı ile uyumsuz” olduğuna dikkat çekilirken, “Şule’nin elleri ile sanıklara ya da cam çerçeve bileşenlerine tutunma çabası sırasında ayakların da hareketi/çırpınması ile sol ayakkabısının ayağından çıkması ve aşağı düşmesi ile ortaya çıkmasının daha yüksek olasılık dahilinde olduğu” aktarıldı.