İngilizce yeterliliğinde Türkiye, 80 ülke arasından 73’üncü sırada



Artı Gerçek

'Türkiye'de yabancı dil öğrenmek mümkün.'


İngilizce Yeterlik Endeksi verilerine göre, Türkiye 80 ülke arasında 73’üncü sırada yer alıyor. Bunun en önemli nedeninin yabancı dilin bir ders olarak görülmesi olduğunu söyleyen Yabancı Diller Direktörü İpek Bulduk Cooley, “İngilizceyi bir iletişim aracı olarak görmelisiniz. Çünkü dil bilmek kişiyi özgürleştirir” dedi.

İSTEK Okulları, Türkiye’de yabancı dil öğrenen öğrenciler için sürdürülebilir bir gelişim planı hedefiyle devlet ve özel okullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerine yönelik bir yabancı diller konferansı düzenledi. Yeditepe Üniversitesi İnan Kıraç Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinliğe çok sayıda İngilizce öğretmeni katıldı.

Konferansta İSTEK Vakfı Kurucu Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Akyel, akademisyen Assoc. Prof. Dr. Hossein Farhady, öğretmen eğitmeni Theresa Doğuelli, Profesör Sarah Mercer ve İSTEK Okulları Yabancı Diller Direktörü İpek Bulduk Cooley konuşmacı olarak yer aldı. Konferansta konuşma yapan Bedrettin Dalan, yabancı dil öğrenebilmek için öncelikle ana dilin çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizerken, Profesör Sarah Mercer ise dil öğrenme sürecindeki öğretmen ve öğrenci arasındaki bağın önemini vurguladı.

“DİL BİLMEK KİŞİYİ ÖZGÜRLEŞTİRİR”

Açılış konuşmalarının ardından DHA’ya konuşan İSTEK Okulları Yabancı Diller Direktörü İpek Bulduk Cooley, İngilizce eğitimi ve öğreniminde yaşanan sorunlara dikkat çekti. İngilizce Yeterlik Endeksi verilerini hatırlatan İpek Bulduk Cooley, “Maalesef ülkemizde çok iyi niyetli çalışmalar olsa da istediğimiz yerde değiliz.  İngilizce Yeterlik Endeksi (English Proficiency Index) verilerine göre 80 ülke arasında 73’üncü sıradayız. Bu can sıkıcı bir veri. Bunu düzeltebilmek adına öğrencilere, bir başka kişinin yardımı olmadan iletişim kurabilecekleri, karşı tarafı çok iyi algılayabilecekleri bir eğitim vermeyi hedefliyoruz. Çünkü dil bilmek kişiyi özgürleştiriyor. Endeksteki ülkeler için İngilizce ikinci veya üçüncü lisan. Belirli testler yapılıyor, bu endeks çıkartılıyor ve en başarılı olan birinci sırada yer alıyor. Mesela İsviçre, Danimarka, Norveç, Hollanda, Singapur gibi ülkeler ilk 5’te yer alıyorken biz maalesef 73’üncü sıradayız” dedi.

“İNGİLİZCE BİR DERS DEĞİL İLETİŞİM ARACI”

Yapılan en büyük hatanın yabancı dili bir ders olarak görmek olduğunu anlatan İpek Bulduk Cooley, “İngilizce aslında bir ders değil, bir iletişim aracıdır. Bir defa dersi doğru algılamalıyız ve o yabancı dilin karakterine göre hareket etmeliyiz. İngilizce konuşmadan öğrenilmez. İki dünya bir araya gelse, o esnada öğretilen dil haricinde sınıfta başka bir dil konuşulmamalı. Ancak bir deprem veya sağlıkla ilgili önemli bir durum olduğunda Türkçe konuşulabilir. Bıkmadan, sıkılmadan çok ciddi bir sabırla hedeflenen dil üzerinden iletişim kurulması lazım” diye konuştu.

Öğrenci kadar öğretmen eğitiminin de önemli olduğunun altını çizen Cooley, “Çünkü onların ihtiyaçları birbirinden farklı. Bunun için farklılaştırılmış öğretmen eğitimleri yapılması lazım. Mesela bazı öğretmenlerin sınıf hakimiyeti problemi yoktur ama öğrencileri ölçme değerlendirme araçlarına adapte etmekte sorunu vardır. Bu sebeple çok iyi bir ihtiyaç analizi yapılması lazım” dedi

Bir çocuğun İngilizce eğitime ne kadar erken başlarsa onun için o kadar faydalı olacağını ifade eden Cooley, “Çocukların hiçbir şekilde kafası karışmıyor. Aksine kritik düşünme becerileri her geçen gün daha kuvvetli hale geliyor. İki dil öğrenmeli, eğer evde konuşulan başka bir dil varsa 3 dil bilmeli” tavsiyesinde bulundu.

“HATA YAPMA KORKUSU DUYMAYIN”

Yetişkinlerin yaşadığı sorunları da değerlendiren İpek Bulduk Cooley, hata yapma korkusu olmadan konuşmak gerektiğine dikkat çekti. Yetişkinlerin, çocuklar kadar hızlı öğrenemediğini belirten konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Lisanı sevmek lazım. Bilmem kaç saat kursa giderek, şu kitabı okuyarak, dizileri yabancı dille izleyerek dil öğrenilmiyor. Bir defa çeviri mantığından uzaklaşmamız gerekiyor. O dili, o şekilde hayal etmemiz gerekiyor. Bol bol kitap okumak çok önemli. Her kelimeyi anlayacağız diye bir kaide yok. İlk okuduğumuzda yüzde 30’unu anlarız, ikincide yüzde 40 olur. İngilizce çok kolay bir lisan değil ve en zor lisanlardan bir tanesi. Çok basitmiş gibi kendini gösteren ama orta seviyeden sonra bir anda çok hızlanan bir lisan. Bulduğumuz her kişiyle utanmadan sıkılmadan, hata yapma korkusu olmadan bol bol pratik yapmalıyız.”

“TÜRKİYE’DE DE ÖĞRENMEK MÜMKÜN”

Yabancı dili illa ki yurt dışında öğrenmek gerekmediğini kaydeden Cooley, “Öğrenmek istediğiniz lisana ne kadar çok maruz kalırsanız o kadar ilerletirsiniz elbette. Ama diyelim ki şu an hiç İngilizceniz yok veya çok az. ‘Hadi ben yurt dışına dil öğrenmeye gideyim’ derseniz o size bir fayda sağlamaz. Ama orta seviyeyi yakaladıktan sonra gidip pekiştirmek tabi ki çok faydalı. Fakat illa ki yurt dışına gidilmesi lazım mı? Hayır. Ülkemizdeki güzel çalışmalarla, doğru yaklaşımlarla çok rahatlıkla yabancı dil öğrenilebilir” ifadelerini kullandı. (DHA)