Erdoğan, Yeni Zelanda saldırganına cevap verdi: Terbiyesiz, adi, alçak



Artı Gerçek

Saldırgan yayınladığı bildiride Erdoğan'ı da 'yüksek profilli hedef kişiler' listesinde göstermiş ve Türkleri Avrupa'ya gitmemeleri yönünde tehdit etmişti.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Zelanda'da cuma namazı sırasında iki camiye saldırı düzenleyerek 49 kişiyi öldüre, 48 kişiyi de yaralayal saldırgana cevap verdi.

Saldırgan yayınladığı bildiride Erdoğan'ı da "yüksek profilli hedef kişiler" listesinde göstermiş ve Türkleri Avrupa'ya gitmemeleri yönünde tehdit etmişti. 

Erdoğan Antep'te düzenlenen mitingde söz konusu "manifesto"ya değinerek, "Bu ifadeler kafalarda ve kalplerde yaşatılan heveslerin ifadesidir. Senin her yerin bomba olsa ne yazar? Terbiyesiz, ahlaksız, adi, alçak. Sen kolayı seçtin. İstanbul'a da ne diyor bu ahlaksız; 'Konstantinopol.' Bu millet var ya, bu can bu tende oldukça, böyle bir şeye asla müsaade etmez, etmeyeceğiz. Müslümanlar olarak asla baş eğmeyeceğiz ama asla bu alçakların seviyesine de düşmeyeceğiz. Kökeni, inancı, meşrebi ne olursa olsun, günahsız her masum insanın ölümüne karşı aynı ilkeli duruşu sergileyeceğiz" dedi.

'CHP'NİN LİSTESİNDE HDP, FETÖ ADAYLARI CİRİT ATIYOR'

Erdoğan, Millet İttifakı'nı da eleştirerek, CHP'nin listesinde HDP'li belediye meclis adayları ve "FETÖ"nün belediye başkan adaylarının "cirit attığını" öne sürdü. Milletin neyin ne olduğunu iyi görebildiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Seçimlerde bir 'Cumhur İttifakı' var, bir de CHP'nın etrafında kurulan, görünüşte, yanında adı 'iyi' kendi bir hayli karışık olan bir partiyle, isminden başka geçmişiyle bağlantısı kalmayan Saadet'in olduğu bir ittifak var. Ama ittifakın asıl ortağını gizlemeye çalıştılar. Çünkü parti sabıkalı. Bu partinin ipi terör örgütünün elinde. Bu partiyi Ankara'daki genel merkezi değil, Kandil yönetiyor. Gaziantep'te işler daha da karışık, sırtını Kandil'e dayayan ve oradan gücünü alan. CHP aslında bunu destekliyor. Ama gerçekte bir başka adayın yanında gibi gözüküyor. Sizlerin 'Et diye kaptım, balcan börkü çıktı'; böyle güzel bir sözünüz var sizin. 'Şu partinin adayı' diyorsunuz, sonra bakıyorsunuz aslında başka partinin adayı. 'Şu parti, şunu destekliyor' diyorsunuz, sonra bakıyorsunuz kimin kimin desteklediği belli bile değil. Türk siyasetinin bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı yok. Çıkıp delikanlıca kim kiminle ittifak halinde, kim kimin belediye başkan adayını destekliyor, kim kimin belediye meclis üyelerini kendi listesinden gösteriyor, söyleyin. CHP'nin listesinde HDP belediye meclis adayları, FETÖ'nün belediye başkan adayları cirit atıyor. Ötekilere bakıyorsunuz hakeza aynı şekilde. Neyse ki herkes rolünü iyi oynayamıyor. Kurulan tezgah ele veriyor da milletimiz neyin ne olduğunu daha iyi görebiliyor."

YİNE 'DEFOL GİT' DEDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP'lilerin açıklamaları ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Mayıs 2011'de Hakkari'deki mitingini ve Gezi olayları sırasında çekilen görüntüleri de alandakilere dev ekrandan izletti. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Görüyor musunuz? İşte bunlar yönetiyor CHP'yi. Şimdi kardeşlerim ne diyor bu adam; 'Kürdistan'da oylar HDP'ye' diyor. Bu adam Kürt değil ha. Bu adam ne idüğü belirsiz. Türkiye'de 'Kürdistan' diye bir bölge var mı? Türkiye'de, Güneydoğu Anadolu Bölgesi var. Şu anda biz neredeyiz, burası neresi? Bizim 7 tane siyasi bölgemiz var. Şimdi bu zat 'Kürdistan'dan bahsediyor. Çok seviyorsa Irak'ın kuzeyinde 'Kürdistan' var. Defol oraya git, oraya git. Ama ülkemizi, bu toprakları bölemezsiniz. Topraklarımızı böldürtmeyiz. Ama bunlar bayrak düşmanı. Bunlar ezan düşmanı. İşte Taksim'de yaptılar, milletimiz ne dedi biliyorsunuz? Bunlar bizim bayraklarımızı yakan değil mi? Bay Kemal Hakkari'de, bir tane Türk bayrağı yok. Sana kimse mecbursun demedi ama elinde düdüklerle ezan okunurken düdük öttürmeye mecbur musunuz? Dünya Kadınlar Günü için bir araya gelmişler. Sen Dünya Kadınlar Günü için oraya gelirken acaba Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nu bilmiyor musun? Bunun için ne yapacaksın; en azından valiliğe müracaat edeceksin. Aradım Valimizi, 'Müracaatları var mı?' dedim. 'Yok' dedi. Bu ülke, yol geçen hanı mı ya? Bu ülkeyi, eski Türkiye mi zannediyorsunuz? Yazını yazacaksın, haberi vereceksin ve sana valilik nereyi uygun görürse toplantını orada yapacaksın, yürüyüşünü de orada yapacaksın. Ben öyle yapıyorum da sana ne oluyor sen istediğin gibi hareket ediyorsun? Yok böyle bir şey. Onun için de gereği yapıldı ve o akşam onlar oradan dağıtıldı."

'ARTIK GİZLEYECEKLERİ HİÇBİR YERLERİ KALMADI'

CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş hakkındaki 'sahte senetle icra takibi' iddialarıyla ilgili ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi:

"İşte bakın Ankara'da belediye başkan adayı. Düşünün ya 600 bin dolar, bir müvekkilini güya dolandırıyor. Ve adam dava açıyor. Sahte senet düzenlenmiş. Yargıda kazanıyor. Şimdi bunu Ankara'daki adayları inkar ediyor. Şu anda bütün belgeler ortaya döküldü. Artık gizleyecekleri hiçbir yerleri kalmadı. Çünkü CHP demek çöp, çukur, çamur demek. CHP demek aynı zamanda yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar demek. İşte kardeşlerim bunları ayaklarımızın altına almak için 31 Mart bizim için en büyük fırsattır."

'TERBİYESİZ, AHLAKSIZ, ADİ, ALÇAK SEN KOLAYI SEÇTİN'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda'da cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısına sert dille tepki gösterdi. Saldırılarda yaralanan 3 Türk vatandaşından biri ve Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern ile telefonda görüştüğünü anlatan Erdoğan, İsrail'e de tepki göstererek, şunları kaydetti:

"İslam düşmanı katiller ellerine silahlarını alıp, cuma namazı için toplanan Müslüman kardeşlerimize saldırıyorlar. Saldırının görüntüleri de canlı olarak yayınlandı. 49 kardeşimiz orada şehit oldu. Bunların dışında 3 de Türk var. Onlar da yaralı. Ben birine ulaştım, kendisiyle görüştüm. Başbakanla da görüştüm. Bir de o alçak, bu katil bildiri yayınlamış. Bu bildiride tüm Müslümanlarla birlikte ülkemizi, milletimizi ve şahsımı da hedef alıyor. Neymiş Boğaz'ın batısına geçmeyecekmişiz, yani Avrupa yakasına. Yoksa ne olurmuş; İstanbul'a gelip, hepimizi öldürür, bizleri topraklarımızdan sürermiş. Bu ifadeler kafalarda ve kalplerde yaşatılan heveslerin ifadesidir. Biz işte bunun için şehadetleri dinin temeli olan ezanlarımıza, onların okunduğu camilerimize, minarelerimize, istiklalimizin sembolü olan bayrağımıza böyle sıkı sıkı sarılıyoruz. Be hey gafil önce şunu bil; Ben niye içeri girdim biliyorsunuz değil mi? Ziya Gökalp'in meşhur şiiri var, kitaplara girmişti. Sen hangi milletle konuşuyorsun ya, neyi konuşuyorsun? Senin her yerin bomba olsa ne yazar? Sen orada ibadette olan o masum Müslümanları buldun, elinde silahlarla gittin onları taradın. Terbiyesiz, ahlaksız, adi, alçak sen kolayı seçtin. Birileri de hâlâ bizim ezan ve bayrak hassasiyetimizi kendince küçümsemeye veya çarpıtmaya çalışıyor. İşte ben bu okuduklarımdan dolayı hapse girdim. Nerede? Türkiye'de. Ama siz ne yaptınız? 'Muhtar bile olamaz' dediklerinde aldığınız bu evladınızı hem Başbakan yaptınız, hem de Cumhurbaşkanı yaptınız. Şimdi İstanbul'a da ne diyor bu ahlaksız; 'Konstantinopol.' Bu millet var ya, bu can bu tende oldukça, böyle bir şeye asla müsaade etmez, etmeyeceğiz. Evelallah çıkmış, İsrail'in başında bir tane şu anda soyguncu var ya, yargılanan var ya, her türlü yolsuzluktan yargılanan bir başbakanları var ya, onun oğlu da tweet atıyor. Bu tweet'te ne diyor; 'İstanbul, Bizans'ın başkenti bir Hristiyan şehridir. Türk işgaliyle karşı karşıyadır.' Be ahlaksız siz Filistin'in tamamını işgal ettiniz. Netanyahu zalimdir. Eğer dünyada zulmeden bir ülke aranıyorsa o da İsrail'dir. Bir terör devleti aranıyorsa o da İsrail'dir. Bunları söylüyoruz diye rahatsız olanlar varsa kusura bakmasınlar, onlar varsın rahatsız olsunlar. Biz gerçekleri söylüyoruz, söyleyeceğiz." (DHA)