Gediz Havzasına altın madeni: 2 milyon ağaç kesilecek, içme ve yer altı suları yok olacak



Artı Gerçek

1. derece deprem bölgesinde yer alan havzada açılmak istenen maden için uzmanlar; ‘6 milyon metrekarelik alanda hiçbir şekilde ağaç ve canlı varlığından söz edilemeyeceğini’ söyledi.


Rıfat DOĞAN


ARTI GERÇEK- Ege’nin en yüksek dağı olan ve Türkiye deprem haritasına göre 1. derecede tehlikeli deprem bölgesi içerisinde yer alan Murat Dağı’nda altın-gümüş madeni projesine izin verildi.

Projenin sahibi 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yeğeni Bahattin Özal’ın sahibi olduğu Odaş Enerji’ye bağlı Anadolu Eksport Maden firması. Maden projesinin hayata geçirilmesi durumunda içme ve yer altı sularının yok olacağı ve bölgede kuraklığın baş göstereceği belirtiliyor.

MADEN PROJESİNİN TAMAMI ORMAN ALANI İÇİNDE KALIYOR

Kütahya’nın Gediz İlçesi’ne bağlı Karaağaç Köyü’nde çıkarılması planlanan altın-gümüş madeni için “ÇED olumlu” kararı 8 Mayıs tarihinde verildi. ÇED dosyasına göre sahanın tamamı ormanlık alan.  ÇED alanı; Kütahya merkezine kuş uçuşu yaklaşık 65 km mesafede, Gediz merkeze ise kuş uçuşu yaklaşık 16 km mesafede yer alıyor. ÇED sahasına en yakın konut kuş uçuşu yaklaşık 360 m mesafede Karaağaç Köyü’nde bulunuyor.
BÖLGENİN SU İHTİYACINI KARŞILAYAN KÜÇÜKSU BARAJI DA PROJENİN YAKININDA

ÇED alanının doğusunda ve kuş uçuşu yaklaşık 3 km mesafede Murat Dağı Kayak Merkezi, güney doğusunda ve kuş uçuşu yaklaşık 4 km mesafede içme suyu amaçlı olan Küçüksu Barajının tampon bölgesi yer alıyor.

Dosyaya göre işletme ruhsatı verilen maden projesinin pasa sahasının bir bölümü Uşak’tayken, yapılan bir revizyonla bu sahada Kütahya içine alındı. 

PROJENİN OLDUĞU MURAT DAĞI 1. DERECEDEN TEHLİKELİ DEPREM BÖLGESİ

Birinci derecede tehlikeli deprem bölgesi içerisinde yer alan Murat Dağı’nda yapılması planlanan maden projesinde patlatmalı açık ocak işletme yöntemi kullanılacak. Altın cevherinin üretilmesi ve yığın liç yöntemi kullanılarak cevher zenginleştirme tesisinde cevherin işlenmesi ile nihai ürün olarak dore altın yan ürün olarak gümüş elde edilmesi planlanıyor.
GEDİZ HAVZASI DA TEHLİKEDE

Türkiye’nin önemli havzalarından biri olan Gediz Havzası da projeden etkilenecek. Dosyaya göre proje Gediz Havzası içinde yer alıyor.

ÇED dosyasına göre proje sahasının tamamı 534 hektardan oluşuyor. Bu sahanın içinde batı ocağı (108,34 hektar), doğu ocağı (69,50 hektar), pasa depolama sahası (147,52 hektar), bitkisel toprak depolama sahası (8,39 hektar), yığın liç sahası (28,32 hektar), tesis 1 (cevher stok sahası, mıcır sahası) (2,50 hektar), tesis 2 sahası (altın odası, karbon ünitesi, kırma tesisi, idari bina) (1,90 hektar) yer alacak.

YILKI ATLARI, KIRMIZI GEYİK TÜRLERİNİN MEKANI YOK OLACAK

‘Dünyanın sekizinci harikası’ olarak tanımlanan Murat Dağı, yılkı atlarına ve kırmızı geyik gibi birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapıyor. Birçok endemik türün yaşadığı Murat Dağı aynı zamanda çok sayıda büyükbaş ve küçükbaş hayvan için mera olarak kullanılıyor.
İÇME VE YER ALTI SULARI, AĞAÇLAR YOK OLACAK, KURAKLIK BAŞLAYACAK

Uzmanlar, projenin başlaması halinde 6 milyon metrekarelik alanda hiçbir şekilde ağaç ve canlı varlığından söz edilemeyeceğini, bölgedeki içme ve yer altı sularının kurumasıyla birlikte kuraklığın baş göstereceğini ve yaşanması muhtemel sismik hareketlilik nedeniyle veya sıralı dinamit ünitelerinin patlatılmasıyla Uşak’ın içme suyunu sağlayan Küçükler Barajı, siyanür sızıntısı sebebiyle zehirlenmiş olacağını belirtiyor.
GIDA GÜVENLİĞİ VE HALK SAĞLIĞI TEHLİKEDE

Uzmanlar ayrıca şu uyarıları yapıyor:

“Projeyle birlikte Pamukkale travertenleri büyük zarar görecek, hatta suyu kuruma noktasına gelecek. Bölgenin beşeri faaliyetleri durma noktasına gelecek. (Turizm, tarım, hayvancılık, termal faaliyetler vs.) Tüm bu olumsuz gelişmelere bağlı olarak 15 milyondan fazla insanın sağlığı tehlikeye girecek. Gediz Irmağı, Büyük Menderes Irmağı, Küçük Menderes Irmağı, Sakarya Irmağı, Susurluk Çayı vb. Murat Dağı’ndan kaynağını aldığı için Ege Bölgesi’nde yüksek miktarda siyanür sızıntısına bağlı hava, su ve toprak kirliliği oluşacak. Bu kirliliğe bağlı olarak başta kanser olmak üzere sağlık problemleri baş gösterecek. Gediz Ovası, Büyük Menderes Ovası, Salihli Ovası, Sakarya Ovası, Menemen Ovası, Küçük Menderes Ovası, Aydın Ovası, Çivril Ovası, Buldan Ovası ve buna benzer birçok ova kirlilikle boğuşarak yok olmaya başlayacak ve gıda güvenliği tehlikeye girecek.”