Dilan, adım adım gelen katliamı anlattı



Artı Gerçek

Siverek'teki katliamın sadece o gün içerisinde yaşanmış ve bitmiş bir olay olmadığını belirten Dilan İzol, katliam öncesini ve sonrasını Artı Gerçek'e anlattı.


Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK - Urfa’nın Siverek ilçesine bağlı Çeltik Mahallesi'nde medyaya arazi anlaşmazlığı' olarak yansıyan katliamda, babası Hakkı, annesi Zozan, amcasının eşi meral ve kuzeni Musa Serhat'ın öldürülmesine tanıklık eden Dilan İzol, saklandığı evden gözyaşları içeresinde hayatını derinden etkileyecek katliam anını saniye saniye cep telefonu ile kayıt altına aldı.

Saldırı anına ilişkin görüntülerin Yekbun İzol adlı Twitter hesabından paylaşılmasının ardından kamuoyunda infial yaratan görüntülere yenileri eklendi.

Ulaştığımız Dilan İzol, 4 araba ve traktörle gelen 10’dan fazla saldırganın, ailesini nasıl katlettiğine ilişkin çektiği diğer görüntüleri de sosyal medyadan paylaştı.

Korkusuna rağmen kayıttan çıkmayıp, ailesine yönelik katliamı tüm Türkiye'ye duyuran Dilan İzol, katliam öncesini ve sonrasını Artı Gerçek'e anlattı.

'KATLİMIN ARKASINDAKİ KİŞİ ZÜLFİKAR İZOL'DUR'

Katliamın sadece o gün içerisinde yaşanmış ve bitmiş bir olay olmadığını söyleyen Dilan İzol, olayın geçmişinin 2003 yılına amcasının öldürüldüğü bir olaya dayandığını söylüyor:

"Geçmişi olan bir olay bizim yaşadığımız. 17 yıl önce 2003 yılında benim amcam öldürüldü ve failleri olarak babam ile 2 amcam gösterildi. Amcam öldürüldüğü sırada babam, ailem dedemin yasındaydık. Fail olarak adı geçen iki amcam da, amcamın bir oğlu engelli e onu doktora götürmek için Mersin’e gitmişlerdi. Mersin’e gittikleri sırada yoldayken cüzdanları çalınıyor, karakola gidip şikayette bulunuyorlar. Hastane kayıtları mevcuttu. Mevcuttu diyorum, çünkü sonra bu kayıtların hepsi ortadan kaldırıldı. Bu davada bizim kendi avukatımız satın alındı ve duruşmalarda savunma yapmadı. Dava süreci boyunca avukatımız hiçbir şey yapmadı, mahkemeye katılımı çok azdı. O süreçte babam ve iki amcam tutuklu olduğu için o süreçte annem ve iki yengem yani 3 kadın ve çocukları yalnız başlarındaydı. Biz zaten çocuktuk hiçbir şeyin farkında ve bilincinde değildik. Bir başımıza olduğumuz için ortada nelerin döndüğünün ve kimlerin bu işin arkasında olduğunun farkında değildik.

Sonradan bunun farkına vardık. Ve yine bu delilleri karartan, 17 yıl boyunca mahkemenin sürmesini sağlayan kişi de Zülfikar İzol’dur. Bu işin arkasındaki kişi Zülfikar İzol’dur. Bizim delillerimizi karartan kişi odur. O dönem milletvekiliydi ve devletimizin gücünü, askerimizin gücünü kendi lehine kullandı. Hem devletimiz kullanıldı, hem biz kullanıldık. Bunu zaten o zamanki gücüne dayanarak yapmış oldu."

'YILLARCA DARP EDİLDİK, TEHDİT EDİLDİK, TACİZ EDİLDİK'

Tapu anlaşmazlıklarının bir çok kez katliama dönüştüğü Türkiye'de mahkemelerin bir işe yaramadığını Dilan İzol bir kez daha hatırlatıyor:

"Bu olay yaşandığında kendisi babama “Sen bütün mal varlığını benim üzerime yap, senin suçsuz olduğun ortaya çıkınca ben bütün tapularını sana iade edeceğim, geri alırsın” diyor. Dava çözülene kadar tapuları emaneten almak istiyor. Dava çözüldükten sonra geri vereceğini söylüyor. Zülfikar İzol benim babamın öz ve öz amcasının oğludur. Babam da kendi akrabası olduğu için, öz kuzeni olduğu için güveniyor ve bütün tapuları onun üzerine yapıyor. Bu olay sürecinde babam tarlaların tapularını istiyor ve istediğinde ise “Sizin hiçbir şeyiniz yok, neyiniz var da neyinizi istiyorsunuz. Bütün her şey bana ait, hukuksal olarak hiçbir hak talep edemezsiniz. Kendin verdin bana şuan isteme hakkın yok” dedi babama. Babamı tehdit ederek, “Buradan gideceksiniz, sizi burada istemiyoruz. Eviniz, toprağınız, her şeyiniz bizim” denildi bize. Zaten biz, bize ait olanı istedikten sonra bu tehditler başladı. Darp edildik, tehdit edildik, taciz edildik. Buna ilişkin mahkemelerimiz var, devam ediyor. Hepsi ortaya çıkarılabilinecek şeyler bunlar. "

ADIM ADIM GELEN KATLİAMI ANATTI: ANNEM BABAM BAŞINDAN VURULDU, KUZENİMİN BAŞINI TAŞLA EZDİLER

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen katliam tehditleri alan ve o tehditlerle yaşamaya çalışan İzol ailesi, 'Buradan çıkmazsanız sizi yaşatmayız' tehditlerinin adım adım ve vahşice nasıl gerçekleştiğini, şu sözlerle anlatıyor:

"Bize 'Buradan çıkmazsanız sizi yaşatmayız' denildi, bu sürekli deniliyordu. Bunun farkında olarak, biz bu tehditlerle yaşadık burada, kendi köyümüzde, kendi evimizde. Zaten en son olay yaşanmadan bir gün önce, Jandarma bizim eve geldi. Babam kaçak olduğu için geldiklerini düşündük. Geldiklerinde arama yapabiliyorlar, ki daha önce geldiklerinde yaptıkları da olmuştu. Biz neden geldiklerini sorduğumuzda jandarma bize 'ben yeni atandım, burada kimler yaşıyor bir görmek istedim, daha önce neler yaşanmış öğrenmek için geldim' denildi bize. Yani herhangi bir durum var, herhangi bir şey için geldikleri söylenmedi bize. Evin içine bile girmediler. Jandarma komutanının kendisi geldi ve kendisi bunları söyledi. Sonra hiçbir şey olmadan gittiler.

Hemen ertesi sabahı olay yaşanmadan önce saat 08.30’da da amcam ve yengem evdeyken traktör evin etrafında dolaşmaya başlıyor. Bizimkiler dışarı çıkıyor ve bakıyorlar ki evimiz kameraya alınıyor ve küfürler ediliyor. Bunu yapan Zülfikar İzol’ün öz kardeşleri. Yengemler bunun üzerine dışarı çıkıyorlar, karşı karşıya geldiklerinde ise karşı taraf onlara 'Bizi 5 dakika bekleyin görün size ne yapıyoruz' deyip oradan uzaklaşıyorlar. Yengem hemen annemi arıyor ve durumu anlatıyor, 'bize bunlar söylendi, hemen gelin' diyor. Annem ve babam evden çıkıp, yengemlere doğru gidiyor. Zaten annemler oraya vardığı zaman bu Zülfikar İzol’ün kardeşleri 4-5 araçla birlikte evin önüne geliyorlar. Geldiklerinde önce hakaret ediyorlar, taş ve sopalarla saldırıyorlar. Daha sona gidip araçlarından silahlarını çıkarıp hepsini tek tek nişan alarak taramaya başlıyorlar. Zaten direkt öldürmek için yapılan bir saldırı.

Annem başından vuruldu, babam başından vuruldu, yengemde sırtından ve kalbinden vuruldu. Henüz 22 yaşında üniversite öğrencisi olan kuzenimin ise taşla kafasını ezdiler. Kafasına vura vura öldürdüler. Direkt taşla sopayla işkence edilerek, kafası ezilerek öldürüldü. Bu olduktan sonra da apar topar arabalarına binip uzaklaştılar. Biz o sırada bütün olaya kendimiz şahit olduk. Ben, kardeşlerim, amcamın çocukları hepimiz tanık olduk. Biz zaten orada 3 ev yan yanayız. Bu arada bu Zülfikar İzol’ün kardeşleri dediklerimizle aynı köyde yaşıyoruz, aramızda 1 kilometre kadar mesafe var. Bu olay yaşandığı sırada biz zaten sürekli tetikteydik, sürekli tehdit ediliyorduk. Biz bunun olacağını biliyorduk, bekliyorduk. Geldiklerini gördüğümüz gibi hepimiz telefonlarımıza sarıldık. Hepimiz birbirimizden habersiz yaşanan her şeyi telefondan çekmişiz. Yaşanan her şey videoya aldık. Kuzenlerimle birbirimizden habersiziz ama hepimiz yaşananları kayıt etmişiz. Her şey çok ani gelişti. 10 dakika içerisinde olup, bitti herşey. Biz bu olay yaşanmadan önce uyuyorduk zaten. Aracın çıkardığı sesle uyandık. Bu planlanmış ir katliamdı, soykırımdı. Ben buna cinayet demiyorum bu soykırımdı. Benim ailem yok edildi. Biz de öldürülmek istendik ama bize ulaşamadılar. Biz dışarı çıkmış olsaydık şuan biz de yaşamıyor olabilirdik."

'BU BİR KAN DAVASI DEĞİL HERKES DUYSUN SESİMİZİ'

Rastlantı sonucu hayatta kaldıklarını söyleyen Dilan İzol, ölüm tehlikesinin ya da ikinci bir katliam tehlikesinin hala geçerli olduğunu belirtiyor. Zira katliam yapan 12 kişiden bir çoğu hala dışarıda:

"Bizim için tehlike hala devam ediyor. Çünkü yakalanan kimse yok denilecek kadar az. Olayda 12 kişi görünüyor ama tutuklu bulunan bir kişi var o da Cihan İzol. Biz hepsinin yargılanmasını ve hesap vermesini istiyoruz çünkü bu planlanmış bir katliam. Bu kadar kısa sürede 4 insan orada başka türlü öldürülemez. Sağlık ekiplerini aradık, evet ama biz çıktığımızda zaten herkes yerde cansız yatıyordu. Sağlık ekipleri gecikince biz kendi ellerimizde onları araçlara taşıdık. Yoldan geçen araçları durdurmaya çalıştık ama hiçbir araç durmadı, sadece bir araç durdu. Biz taşıdık hepsini araçlara ve biz yarı yola kadar gittiğimizde ambulanslar yeni görünmeye başladı. Yolun yarısında annemi, babamı, yengemi, kuzenimi ambulanslara taşıdık. Ambulanslara taşıdığımızda zaten hepsi ölmüştü ve biz cenazelerimizi ambulansa taşıdık.
Yaşadıklarımızın hepsi jandarmaya intikal etmişti. Biz zaten davalıktık, mahkememiz sürüyordu. Koruma talebimiz olmadı ama biz zaten her seferinde can güvenliğimizin olmadığını söylüyorduk. Bizden şuan iki amcamın oğlu tutuklu. Biri Yusuf Rojhat İzol, henüz 15 yaşında, o da başından yaralı. Diğeri de Mehmet Metin İzol, 25 yaşında ve o da kafasından yaralı. İkisi de bu şekilde tutuklular. Benim 25 yaşındaki kuzenim, Mehmet Metin İzol yaralı haliyle araba kullandı ve biz kendi ellerimizle onları hastaneye götürdük." 

Katliamcıların sıradan katiller olmadığını belirten Dilan İzol, insanları soyup soğana çeviren, toprağından, evinden, barkından eden eşkıyalar olduğunu söylüyor ve tüm kamuoyuna "Bu bir kan davası değil. Herkes duysun sesimizi, bu bir kan davası değil" diye sesleniyor:

Biz 6 kardeşiz, zaten vefat eden yengemin de 5 çocuğu vardı. Birini de öldürdüler 4 kardeş kaldılar. Annesiz kaldılar hepsi ve biz de hem annesiz hem babasız kaldık. Kimsemiz kalmadı. Elbette benim dayılarım, teyzelerim, halalarım var ama bir anne, baba kimse olamaz. Kimse bir anne, baba kadar yakın olamaz bize. Biz annesiz, babasız bırakıldık. Bu bile bile yapıldı. Bu Zülfikar İzol’un talimatı ile yapıldı. O Zülfikar İzol olmadan hiçbir şey yapamazlar zaten. Bunlar karanlık insanlar, bunlar silahlı eşkıyalar. Bunlar eli silahlı çete. Bunlar insanları soyup soğana çeviren, toprağından, evinden, barkından eden eşkıyalar bunlar. Bu bir kan davası değil. Herkes duysun sesimizi, bu bir kan davası değil."

'ACIMIZ ANCAK BİR NEBZE DE OLSA ADALET HAFİFLETEBİLİR'

Dilan İzol, "Biz başka kimden hak, hukuk isteyebiliriz" diye seslendiği devletten, acılarının bir nebze de olsa hafiflemesi için adalet istiyor:

Bu son olsun, biz bunu yaşadık, en acı şekilde yaşadık ve kimse yaşasın istemiyoruz. Annemin, babamın, yengemin ve kuzenimin ölümü tüm insanlığa bir örnek olsun. Bu katliamı yapan insanların tutuklanması, ömür boyu hapiste çürümesini istiyoruz. Bunlar cezasız kaldığı sürece başkaları da bundan cesaret alıp aynı suçu işleyecekler. Bunlar yargılansın ve ceza alsın. Bunlar hafif cezalarla yargılandıkları zaman başkaları da bundan kendine örnek alıp, aynı şeyi yapıyor. Başkası bu gücü kendinde görmesin. Biz devletin arkamızda durmasını istiyoruz. Adalet, hak istiyoruz. Bir nebze, bir nebze olsun acımızı dindirecek olan şey budur. 

Biz bu olay yaşandığından beri yetkililere sesleniyoruz. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Herkesin sesimizi duymasını istiyoruz. Belki biz yeteri kadar sesimizi duyuramıyoruz çünkü hala can güvenliğimiz yok ama birileri sesimiz olsun, yanımızda dursun istiyoruz. Bütün devlet yetkililerinin, büyüklerinin bu olaya el atmasını ve failleri yargılasın istiyoruz. Bu işin arkasında durmasını istiyoruz. Bizim şuan tek güvendiğimiz devlettir. Biz başka kimden hak, hukuk isteyebiliriz, başka kimden adalet isteyebiliriz. "