HDP'li Paylan: Süleyman Soylu ruh sağlığımızı bozuyor



Artı Gerçek

'Toplumu kutuplaştırırsanız ruh sağlığı bozulur.'


HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, TBMM’de devam eden bütçe görüşmelerinde Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

"Özellikle de bir bakan var ki her gün çıkıyor, 'O terörist, bu terörist. O hain, bu üç kâğıtçı. Onların hepsini hapse atacağız' diyor. Biliyorsunuz onun ismini: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Kendisi toplumsal barışımızdan, güvenlikten sorumlu bir bakan ama her gün toplumu kutuplaştırıyor, kamplaştırıyor. Süleyman Soylu bizim ruh sağlımızı bozuyor, bu kadar açık" diyen Paylan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çocukluğumda annem beni elimden tutup Çapa Hastanesine götürürdü. İmkânlar sınırlıydı, cilalı, boyalı değildi ama inanın annem o doktora güvenirdi. Çünkü o doktor ihtiyaç olan kadar tetkik yapardı, zaman ayırırdı. İhtiyaç olduğu zaman bir röntgen veya başka bir tahlil yaptırırdı ve bu konuda doktor ile hasta arasında bir güven ilişkisi vardı. Ama geçenlerde annem ayağını burktu, hastaneye gitti, böbrek MR’ı çekilerek geri geldi.

RADYOLOJİ DERNEĞİ'NE GÖRE HER 15 GÖRÜNTÜLEMENİN 120'Sİ GEREKSİZ

Meslek onurunu koruyan bütün hekimleri, sağlık çalışanlarını tenzih ederek bunu söylüyorum; bu, gerçekten kötüye kullanılabilir bir sistem. Yani gereksiz tetkiklerin yapıldığı, performansa dayalı, “Daha çok hasta bak, daha çok MR çektir, daha çok tahlil yaptır” konusunda ciddi bir handikap var. Rakamlardan bahsediyorsunuz, “Bu kadar çekim yapıldı, bu kadar tahlil yapıldı” diye. Ama Radyoloji Derneği Başkanı diyor ki, “Her 150 görüntülemenin 120’si gereksiz”.

SAĞLIK MESELESİNE KAR ODAKLI BAKILMAMALI

Bu piyasacı mantığı ben bir kanser olarak değerlendiriyorum. Sağlık meselesi bir kanser olarak yayıldı bu neoliberal politikalarla. Her şeyde kâr mantığı belki bir noktada kaldırılabilir ama sağlık meselesine bu kadar kâr odaklı, bu kadar ticarileşme ve piyasa odaklı bakılmasından geri dönülmelidir. Hekimler gerçekten hekim olsun, hastalara hasta olarak bakılsın. Hastaneler iş yeri olmasın. Gereksiz tetkikler yapılmasın. Bir hasta doktoruna gittiğinde güvensin. “Üç dakikada bir hasta bakayım” demesin bir hekim.

Sağlık emekçileri, tükenmişlik sendromu yaşıyoruz diyor. Atama da yapılmıyor. Binlerce mesaj alıyoruz sağlık emekçilerinden, sağlık meslek yüksek okullarından mezun olan arkadaşlarımız atanmadıklarından bahsediyorlar. Sağlık emekçileri bu piyasacı mantıktan kurtarılmalıdır.

SÜLEYMAN SOYLU RUH SAĞLIĞIMIZI BOZUYOR

Sağlık tanımının genelde beden sağlığı boyutuna odaklandınız. Ruh sağlığını bir cümle olarak geçirmişsiniz sunumunuzda. Oysa toplumumuzun ruh sağlığı bozuk. Depresyon haplarının artışını biliyorsunuz, anksiyete inanılmaz yaygın, uyku düzeni bozuk insanların. Neden depresyon çoğalmış durumda, neden stres kaynaklı tiroit rahatsızlıkları artıyor insanların, neden uyku düzeni bozuk? Sayın Bakan, ben bu konuda bakan arkadaşlarınızı suçluyorum. Özellikle de bir bakan var ki her gün çıkıyor, “O terörist, bu terörist. O hain, bu üç kâğıtçı. Onların hepsini hapse atacağız” diyor. Biliyorsunuz onun ismini: İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. Kendisi toplumsal barışımızdan, güvenlikten sorumlu bir bakan ama her gün toplumu kutuplaştırıyor, kamplaştırıyor. Süleyman Soylu bizim ruh sağlımızı bozuyor, bu kadar açık.

TOPLUMU KUTUPLAŞTIRIRSANIZ RUH SAĞLIĞI BOZULUR

Berat Albayrak geri kalır mı bundan? Hani ikisinin bir yarışı var: “Süleyman Soylu-Berat Albayrak”. Berat Albayrak da “Ekonomik kriz var” diyenleri teröristlikle suçladı geçen gün ve bugün soruşturmalar başlamış. Eğer ekonomik kriz var dersek fezleke gelecek. Bu durumda anksiyete de olur depresyon da olur. Hele Sayın Cumhurbaşkanı bir ağzını açıyor “O hain, bu terörist”. Toplumu kutuplaştırırsak ruh sağlığımız bozulur.

Sayın Bakan, siz bir hekimsiniz ama aynı zamanda bir patronsunuz. Tamam, yetkilerinizi devretmiş olabilirsiniz ama çoğunluk hissesine sahipsiniz. Bir sağlık şirketinin, büyük bir grubun patronusunuz. Pek çok şayia var, bunlara açıklık getirin. Sanayi Bakanlığı 220 milyonluk teşvik vermiş, bunda sizin bir etkiniz olabilir mi? Arsalar verilmiş hastanelerinize. Sağlık Bakanlığının bir müfettişi sizin hastanenizi ayakları titremeden denetleyebiliyor mu? Herhangi bir Sağlık Bakanlığı müfettişi sizin hastanelerinizle ilgili herhangi bir bulgu bulabildi mi? Sağlık Bakanı olmanızın tüm bunlar üzerinde herhangi bir etkisi olamayacağını, örnekler vererek açıklayın."