Fransız Lafarge IŞİD'le ortaklıkla suçlanıyor



Artı Gerçek

IŞİD ile işbirliği yapmakla suçlanan Fransız firması Lafarge, aleyhinde 'silahlı grupların finansmanı' ve 'insan hayatını tehlikeye atmaktan' dava açılabilir...


Dünyanın sayılı büyük çimento üreticilerinden olarak gösterilen Fransız şirketi Lafarge, 2007’de Suriye’de kurduğu fabrikasının çalışmaya devam etmesi için 2014 yılında bölgeyi ele geçiren IŞİD’le işbirliği yapmakla suçlanıyor. 

Paris Savcığılı, 2015'te firma hakkınnda IŞİD’den petrol ve malzeme satın aldığı gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Soruşturma sürerken Paris İstinaf Mahkemesi şirketin “İnsanlığa karşı suça katılmaktan” yargılanamayacağına hükmetti.

Euronews'ta yer alan habere göre Lafarge aleyhine “Silahlı grupların finansmanı”, “ambargoyu ihlal”, ve “insan hayatını tehlikeye atma” suçlarından dava açılmasının önünde bir engel bulunmuyor.

Soruşturma ilk açıldığında Lafarge’nin Yönetim Kurulu Başkanı Beat Hess, Suriye’de yaşananlardan haberdar olmadıklarını öne sürerek soruşturma geçiren personelin iş sözleşmelerinin iptal edildiğini söylemiş, bir süre sora da, firma, İsviçreli Holcim şirketi ile birleşerek LafargeHolcim ismini aldı.

ÇİMENTONUN 186 YILLIK HİKAYESİ

Lafarge’nin hikayesi 186 yıl öncesine dayanıyor. Fransa’nın Ardeche bölgesindeki Teil köyünde iyi kalitedeki kalkerleri bulunan bir alanda yaşayan Joseph Auguste Pavin de Lafarge coğrafik fırsatı kaçırmaz ve buradaki kireçtaşı ocaklarıyla ticaretiyle işe başladı.  

Yaşadığı yerin yakınında bulunan Rhone nehrinin mal sevkiyatı yapmak için elverişli bir ortam taşıdığını farkeden Lafarge, bu durumun yakaladığı fırsatı genişleteceğini anlayarak “Lafarge Kardeşler” isimli şirketi kurdu. 

SÜVEYŞ KANALI İNŞAATI DÖNÜM NOKTASI

Şirket her ne kadar Fransa’da kurulsa da büyüyüp zenginleşmesi Ortadoğu'daki faaliyetleri sayesinde gerçekleşti.

1864'te Süveyş Kanalı’nın açılmasına karar verilmişti ve  kanal inşaatının iskelesi için 200 bin ton kireç gerekiyordu. 

O günlerde üretim kapasitesi 50 bin ton olan Lafarge bu riski aldı ve “Yüzyılın anlaşması” dediği sözleşmeyi imzaladı. 

Bu işten büyük bir gelir elde eden Lafarge, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yakaladığı rüzgarı devam ettirmek için 1866’da Marsilya, Tunus ve Cezayir ofislerini açtı.

1887’ye gelindiğinde Lafarge üretimini bilimsel bir hale getirmek için şirketin kurulduğu Teil’de bir araştırma laboratuvarı açtı ve burada istihdam edilen bilim adamları alüminyum çimentoyu icat etti.  

Bilimsel araştırmalara hız veren Lafarge yeni makinelerle birlikte beyaz çimentoyu geliştirdi.

KANADA'DAN AFRİKA'YA AĞ KURDU

Fransa’daki diğer çimento şirketlerini satın alarak büyüyen Lafarge’nin yurtdışındaki ilk çimento fabrikası Kanada’da 1956 yılında satın aldı. 

Diğer ülkelerdeki birçok çimento fabrikasını da şirket bünyesine katan Lafarge, dünyada çimento tekeli olmak için kolları sıvamıştı.

1985 yılına gelindiğinde Sahra Altı Afrika’ya da uzanmış bunların dışında İspanya, Avusturya, Endonezya ve ABD’de çimento fabrikalarının sahibi olmuştu.

2003 yılında Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin imzalanmasının ardından AIDS ile mücadale çalışmalarına katılan Lafarge, AIDS’e karşı savaşan uluslararası bir kuruluş olan Care ile ortaklık anlaşması imzaladı.

TÜRKİYE İLE AJANDA KRİZİ

2007’de Suriye’nin kuzeyinde bir çimento fabrikası daha satın alan şirket sadece bir yıl sonra Ortadoğu pazarına daha da ağırlık verdi. “Gelişmekte olan pazarlarda büyüme” stratejini geliştiren şirket Türkiye ile ilk krizini 2004 yılında yaşadı. 

Lafarge’nin bastırdığı 2004 yılı ajandasında Türkiye’nin güneydoğusundaki bazı illeri Kürdistan çatısı altında gösterince Ankara'dan tepki gördü. 

Firma, 2009'da JP Morgan’ı vekil tayin edip Türkiye pazarından çekildi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YPG’nin kuzey Suriye’de yer altına inşa ettiği tünellerin çimentosunun da Lafarge tarafından verildiğini açıkladı.