'Düşünce özgürlüğü örtüsü altında'



Artı Gerçek

Avrupa’da yükselen yeni sağ rüzgarların, popülizmin bir ön atağı olarak da algılanabilir bu operasyon, bizzat içişleri bakanlarının uhdesinde yapılan.


Helal olsun doğrusu, bizimkileri aratmayan İçişleri Bakanları var Almanya’nın. Bilindiği üzere geçen yıl Almanya’da Neuss kentindeki Mezopotamya Yayınları'na ve Mir Müzik şirketine federal ve eyalet içişleri bakanlarının oluru ile bir baskın düzenlendi.

Hem federal hem de eyalet içişleri bakanı Merkel’in partisi CDU’dan. Yani Hristiyan Demokratik Birlik. Bilindiği üzere Almanya’da Hristiyan Demokratlar bir alt partiyi daha içinde barındırır. Katolik olan Bavyera eyaletinde partinin adı CSU’dur. Bavyera Hristiyan Sosyal Birliği.

Merkel’e de 2015 mülteci krizi sırasında saçını yolduran Federal Hükümetin İçişleri Bakanı Horst Seehofer (CSU), bu iki kültür kurumunu doğrudan hedef alarak, geçen yıl Mayıs ayında basılmalarını, bu yıl Şubat ayında da kapatılmalarını sağladı. Seehofer, “Türkiye İslam ülkesi olduğu için, Avrupa Birliği üyesi kesinlikle olamaz” diyenlerden. Bizimkiler için de Avrupa Birliği “Hristiyan Birliği”dir, üyelik başvurusu ancak, erki alana kadar binilecek otobüs değil midir?

MHP kurucusu rahmetli Alpaslan Türkeş, çatkapı Münih’e giderdi. Pek bir severdi. Daha sonra bizim istihbaratı pek bir seven best-seller gazeteci meslektaşlarımız bu ziyaretlerin arka planını ballandırarak anlattı. Tekrara gerek yok. Kendilerine SDU hükümet erkanı da sempati ile bakardı. Malumunuz, Bavyera Nazi sonrası dönemde, eski rejim mensuplarının konumlarını oldukça koruduğu bir yerdi.

Northrine Westphalia eyaleti  İçişleri Bakanı Herbert Reul (CDU), "Tutarlı olmak ve hukuk devletinin araçları ile Kürdistan İşçi Partisi'ne yönelik yasağın düşünce özgürlüğü örtüsü altında es geçilmesini engellemeliyiz! NRW’de aşırı akımlara yer yok” diyerek meşrulaştırmaya çalıştı onbinlerce kitap, kaset ve cd’ye el konulmasını.

Demek, Reul ve Seehofer için düşünce özgürlüğü sadece bir örtü. İnsan kendi kafa yapısını ancak böyle eleverir!

60 polis geldi Mezopotamya Yayınevi ve Mir Müzik'e ait ne varsa toplayıp götürdüler. Türkiye’den henüz gelmiş, henüz açılmamış kolilerle birlikte. Bu arada 2017 Temmuzu'nda Berlin’de toplanan Dersim 1937-38 Dersim Soykırımı Konferansı'nın Azad Roni tarafından hazırlanan kitaplaşmış hali de.

A. Kadir Konuk’un, İsmail Beşilçi’nin, Yaşar Kaya’nın Mezapotamya tarafından yayınlanmış kitapları da.

2005 yılında da böyle bir ayıp yaşanmış, Mezopotamya Yayınları ve Mir Müzik Özgür Politika gazetesi ile birlikte basılmış A. Kadir Konuk, Selim Fırat, Maşallah Öztürk, Can Kasaboğlu, Murat Alpavut gibi gazetecilerin evleri basılmıştı.

Mezopotamya Yayınevi yalnızca kendi yayınladığı kitapların değil, Türkiye’deki yayınevlerinin de Avrupa çapında dağıtımını yapıyordu. Onların kitaplarına da el konuldu. Dağıtımın kapatılmasından sonra gelen kitaplar alınıp, mühürlü kapının içinde tutuluyor.

Mezopotampa Yayınevi'nin standından az kitap almadım, festival ve diğer sosyal etkinliklerde.

Mezopotamya Yayınevi bütün yasal yükümlülüklerini yerine getiren, vergisini ödeyen bir işletmeydi, bir kültür kurumuydu, Mir Müzik gibi.

Mezopotamya Yayınevi, internet sitesi üzerinden ve Amazon aracılığı ile de kitapların okuyuculara her yana ulaşmasını sağlıyordu.

Avrupa’da yükselen yeni sağ rüzgarların, popülizmin bir ön atağı olarak da algılanabilir bu operasyon, bizzat içişleri bakanlarının uhdesinde yapılan. Sadece AfD’den ibaret değil herhalde yükselen sağ, ırkçı, milliyetçi popülizm.

Her ne hikmetse, gerek geçen yılkı operasyon gerekse bu yılki kapatma kararı tam Ankara ile yapılan pazarlık toplantılarının ardından gerçekleşti.

Mart ayında yapılan Leipzig Kitap Fuarı'nda da bu durum protesto edildi, sol eğilimli yayınevlerinin ortak imzası ile.

Alman Yayıncılar Birliği de bülteninde yansıttı durumu.

Kürt dernekleri Mezopotamya Yayınevi'nin kapatılmasını tepkiyle karşıladı. NAV-DEM (Kürt Dernekleri Çatı Örgütü) Başkanı Ayten Kaplan, “Bir yayınevinin kapatılması ve binlerce kitaba el konulması, bana Alman tarihinin en karanlık bölümlerini hatırlatıyor” dedi. Sol Parti grubu da olayı tepkiyle karşıladı, içişleri sorumlusu Ulla Jelpke, İçişleri Bakanı için “Seehofer, RTE’nin despotik yolunda yürüyor” dedi. “Bu resmen bir devlet sansürüdür! İşte asıl bundan dolayı, KİP’e yönelik anakronik (zamana uymayan) yasağın kalması gerek” diye devam etti.  

Bebel platz’daki anma mekanı, Berlin


Şimdi internet sitesine girdiğinizde oradaki kitaplara ulaşma olanağınız yok. El konan kitapların ve cd’lerin tam listesine henüz ulaşamadım.

İnternet sitesi üzerinden Mezopotamya’nın okurlara sunduğu bazı kitapların adına ulaştım. Mesela, Türkiye’de Ergenekon çevresinin linç ettiği Elif Şafak’ın boy hedefi kitabı “Baba ve Piç” (97. Baskı).

Turgeniev’in “Babalar ve Oğullar”ı…,

Thomas Mann’ın “Lotte Weimar’da”sı.

Homeros’un “İliada”sı.

Belge, Avesta, İletişim, Ayrıntı, Can Yayınları'nın, vd.  birçok kitabı.

Helal olsun RTE, 1933 Mayıs’ında kitapları meydanlarda yakılan Thomas Mann’ın “Lotte Weimar’da”sına, Alman İçişleri Bakanı'na el koydurdun ya! Valla senden korkulur!

1981 Ocağı'nda İstanbul’da basılan Cem-May Dağıtım’ın rafları değil, 2018 Mayısı'nda Neuss’da Mezopotamya Yayınları'nın rafları…