Diplomasi âlemine kazandırdığımız anlamlı terim: Fırça notası



Artı Gerçek

Federasyon Başkanı Nihat beylerin bir arzusu daha gerçek oldu: Havaalanında tarih yazdık.


13 Ekim 2015. 

Konya'da Türkiye-İzlanda milli maçı var. 

Ankara'da üç gün önce barış çağrısı yapmak için Tren Garı önünde buluşan binlerce kişi bombalı saldırıya uğramış.

103 ölü...

Aralarında, babası İbrahim Atılgan'ın elinden tutup gelen 8 yaşındaki Muhammed Veysel de var.

Ve bu, baba-oğulun son beraberliği olmuş.

Elele can vermişler...

Stat hoparlöründen, Ankara katliamında can verenler için 1 dakikalık saygı duruşu çağrısı yapılıyor.

İNSAN başını önüne eğer; o 1 dakikada, bu katliamı yapanların ne tür yaratıklar olduğunu düşünür; bundan sonra çevresine, aile bireylerine, iş arkadaşlarına; hatta otobüs, tren, uçak yolculuğunda tesadüfen yanında oturan kişiye bile barışın önemini anlatmaya and içer; değil mi?

Ama bunu İNSAN yapar...

Ankara katliamını planlayanlardan, tetikçilerden, göz yumanlardan farkı olmayan yaratıklar ne yapar?

Saygı duruşunu ıslıkla protesto eder...

***

Ardından ulusal marşlara geçilir.Aynı yaratıklar, bu kez 350 bin nüfuslu ülkenin marşını ıslıklarla kesme cibilliyetsizliğini gösterir...

Ve gelelim günümüze...

Milli takım kafilesi İzlanda'ya indiğinde gümrükte sıkı aramaya tâbi tutulmuş, sözde espri yaptığını sanan bir turist, Emre beylere mikrofon yerine bulaşık fırçası tutmuş...

Gülün geçin be.

Buna nota mı verilir?

***

Üstelik bir tarihte senin senatörün elin ülkesine uyuşturucu sokarken yakalanmadı mı?

Futbolcun neden sokmasın?

Adam işkillendiyse aramasını yapacak elbette...

Her gün metro giriş-çıkışlarında polis tarafından kimliğim kontrol ediliyor da gıkım çıkmıyor. Reykjavik'te değil ha.

Kozyatağı'nda, Tünel'de, Mecidiyeköy'de, Darüşşafaka'da...

Şimdi kalkıp Süleyman S'ye nota mı vereyim?..

***

Darüşşafaka dedim de aklıma geldi:

Bu mahalle Sarıyer'e bağlı.

İlçenin nüfusu 350 bin dolayında.

Yani İzlanda nüfusuyla aynı.

Sarıyer'den böyle güçlü bir takım çıkarabilir misiniz?

Mümkün değil.

Gerçi Şükrü Genç de yeşili seven bir belediye başkanı ama nüfusdaşı İzlanda Başbakanı Katrin Hanım, bizzat Yeşil.

Hatta dünyanın Yeşil hareketçi tek başbakanı.

Yeşillerin yönettiği yemyeşil ülkenin yeşilliklerinde, bol oksijen soluyarak antrenman yapan adamların üstünlüğü su götürür müydü?

Bence götürmezdi.

Peki Türkiye kötü mü oynadı?

Bilâkis, olabildiğince iyiydi ama daha iyi olan kazandı...

Satırlarıma son verirken, fırça notasının hayırlara vesile olmasını temenni ederim efendim...