HDP'li Önlü: Tunceli tesadüfen seçilmiş bir isim değil



Artı Gerçek

'Dersim-Tunceli mücadelesi 1938’den bu yana devam ediyor.'


HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, bir taraftan Kırıkkale’nin Bahşili ilçesinin adının yöre halkının talebi doğrultusunda “Bahşılı” olarak değiştirilmesi, diğer taraftan belediyeye Dersim tabelasının asılmasının yasaklanması için “düşman hukuku” değerlendirmesinde bulundu.

Mahkeme, Dersim Belediyesi Meclisi’nin aldığı “Dersim” kararı hakkında valiliğin itirazı üzerine yürütmeyi durdurma kararı verdi. Buna karşı Meclis’e getirilen Torba Yasa’da Kırıkkale’nin Bahşili ilçesi “vatandaşlar arasında öyle kullanılıyor” gerekçesiyle “Bahşılı” olarak değiştirildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, Kırıkkale’de halkın talebinin yerine getirilmesine karşın, Dersim’de aynı talebe engel olunmasını değerlendirdi.

‘ÇİFTE HUKUK UYGULANIYOR’

Önlü, “Türkiye ve Kürdistan'da ikili hukuk var. Daha doğrusu hukuksuzluk var. Türkiye’nin batısında hukuk tam anlamıyla icra ediliyor demiyoruz ancak Kürdistan’da yapılan düşman hukukudur” dedi. 

Türkiye’de Kürtlere, Alevilere ve ötekilere düşman hukuku uygulandığına dikkat çeken Önlü, “Kırıkkale’de halk arasında konuşulan isim konulurken, Tunceli’ye halkın kullandığı Dersim ismini suç sayması kabul edilemez. Oradaki halk sadece bu ismi kullandığı için bir şey demiyorlar bunu tekçi zihniyet kabul eder ama onlarda Alevilerle, Ermenilerle birlikte kültürlerini yaşamak isteseler onlara da izin vermezlerdi. Dersim’de halk tekçiliği değil kendi dilini, kültürünü yaşamak istiyor. Aradaki farklılık bu. Dersim’de halk ‘ben tarihsel kimliğimi yaşamak istiyorum’ diyor” diye konuştu.

‘DERSİM-TUNCELİ MÜCADELESİ UZUN YILLARA DAYANIR’

Dersim’de belediyeye asılan tabela sonrasında yaşananların sadece bir isim mücadelesi olmadığını kaydeden Önlü, şöyle devam etti: “Dersim-Tunceli mücadelesi 1938’den bu yana devam ediyor. Bu tekçi zihniyet ilk oluştuğundan bu yana halkın, halkların dilini, kültürünü, yerleşim yerini inkar etmiştir, değiştirmiştir. Sadece isim değişikliğine gitmemiştir Türkiye'deki halkların Mezopotamya'daki Kürdistan'daki halkların dilini kültürünü ve inancını da değiştirmiş, asimile etmeye çalışmıştır. Bu da bunlardan biridir. Tekçi devlet zihniyetinin Karadeniz'de, Ege'de, Anadolu'da ve İç Anadolu'da bu asimilasyon politikasını uygulamıştır ancak bunun en büyüğünü Kürdistan’da uygulamıştır. Kürdistan’da isim değişikliklerine karşı sadece talep değil aynı zamanda bir mücadele de var. Dersim-Tunceli mücadelesi de böyledir.”

‘TUNCELİ TESADÜFEN SEÇİLMİŞ BİR İSİM DEĞİL’

Tunceli ismine halk tarafından bu kadar karşı koyuşun tarihsel misyonuna bakılmasının önemli olduğuna işaret eden Önlü, Dersim’e Tunceli isminin verilmesinin tesadüfi olmadığını hatırlattı. Bu ismin tarihsel bir arka planı olduğunu vurgulayan Önlü, şöyle devam etti: “Cumhuriyetin ilk kuruluşunda Dersim’in ismi hemen değiştirilmiyor çünkü o dönemde bazı farklılıklar kabul ediliyordu. 1924 Anayasası ile gelen tekçilikle birlikte yer isimleri ve asimilasyon politikaları devreye girdi. O tarihten sonra bu asimilasyon politikalarının sürgünler, katliamlar ve soykırımlarla devam ediyor. Tunceli ismi konulması devlet tarafından bir ihtiyaç üzerine asimilasyon ve inkar üzerine konuluyor. Tunceli, ‘Tunç El’ elden geliyor yani ‘demir el’ yani şiddet eli, şiddet yöntemidir. Öyle tesadüfen seçilmiş bir isim değildir. Bu aslında Dersim'de uyguladıkları politikanın ismidir. Tunceli ismine bu kadar karşı durmanın nedeni Dersim 1938 katliamının, soykırımının adıdır.”

‘DERSİM İSMİ HALKIN TARİHE AÇILAN KAPISIDIR’

Dersim coğrafyasının Tunceli olarak adlandırılan sınırlarla sınırlı olmadığını da söyleyen Önlü, Dersim’de yapılan katliamların Koçgiri ile başladığını belirtti. “Koçgiri ile başlayan şiddet eline verilen isimdir Tunceli” diyen Önlü, şunları ekledi: “Tunceli ismine bu kadar direnç ve bu kadar karşı duruşun nedeni budur. Karşı durmamak Koçgiri katliamı ile başlayan Dersim katliamıyla soykırıma varan bir uygulamayı kabul etmektir. Orada yaşanan inancın, dilin, kültürün asimilasyonunu kabul etme anlamına gelir. Yani öyle çok masumane bir isme karşılık bir durum değil. Tunceli ezenin yumruğu, Dersim ise direnişin kapısıdır. Dersim halkın tarihe açılan kapısıdır. Dersim halkının ısrar etmesinin nedeni o tarihsel arka planın, katliamı uğratılmış, inkar edilmiş o tarihin kapısının yeniden aralanması ve orayla bağının kopmasını istememesidir.”

Belediye’nin aldığı kararla Dersim halkına kapatılan tarihinin yeniden kapılarının açıldığını kaydeden Önlü, bunun sadece bir isim tartışması olmadığını iyi bilmek gerektiğini vurguladı.

‘DERSİM TABELA MESELESİ 90 YILLIK POLİTİKANIN DEVAMI’

Belediye bünyesinde alınan karar ardından yapılan açıklamaların talihsiz olduğu yorumunda bulunan Önlü, “Kayyum geldiğinde ilk bu tabelayı indirmesi 90 yıllık politikanın devamıdır. 90 yıldır aynı politika devam ediyor. İlk olarak ırkçı, faşist niyet ortaya çıktı ve Bahçeli bunu beka sorunu yaptı. Sonrasında ulusalcılar tarafından birkaç gündür devam eden bir kampanya var” dedi.

‘TKP İLE MHP UYUŞTU’

Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) “tabelanın değiştirilmesinin gündeme gelmesi yersiz olmuştur” açıklamasını da eleştiren Önlü, “Çok acı bir durumdur, kabul edilemez. Sen bir halkın dilini, kültürünü, inancını ve tarihini sahiplenme ısrarını gereksiz görüyorsanız demek ki siz bu halkı gereksiz görüyorsunuz. Bir halk ne ile vardır diliyle, kültürüyle, tarihiyle vardır. TKP bu açıklaması ile MHP ile uyuşmuştur” dedi.

BİLEN’İN YAZISI

TKP’nin yaptığı açıklamanın Dersim Katliamı döneminde Komintern (Komünist Enternasyonal) tarafından hazırlanan raporu akıllara getirdiğini belirten Önlü, TKP’nin önemli isimlerinden İsmail Bilen, 1937 Temmuz'unda Rasim Davaz adıyla yazdığı yazıdaki şu ifadeleri hatırlattı: “İki ayı aşkın bir zamandan beri Ankara Hükümeti, Dersim bölgesindeki Kürt aşiretlerin yeni bir gerici ayaklanmasını bastırmakla uğraşıyor. Feodal unsurlar, Kemalist Parti tarafından gerçekleştirilen burjuva reformlarına rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır. Bu bölgeye geçtiğimiz yıl Tunceli adı verilmişti. Dersim’in hâkim katmanları, yürürlükteki yasalara rağmen, yasadışı bir şekilde geleneksel ayrıcalıklarını ve önceliklerini koruyabilmişlerdir.” 

Önlü, “O gün katliam Ankara’nın getirmek istediği reform ve çağdaşlık olarak tanımlanıyor. Kürtler gerici, feodal ve aşiretler olarak tanımlanıyor. ‘Tam da bunun sonucu buranın ismi Tunceli yapıldı’ deniliyor. Benzer durumlara düşülmesi çok acı. Şimdi kendi kültürünü, tarihini, dilini yaşamak isteyenler mi gerici oluyor. Dersim isminde ısrar basit bir tabela meselesi değil” diye değerlendirdi.

‘HALKLA BİRLİKTE MÜCADELE YÜRÜTÜLMELİ’

Önlü, şunları ekledi: “Belediyeye asılan Dersim tabelası AKP'nin Hukuk Komisyonu haline gelmiş yargının eline bırakılmamalıdır. Bu sadece bir tabela değil oy yerinin kimliğini oluşturuyor ve bunda ısrar etmek gerekiyor. Halkın iradesi olan belediye meclisi ve yönetimi iyi başladı, yaptıklarının arkasında durmalı ve mücadelesini yürütmeli. Bu mücadele oranın mülki amirlerine bırakılamaz, mutlaka ısrarla olmak gerekiyor halkın desteği ile birlikte mücadele yürütmek gerekiyor.” (Mezopotamya Ajansı)