Dink davasına askeri hakim atandı



Artı Gerçek

Hrant Dink suikasti 11. yılını geride bırakırken suikastte sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılandığı davanın ilk duruşması bugün görüldü.


HABER MERKEZİ - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink suikastine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 60. duruşması Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

4 gün sürecek davanın duruşmasında, Dink suikastinde sorumluluğu olan eski istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer’in de aralarında bulunduğu 13 tutuklu ve 6 tutuksuz sanık hazır bulundu. Dink Ailesi’nin avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı çok sayıda kişi izledi. 

HRANT'IN ARKADAŞLARI: ADALET BEKLENTİMİZ DEVAM EDİYOR

'Hrant’ın Arkadaşları' duruşma öncesi İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. “Hrant için adalet için” pankartı açan Hrant’ın Arkadaşları adına açıklama yapan Bülent Aydın, bir buçuk ay sonra Hrant Dink’in öldürülmesinin 11. yılı olduğunu hatırlattı. Davadan adalet beklentilerinin devam ettiğini söyleyen Aydın, “2 Temmuz 2007’de açılan cinayet davası 10 yıl 5 aydır devam ediyor. Bu cinayet herkesin gözünün önünde hazırlanışı işlenişi ve sonrasında delillerin karartılmasıyla devlet görevlilerinin bilgisi ve gözetimiyle işlendi. Geçtiğimiz yargı aşamalarında bunu duruşma salonunda izledik. Emniyet istihbarat ve son duruşmalarda dinlediğimiz jandarma yetkilileri sorumluluğu birbirinin üstüne atmaya çalıştılar. Ama her duruşma yeniden gördük ki Hrant Dink cinayetini engellemek için hiç kimse hiçbir şey yapmamış. Bu davadan adalet beklentimiz devam ediyor. Fakat adaletin hiçbir ölçüsünün kalmadığı bir ortamdayız. Bu ortam sahiden sonuç almaya yönelik sağlıklı bir yargı sürecine dair umut beslemeye olanak vermiyor” dedi.

YENİ ÜYE ASKERİ HAKİM 

Mahkeme heyetindeki iki üye hakim değişmesi dikkat çekti. Değişin iki üyeden biri olan Sonat Güvenç'in Askeri Mahkemelerin hakimi olduğu ve Ağır Ceza Mahkemelerine yeni atandığı öğrenildi. 

Kimlik tespitiyle başlayan ve bir önceki duruşmada istenen evrakların okunmasıyla devam ecen duruşmada, Dink’in cinayet gününe ait görüntü kayıtlarıyla ilgili rapor hazırlanması için Adli Tıp Kurumu’na gönderilen yazıya cevap verildiği görüldü.

Adli Tıp Kurumu incelemesini tamamlayarak mahkemeye gönderdiği raporda, İstanbul Jandarma görevlilerinden Emre Cingöz’ün görüntülerde görülen kişiyle benzerlik taşıdığı tespitinde bulunuldu. Cingöz’ün olay yerinde olduğuna dair daha önce de diğer Jandarma görevlisi Yusuf Bozca ile tetikçi Ogün Samast’ın teşhisleri yer alıyor. 

Raporda ayrıca diğer jandarma görevlilerinin tespit edilmesi için yeterli görüntü verisi olmadığı kaydedilirken, incelemenin sürdürülmesi için İstanbul Jandarma görevlilerinden Yavuz Karakaya’nın yeniden fotoğraflarının çekilerek gönderilmesini istendi. Görüntülerde yer alan bir kişi ile Ali Barış Sevindik’in görüntüsü arasında farklılık bulunduğuna yer verilen raporda, "Cinayet sırasında olay yeri görüntü örnekleri ve olay yerinde bulunduğu iddia edilen jandarmalarla karşılaştırmalı analizin yapılmıştır. Sağlıklı değerlendirme için veriler eksik, görüntüler yeterli değil" denildi. 

Evrakların okunmasının ardından Dink suikastinde sorumluluğu bulunan Trabzon Jandarma görevlisi tutuksuz sanık Ergün Yorulmaz savunma yaptı. Yorulmaz, Bakırköy’de bulundukları sırada Hrant Dink’in evine gittikleri ve keşif yaptıkları yönündeki iddialara ilişkin, “Coşkun Aydın’ın işlediği bir cinayete ilgili çalışmalar yaparken, yerinin tespiti için çalışma yapıyorduk. İstanbul Sefaköy’de akrabasında kaldığına dair ihbar üzerine Şube Müdürü ve Alay Komutanımızın emriyle Trabzon’un Valisi onayıyla Trabzon’dan İstanbul’a geldik. İstanbul’da metroyla İstanbul Jandarma Komutanlığına geldik. Ben ve görevli Okan Şimşek hizmet binası bahçesinde beklerken, Gazi Günay Alay Komutanıyla görüşüp geldi. Alay Komutanının kendilerine yardımcı olmadığını söyledi. Durumu Şube Müdürü ve Alay Komutanlığına bildirdik. Okan Şimşek, Halit Sağlam’la telefon görüşmesi yaptı. Halit Sağlam, Coşkun Aydın’ın yakalanması için yardımcı olan şahıstı” dedi.

AVUKAT ÇELİŞKİYİ SORDU

Yorulmaz’ın sorgusu ardından, çapraz sorgusuna geçildi. Dink Ailesi avukatlarında Hakan Bakırcıoğlu’nun “Telefonun 9 Ağustos’ta Sarıyer’de baz istasyonundan sinyal aldı. Bakırköy’deki ikamet yerinde ve Beyazadam Kitabevinde sinyal aldı. Benzer tespit Okan Şimşek de de yapılmış. HTS tespit değerlendirme tutanağında telefonun 9 Ağustos’ta 08.42-12.30’a kadar İstanbul Jandarma Komutanlığından, 13.16-20.44’e kadar Bakırköy’den sinyal alıyor. Gazi Günay içinde aynı durum geçerli. Daha önceki ifadelerde Küçükçekmece diyorsunuz ama HTS tespitlerinizle örtüşmüyor. Açıklama yapar mısınız?” şeklindeki sorusuna Yorulmaz, “Okan Şimşek’le birlikteydik. Baz istasyonuna bakılırsa biz bir kere geldiğimiz yeri bilmiyoruz. Bize bilgi verecek şahsın talebiyle gidiyoruz. Ben devlet telefonu kullanmıyorum şahsi telefonumu kullanıyorum. Dediğiniz gibi olursa ben niye telefonumu kullanayım” diye yanıtladı.

Yorulmaz, Dink cinayetinin işlendiği gün ve bir gün sonra Trabzon’da toplandıklarını söyledi. Olay sonrası kente gelen müfettişlerden birinin Şırnak’ın Uludere ilçesinde çalıştığı dönemin komutanı olduğunu, kendisiyle görüşmediğini söyledi.

İDDİANAMEDEN:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan 168 sayfalık iddianamede, Ramazan Akyürek ile Coşgun Çakar'ın "tasarlayarak kasten öldürmek" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı örgüt kurmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarından da 23 yıldan 44'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

15 YILDAN 32 YILA HAPİS CEZASI İSTENİYOR

Sanıklardan Ali Fuat Yılmazer'in "tasarlayarak kasten öldürmek" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı örgüt kurma, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarından 19 yıldan 32 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü olan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç ve eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarından 15 yıl 6 aydan 22'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla 6 aydan ikişer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve eski Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Hasan Durmuşoğlu'nun "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi, görevi kötüye kullanma ve resmi belgeyi yok etme" suçlamalarıyla 18 yıl 6 aydan 29 yıl altışar aya kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Cinayetin işlendiği dönemde İstihbarat Daire Başkanlığı'nda görevli komiser Yılmaz Angın, İstihbarat Daire Başkanlığı C Büro Şube Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Tamer Bülent Demirel ve Osman Gülbel, Trabzon'da polis memurluğu yapan Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya, komiser yardımcısı Özkan Mumcu, Trabzon İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı görevini yürüten Ercan Demir ve Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan Faruk Sarı hakkında "tasarlayarak kasten öldürme" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen iddianamede, bu sanıklar hakkında ayrıca "silahlı örgüte üye olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarından farklı oranlarda hapis cezaları isteniyor.

İddianamede, dönemin İstihbarat Daire Başkanlığında görevli Şube Müdürü Yunus Yazar, eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdür Yardımcısı Ali Poyraz, o dönem komiser olan Hamdi Egbatan, Mehmet Akif Yılmaz, Serkan Şahan, Ömer Faruk Kartın, polis memuru Mehmet Uçar ve dönemin mülkiye müfettişi Şükrü Yıldız'ın ise "silahlı örgüte üye olmak, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi yok etme ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla farklı oranlarda hapis cezalarına çarptırılmaları talep ediliyor.

Aralarında İstanbul eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, eski İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi Müdürü Ahmet İlhan Güler, Emniyet İstihbarat Şube Müdürleri Ramazan Akyürek, Sabri Uzun, eski Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz, eski İstanbul ve Trabzon Jandarması görevlilerinin bulunduğu 83 sanıklı dava İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Cuma gününe kadar sürecek.