Diyarbakır'da Tuna Bekleviç'le yürümek yasak



Artı Gerçek

Diyarbakır'da polis engeliyle karşılaşan Tuna Bekleviç'in Tahir Elçi'nin vurulduğu yerde basın açıklaması yapmasına da izin verilmedi.


Remzi BUDANCİR 

GÜNCEL- 
Ankara’dan 16 Nisan Pazartesi günü yola çıkan Tuna Bekleviç, 27 gün süren yürüyüşün ardından Diyarbakır Sur’a vardı. Diyarbakır’da kendisine destek verenlerin yürüyüşüne izin verilmedi. Bekleviç, kent merkezinde tek başına yürüdü. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare'nin önünde yürüyüşünü tamamlayan Bekleviç’in basın açıklaması yapmasına da izin verilmedi.

Diyarbakır'da aralarında STK temsilcileri ve aydınların bulunduğu kalabalık bir grup Bekleviç'i Huzurevler semtinde karşıladı. Bekleviç'le birlikte yürümek isteyenler polis engeline takıldı. Bekleviç polisin izin vermemesi nedeniyle Sur'a olan yürüşünü tek başına sürdürdü. Bekleviç, Sur'da Tahir Elçi'nin katledildiği Dört Ayaklı Minare'de saat 14.00'te yürüyüşünü tamamladı. 

AYAKKABALIRINI DİYARBAKIR BAROSUNA HEDİYE ETTİ

Bekleviç’i Dört Ayaklı Minare'nin önünde Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen ve Baro Yönetim Kurulu Üyeleri karşıladı. Baro Başkanı Özmen, Bekleviç’e bu anlamlı etkinliğinden dolayı teşekkür etti. Özmen, toplumsal barışa tam da ihtiyaç duyulan bu dönemde cesaretinden dolayı Bekleviç’i kutladı. Bekleviç, barış ve kardeşlik yürüyüşünde giydiği ayakkabıları Diyarbakır Barosuna bağışladı.  



"BİR TÜRK OLARAK YÜRÜYEBİLİRİM, AMA HALKLA YÜRÜMEK YASAK"

Artı TV'ye Diyarbakır'da kendisine uygulanan yasakla ilgili konuşan Bekleviç, "Yaşananlardan görünen şu. Bir Türk olarak yürüyebilirim. Ancak bu topraklara girdikten sonra ‘Kürt halkıyla beraber yürüyemezsin’ dediler. Oysa biz Sur’u anlamak ve anlatmak için, kardeşliği pekiştirmek için buralara geldik. Her şeyden önce yaşatılan bu zihniyetin kimseye faydası olmadığını bildiğimiz için geldik. Bu engelle karşılaşınca, yürüyüş güzel başladı aynı güzellikle bitsin istiyoruz, düşüncesiyle Diyarbakır’da tek yürümeye başladım. Çünkü 'Tek yürürseniz izin veririz' dediler. Başkalarıyla birlikte yürümemiz durumunda müdahale edeceklerini belirttiler" diye konuştu. 



"OHAL DİYARBAKIR'DA ZULÜM DEMEK"


Bekleviç, yürüyüşü boyunca geçtiği kentlerdeki OHAL uygulamalarıyla ilgili soruya ise şu yanıtı verdi: Diğer yerlerde de OHAL var. Ancak burada OHAL demek, zulüm demek. Buralarda OHAL ile birlikte hayat tamamen durmuş durumda. Ben Erdoğan’ı da Süleyman Soylu’yu da tanıyorum. İnanın bunların geldiği duruma bakıp üzülüyorum. Bu durum inşallah 40 güne kadar bitecek. Bu nedenle biz artık Tayyip Erdoğan sonrasını konuşmalıyız. Erdoğan sonrasında kurulacak masada herkes olmalı ve mutlaka fikrini söylemeli, konuşmalı.

"HDP'NİN BARAJI AŞARAK ÇÖZÜMÜN NASIL OLACAĞINI GÖSTERMESİ GEREK"

HDP'nin seçim ittifakı dışında bırakılmasına tepki gösteren Bekleviç, diğer partilere oy verenleri de HDP'ye oy vermeye davet etti. Bekleviç, "Bunun olmasını hiç istemedim. Olmaması için de çok mücadele ettim, Ne yazık ki oldu. Ancak gördüğüm kadarıyla HDP’nin bir baraj sorunu yok. Dolayısıyla ittifak dışında kalması yanlış olsa bile HDP’nin bir kez daha barajı aşarak tüm Türkiye’ye çözümün nasıl olacağını göstermesi gerek. Diğer kesimlerin de bunu görerek HDP’ye oy vermekten geri kalmaması lazım, düşüncesindeyim. Şunu da unutmayalım. Eğer parlamenter sisteme tekrar geri dönülecek ise bunun için yeni bir referandum yapılması lazım. Ayrıca kimse söylemiyor ama bu durum uzun sürmez. 6 ay sonra yeniden seçime gideceğiz. O gün yine ittifak konuşulacak. Bugün yapılan yanlış o zaman yapılmamalı" diye konuştu.

NEDEN SUR?

Bekleviç yürüşünün finali için neden Sur'u seçtiğine ilişkin soruya da şu yanıtı verdi: Sur 7 bin yıllık bir şehrin yok oluşunu bize gösteriyor. En büyük zulümleri yaşadı. Yüksekova’da, Şırnak’ta, Cizre’de de yaşandı. Ancak Sur sembol bir yer. 4 Ayaklı Minare de sembol bir yer. Tahir Elçi’nin vurulduğu yer. Burada açıklama yaparak onun fikirlerinin yaşadığını da tüm Türkiye’ye göstermeliyiz.

“TAHİR ELÇİ’NİN FİKİRLERİ VE UMUTLARI HALA CANLI”

Yolda sadece yürümediğini, çok farklı düşünceden oluşan insanlarla konuşma fırsatı bulduğunu anlatan Bekleviç, “Açıkçası dolu dolu bir 27 günü arkamızda bırakarak Diyarbakır’a ulaştık. Diyarbakır özel bir şehir… Benim hayatımın son 20 yılına damga vurmuş bir il. Her haliyle bu şehri sevdim. Benim hayalimdi. Kürt mücadelesine bir Edirneli olarak katkı sağlamak istiyordum. Bu gün bu katkıyı sağladığımı hissediyorum. Çünkü bu kadar gergin bir ortamda böyle bir barış mesajını hiçbir sorun çıkmadan getirip Tahir Elçi’nin vefat ettiği, ama fikirlerinin düşüncelerinin hayallerinin umutlarının hiç ölmediği noktaya kadar getirdim. Gerçekten öyle bir his var. Çünkü Dört ayaklı Minare'nin bulunduğu o dar sokağa girdiğinizde onu hissediyorsanız. Tahir Elçi hala orada” diye konuştu.