Almanya'da Kürtler: Her yerde ama hiçbir yerdeler



Artı Gerçek

'Almanya'da Kürt Göçmenler: Yaşamları Kimlikleri ve Siyasete Katılımları' kitabının yazarı Prof. Kenan Engin 'Bana bu kitabı şaşkınlığım yazdırdı' diyor.


Nuray ÇİFTÇİ


ARTI GERÇEK- Kesin bir rakama tekabül etmemekle birlikte Almanya'da 1 milyonun üzerinde Kürt göçmenin yaşadığı sanılıyor. Almanya Göç Dairesi'nin verilerine göre 'Kürt' değiller. İstatistiklerde İranlı, Iraklı, Suriyeli ya da Türkiyeli olarak geçiyorlar. Böyle bile olsa Almanya maceraları neredeyse yüzyıllık. Peki niye geldiler, nasıl yaşıyorlar, Almanya'yla gerçek anlamda politik ve kültürel alışverişleri var mı? "Almanya'da Kürt Göçmenler: Yaşamları Kimlikleri ve Siyasete Katılımları" kitabının yazarı Prof. Kenan Engin'e göre "Hiçbir yerde yoklar ama her yerde varlar". Kassel Üniversitesi Yayınları arasında geçtiğimiz ay çıkan kitap, bu soruların yanıtını derli toplu vermeye aday dikkat çekici bir çalışma.

"KİTABIN ÇIKIŞ NOKTASI ŞAŞKINLIK"

Halen Akkon İnsani Bilimleri Üniversitesi’nde 'uluslararası göç' dersleri veren Kenan Engin, kitabı yazma sürecini şöyle anlatıyor:

"Almanya'daki üniversite eğitimim sırasında ne zaman Kürtlere ilişkin birşeyler yazmak istesem her defasında ciddi bir kaynak sıkıntısıyla karşılaştım. Bir noktadan sonra da zaten konuyla ilgilenmeyi bıraktım. Çünkü binlerce kitabın bulunduğu kütüphanelerde istediğim konuya ilişkin bir-iki kitaba dahi rastlayamıyordum. Bu kitabın temel çıkış noktası aslında şaşkınlığımdı. Bir milyonun üzerinde Kürt göçmenin yaşadığı Almanya'da, Kürt göçünün sosyal, dinsel, politik, kültürel boyutuna dair 1-2 bilimsel çalışmanın bile olmadığını görmek inanılmazdı. Almanya'da yazılanların neredeyse yüzde 95'i, Kürtlerin, Türkiye, Irak, Suriye ya da İran'da yaşadıklarına ilişkindi. 

Ya Kürtlerin burada yaşadığı sosyal, politik ve kültürel sorunlar! Bunlara dair birkaç oldukça eski bilimsel makale ve kitap çalışması dışında neredeyse hiçbir kaynak yok. Almanya'nın sosyal ve politik yaşamında bu insanlar hiç yokmuş gibi. Bu benim için oldukça şaşırtıcı ve üzücüydü. Korelilerin Almanya'daki nüfusu 35 bin civarında. Düşünün; Koreli göçmenler üzerine yazılmış onlarca kitap varken, sayıları 1 milyonu aşan Kürtlerin hikayesine dair hiçbir kaynak yok neredeyse. Yani Kürtlerin dramı burada da bir başka düzlemde devam ediyor.

Uzun bir üniversite eğitimi ve sonrasında doktora süreci derken ögrencilik bitti. Akademik dünyayla haşır neşir oldukça bu yönlü eksikliğin daha çok farkına vardım. Bir yönüyle de giderek sorumluluk duydum ve yakınmayı bırakıp 'peki neden ben yazmıyorum?' noktasına geldim. 2017'de, Köln'de bir kafeye oturup kitabın temel konseptini hazırladım ve diğer yazar arkadaşlara attım. Böylece başlamış olduk. Kitap 10'a yakın akademisyenin katkılarıyla oluştu. Her biri kendi alanında oldukça ciddi çalışmaları olan akademisyenler. Almanya ve Avrupa'nın çeşitli üniversitelerinde ya çalışmışlar ya da halen çalışmaktalar."

- Alman basınında Kürtler fazlasıyla yazılıp, çiziliyor. Buradan bakınca böyle bir kaynak sorunuyla karşılaşmak şaşırtıcı.

Evet, çok. Ama sadece PKK, Kürt göçmenler tarafından yapılan gösteriler ve 'terörizm' eksenli gelişmeler üzerinden haber oluyorlar... Kürtlerin hayatına, eğitime katılışlarına, entegrasyon ve kimlik edinme süreçlerine ilişkin neredeyse hiçbir şeye rastlayamazsınız. 

ALMANYA'YA KÜRT GÖÇÜ 4 EVREDEN OLUŞUYOR

- Almanya'ya Kürt göçü ne zaman başladı ve dönemsel olarak nasıl bir seyir izledi? İlk dikkat çekici dalganın Almanya'nın iş gücü arayışına tekabül ettiğini söylemek mümkün mü?

Ciddi anlamda ilk Kürt göçü 1960'lı yılların sonuna doğru Almanya-Türkiye göç anlaşması kapsamında gelişiyor. Anlaşma kapsamında ilk etapta Türkiye'nin batı illerinden işçi alınırken, 60'lı yılların sonuna doğru Kürtlerin yaşadığı Sivas, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Dersim ve Muş gibi şehirlerden de misafir işçiler Almanya'ya gelmeye başlıyor. Bu şekilde ilk Kürt göçü de başlamış oluyor.

İkinci evre 1980 darbesi sonrasında gelişiyor. Bu süreçte gelenlerin bir öncekinden farkı oldukça politize olmuş bir kitle olması. Çoğu radikal sol ya da sol tandanslı Kürt hareketleri içerisinde politize olmuş bir göçmen kitlesi. Bunların Almanya'ya gelmesi, daha önce misafir işçi olarak gelmiş ve 'Kürt' ya da 'Alevi' kimliğini saklayan kitlenin de politize olmasına yol açıyor. Burada özelikle şuna vurgu yapmak gerekiyor. Bu evrede gelen göçmenlerde kendi kimliğini tanımlarken 'Alevi' ya da 'Kürt' vurgusu oldukça cılız ya da yok düzeyde. Siyasal kimlik vurgusu oldukça öne çıkıyor.

Üçüncü göç evresi 1990'lı yıllar ile başlıyor. Göçün temel sebebi ise PKK ile TSK arasında şiddetlenen savaş ve bu savaşın insanların yaşam alanını oldukça daraltması. İlk önce yakın kasaba ve şehirlerde, sonrasında ise büyük metropollerin gecekondu mahallelerinde yaşam alanı bulmaya çalısan yüz binlerce Kürt göçmenin bir kısmı burada da tutunamayınca Avrupa'nın birçok ülkesine olduğu gibi Almanya'ya doğru yola çıkıyor. Bu aşamada gelen kitlenin diğer dönemlerde gelen kitleye oranla daha heterojen bir yapıya sahip olduğunu gözlemliyoruz. 

Dördüncü göç evresi ise 2012-2013 yılında Suriye iç savaşıyla başlıyor ve hala devam ediyor.    

İLK GELENLER DAHA VARLIKLI VE ENTELEKTÜELDİ

- Almanya'ya ilk gelen Kürtlerin varlıklı ailelere mensup olduğu söylenir. Bunlar daha çok hangi ülkelerdendi ve geliş amaçları neydi?

Evet doğru. İlk gelenler oldukça az sayıdaki varlıklı aile çocuklarıydı ya da Kürt entelektüelleriydi. İstisnalar dışında genel olarak eğitim amacıyla gelmişlerdi. Kimisi çok kısa bir dönem burada kalırken, kimisi uzun yıllar kalıyor. Bunlardan bir kaçını sayacak olursak: Kamuran Alî Bedirxan, Celadet Alî Bedirxan, Mehmet Şükrü Sekban, Îhsan Nurî Paşa, Îsmet Şerîf Wanlî. 

Gelenlerin ağırlıklı kısmı Suriye ve Irak'tan. Mesela Îsmet Şerîf Wanlî'nın da kuruluşunda yer aldığı ve uzun dönemler başkanlığını yaptığı Kurdish Students Society in Europe (KSSE) 1956'da Wiesbaden'da kuruluyor ve bu dernek kısa zamanda 3 binin üzerinde üyeye ulaşıyor. 

- Sonraki yıllarda dikkat çekici bir Ezidi göçü gözleniyor... Dönemsel kırımlar ya da baskılardan dolayı buna benzer bir göç örneğin Alevi Kürtler arasında da yaşanıyor mu?

 

Aslında yukarıda '3'üncü göç dalgası' olarak nitelediğim dönemde ciddi bir Alevi kitlesi Almanya'ya göç ediyor. Bunda özelikle Çorum ve Maraş katliamlarıyla oldukça ciddi bir noktaya ulaşan Alevi karşıtlığı ve bunun Alevi-Kürt kitlesinde yarattığı korku etkili oluyor.

- Almanya'ya Kürt göçünde belirleyici olan ekonomik arayışlar mı politik kaçışlar mı?

Uluslarası göç teorileri göç nedenlerini tanımlarken "push" ve "pull" faktörlerden bahsederler. "Push" faktörler politik ve sosyal baskı gibi nedenleri, "pull" faktörler ise daha cazip ülkelere göçü tetikleyen nedenler olarak tanımlanır. Kürt göçünde aslında temel olarak "push" faktörler ilk etapta ana neden olarak karşımıza çıkarken, sonrasında cazip yaşam koşulları göçün yüzünün Almanya'ya dönmesine neden oluyor. İlk evre ve 3 evrede ekonomik nedenlerin ciddi bir rol aldığını düşünüyorum. 

KÜRTLER ALMANYA GÖÇ DAİRESİ'NİN KAYITLARINDA YOK

- Türkiye'de darbe dönemleri, İran-Irak savaşı, Halepçe, Körfez savaşı... Yukarıda sözünü ettiğiniz '90'lar, sonrasında IŞİD'le mücadele, Kobani, Rojava ve bölgesel tehditler... İstatistiksel olarak nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?

Evet adı geçen süreçleri Kürt göçünün temel nedenleri olarak görmek mümkün. Fakat hangi dönem, kaç kişi geldi bunu tespit etmek maalesef mümkün değil. Çünkü gelen Kürtlerin hepsi Almanya Göç Dairesi istatistiklerine İranlı, Iraklı, Suriyeli ya da Türkiyeli olarak geçiriliyor. 

Kitap çalışması kapsamında Almanya Göç Dairesi'ne bu yönlü yaptığım tüm başvurularda aldığım cevap Kürtlerin hiçbir şekilde kayıt altına alınmadığı yönündeydi. Oldukça acı. Hiç bir yerde yoklar ama her yerde varlar Kürtler.

BÜYÜK BÖLÜMÜ HİZMET SEKTÖRÜNDE

- Gelenler daha çok hangi bölgelere yerleştiler ve ne tür işler yaptılar? Nasıl bir sınıfsal statüye sahipler?

İlk gelenler daha çok alt tabakadan insanlar. Yerleştikleri alanlar ise Berlin'i saymazsak ağırlıklı olarak demir ve kömür endüstrisinin yoğun olduğu NRW, Hessen ve Saarland eyaletleri. Oldukça zor koşullarda yaşayan ve çalışan bir kesim. İkinci göç evresinde gelenlerde yüksek öğrenim yapan küçük de olsa bir kesimden bahsetmek mümkün. 

Fakat sonrasında gelen göçmenlerin ezici bir çoğunlunun oldukça ağır koşullarda yaşayıp çalıştığını görüyoruz. İşsizlik oranı da Kürt göçmenler arasında oldukça yüksek. Bugün itibariyle genel bir saptama yapmak zor olsa da ezici bir Kürt göçmen kitlesinin alt tabakayı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Çalışan kitlenin büyük bir çoğunluğu hizmet sektörü diye tabir ettiğimiz temizlik ve yeme-içme sektörlerinde calışmakta.

3. VE 4. NESİL KİMLİĞİNİ SEMBOLLERLE İFADE EDİYOR

- Kimlik edinme süreci nasıl bir seyir izliyor?

Kürt göçmenlerin kendi kimlik ve aidiyetlerini ifade ve yaşama biçiminin geldikleri ülkelerdeki Kürtlerin kendilerini ifade biçimiyle farklılıklar gösterdiğini gözlemliyoruz. Bu konuda elinizdeki kitap calışmasında yer bulan Prof. Cinur Ghaderi ve Prof. Dr. Birgit Ammann'in ampirik bir temele dayanan çıkarsamaları oldukça enteresan. 

Burada yaşayan Kürt göçmenlerin iki ayrı dünya arasında sıkışmışlığı, bunu aşma yolları ve bu yönlü oldukça pragmatik çözümleri ve stratejilerini gözlemlemek oldukça enteresan.

Geldikleri ülkelerdeki baskıcı ve inkarcı sistemlerden ötürü kendi kimliğini kamusal alanda açıkça ifade etmekten çekinen Kürtlerin burada bu kimliğe okulda, iş yerinde vurgu yaptığını görüyoruz. Özellikle 3. ve 4'cü nesilde bu vurgu mesela takılan çeşitli sembollerle (Hz. Ali fotoğrafı, zülfikar, Kürt bayrağı, haritası vb) dile getiriliyor. 

Tabi burada kuşaklar arasındaki farklılıklar, geldikleri ülkeler, siyasal geçmişleri vb. etkenler de farklı farklı ifade biçimlerini beraberinde getiriyor. Mesela Türkiye'den gelenler siyasal kimlik ekseninde kendi Kürtlüğünü tanımlarken, Iraklı Kürtlerde daha çok dil ve kültür üzerinden oluşturulmuş bir Kürt kimlik kurgusu gözlemliyoruz.  

SİYASETLE İLİŞKİLERİ GELDİKLERİ ÜLKELERİ PROTESTO YA DA OLUMLAMA YÖNÜNDE

- Politik süreçlere katılımları nasıl ve buradaki temel parametreleri/öncelikleri neler? 

Almanya'da varolan yasal örgütlenme ve kendi dinsel kimliğini yaşama özgürlüğü, Kürtlerin geldikleri ülkelerde sakladıkları kimliklerini yaşamalarına olanak sağladı. Bunu özelikle Ezidi ve Alevi Kürtlerde gözlemlemek mümkün. Kısa süre içerisinde yüzlere varan Alevi dernekleri bunun çok bariz örneği. 

Politik tercihlerinde ise farklı bir nokta dikkat çekiyor. Burada yaşayan Kürtlerin politik yaşama katılım biçimi daha çok Türkiye, Irak ve Suriye eksenli. Bu yönlü yapılan tüm aktiviteler adı geçen ülkelerdeki politik gelişmeleri protesto ya da olumlama boyutunda. Almanya'nın genel siyasal yaşamına katılım çok cılız. Almanya'da eyalet ya da federal mecliste yer alan Kürt milletvekilleri ise daha çok adı geçen ülkelerde yaşanan insan hakları ihlalleri vb. şeyleri dile getirmeyi kendi politik ajandalarının temel eksenine oturtuyor. 

Oysa ki bunların temel uğraşlarından birinin Almanya'da yaşayan bir milyonun üzerindeki Kürt göçmenin sorunları olmalı. Bu konuya ilişkin kitaba katkı sunan Dr. Bahar Baser'in makalesi oldukça enteresan noktalar içeriyor.

-Siyaset mekanizmalarında etkili olduklarını düşünüyor musunuz?

Hayır. Bu yönlü etkileşimin oldukça cılız olduğunu düşünüyorum. Bunun burada sıralayamayacağım birçok nedeni var.

ALMANYA'NIN KÜRT POLİTİKASI OLDUKÇA TUTARSIZ

- Almanya'nın nasıl bir Kürt mülteci politikası var? 

Almanya oldukça tutarsız ve her döneme göre değişen bir Kürt mülteci politikası izliyor. Belirleyici etki ise Almanya'nin Türkiye, Irak, Suriye ve İran gibi ülkelerle olan ekonomik ve politik ilişkileri. O yüzden tutarlı ve adı konmuş genel bir rota yok. Dr. Engin Çiftçi'nin kitap çalışması içerisinde bir hukukçu gözüyle Almanya Göç Dairesi'nin almış olduğu kararların analiziyle varmış olduğu sonuçlar çarpıcı noktalar içeriyor. 

- Tersine göçten bahsetmek mümkün mü? Almanya'daki toplam Kürt nüfusu ne kadar?

Ciddi bir tersine göçten bahsetmek zor. Lakin geldikleri ülkelerin siyasal ve ekonomik yapısı bunu olanaksızlaştırıyor. Fakat son yıllarda Almanya'da yaşayan Iraklı Kürtlerden hatırı sayılır oranda bir kesimin geri döndüğünü Almanya Federal Göç Dairesi kısa bir süre önce açıklamıştı. 

ALMANYA'YI KÜRTLER İÇİN CAZİP KILAN NEDENLER VAR

- Almanya Kürtler açısından neden cazip bir ülke? (Ya da cazip mi?) Kürtler için Almanya kaçılacak bir ülke mi yaşanacak bir ülke mi?

Enteresan bir soru. İlk göçmenler daha çok para kazanmak amacıyla geldiler. İkinci evrede gelenler daha çok kaçılacak ülke gözüyle bakanlardı kanımca. Fakat daha sonraki aşamalarda gelenlerin büyük bir çoğunluğunun Almanya'yı bilinçli seçtiğini ve bu yönüyle de yaşanacak ülke gözüyle baktıklarını düşünüyorum. Burada göçmenlerin oldukça pragmatik ve stratejik düşündüğünü söylemek mümkün. Temel sebeplerden bir kaçını sıralamak gerekirse: Almanya'da mülteci olarak kabul edilmenin ihtimal olarak daha yüksek oluşu, güvenilir bir sosyal sistem, iş olanakları ve akraba ya da arkadaş kitlesinin yoğunluğu gibi... Bunlar Almanya'yı onlar açısından yaşanılır kılıyor.

KENAN ENGİN KİMDİR?

Dersim doğumlu olan Kenan Engin, 2001'den beri Almanya'da yaşamaktadır. Şu an profesör olarak Akkon İnsani Bilimleri Üniversitesi’nde çalışan Engin, "uluslararası göç" alanında dersler vermektedir. Engin, Ruprecht-Karls-Universität Heidelberg’de yüksek lisansını bitirdikten sonra aynı üniversitede uluslararası ilişkiler alanında siyaset bilimi doktorası yaptı.

Akademik yaşamı sürecinde başta Harvard Üniversitesi olmak üzere Londra Üniversitesi (SOAS), İstanbul Üniversitesi gibi okullarda öğrenim gördü. Heidelberg Üniversitesi, Kassel Üniversitesi, Heilbronn Üniversitesi, Mainz Üniversitesi, Worms Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Bonn ve Düsseldorf'ta FOM Üniversitesi ve Rusya'da Tomsk Politeknik Üniversitesi gibi üniversitelerde araştırmalar yapıp dersler verdi.

Makaleleri, röportajları ve edebi yazıları birçok ulusal ve uluslararası gazete ve dergilerde çeşitli dillerde (Almanca, İngilizce ve Türkçe) yayınlanmıştır. Bunlardan başlıcaları: Die Zeit, Die Neue Zürcher Zeitung (NZZ), The Jerusalem Post, Focus Magazin, Frankfurter Hefte, Migration und Soziale Arbeit, deutsche jugend, Mannheimer Morgen, Die Rheinpfalz, Hurriyet Daily News and Economic Review, Eurasischen Magazin, FES-Forum, Radikal ve bianet.com...

Makalelerinin yanı sıra birçok kitabın da yazarıdır.