'Savcı Bekir’e düşmana bakar gibi bakıyor'



Artı Gerçek

Sekiz yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Van Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Bekir Kaya'nın eşi Aslı Kaya savcının yargılama sürecini ve yaşadıklarını anlattı.


Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK- Yargıtay’ın bozma kararı üzerine ‘KCK Van Ana Davası’ önceki gün Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görüldü. Davada, Van eski Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Bekir Kaya'nın da aralarında bulunduğu siyasetçilere ceza yağdı. Kaya 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılırken, aynı davada yargılanan diğer isimlere 7 yıl 6 ay ile 8 yıl 9 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Tutuksuz tüm sanıklar hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Van 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2012 yılında 'KCK Van Ana Davası' olarak görülen davada ceza verilmiş bunun üzerinde dava Yargıtay’ın bozma kararı üzerine  Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülmeye başlanmıştı.

Dosyanın temyize gönderildiği Yargıtay 16’ncı Dairesi, 'siyasi faaliyetlerin suç sayılmayacağı gerekçesi' ile verilen kararı bozmuştu. Yargıtay’ın kararına rağmen Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden görülen davada da sanıklara yeniden ceza çıktı.

“DURUŞMAYI İZLERKEN NUTKUM TUTULDU”

Mahkeme sürecini ve yaşadıkları zorlukları Artı Gerçek'e değerlendiren Bekir Kaya’nın eşi Aslı Kaya, hem yargılamaya hem de karara tepkili. 'Dosyada elle tutulur hiçbir delilin bulunmadığını' ifade eden Kaya, “Verilen ceza karşısında nutkum tutuldu. Kötülükte sınır tanımıyorlar. Mütalaa kendisine tebliğ edilmeden ceza veriyorlar. Bunun adı yok. Hukukta ve hiçbir şeyde adı yok” sözleriyle karara tepki gösterdi.

“BEKİR’E DÜŞMANMIŞ GİBİ BAKIYORLAR”

Eşinin duruşmalarını başından beri takip eden Kaya, savcının tutumuna dikkat çekti. Yargılama sırasında masumiyet karinesinin dikkate alınmadığını ifade eden Kaya, “Ben dün savcının mimiklerine dikkat ettim. Bekir'e bir düşmanmış gibi bakıyordu. Bu bir insan, bunun da çocuğu var, eşi var, canı var ve canı yanan insanlar var. Bir düşmana bakar gibi bakıyor bize. İnsan karşısındaki ile kim olursa olsun empati kurar. Yok, bu mümkün değil” dedi. 
 

“SEGBİS’TE GÖRMEK İÇİN TÜM DURUŞMALARA KATILIYORUM”

Eşinin yargılandığı davanın hukuki olmadığına dikkat çeken Kaya, sadece eşinin değil, benzer davalarda yargılanan siyasetçilerin benzer şeyler yaşadıklarını belirtirken, yargılama sürecinin kendileri için işkenceye dönüştüğüne dikkat çekti. Yargılamanın Van’da, eşinin ise Silivri'de olduğunu ifade eden Kaya şunları söyledi: “Van'da yargılanıyor ama Silivri Cezaevi'nde sürgünde tutuyorlar. Ziyaret konusunda da çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Zaten kapalı görüşleri eledik, onlara gidemiyoruz. İki ayda bir yapılan açık görüşlere de gidemediğim zamanlar oldu. Ancak 5-6 ayda bir gidip görebiliyorum kendisini. Bütün duruşmaları takip etmeye çalışıyorum. En azından SEGBİS’ten bağlandığı zaman görebileyim diye. Ama şunu net şekilde ifade edebilirim ki bu davaların hiç biri hukuki değil. Sadece Bekir Kaya için değil, siyasetçilerin hiçbiri için hukuk gözetilmiyor."

"DENİZ, BEKİR CEZAEVİNDEYKEN DOĞDU"

Eşi tutuklandığında 7 aylık hamile olduğunu belirten Aslı Kaya, küçük oğlu Deniz'in şimdi 1.5 yaşında olduğunu söyledi. Deniz'i iki defa ziyarete götürdüğünü anlatan Kaya, "İçeride ağladı, kalmak istemedi. Bekir toplamda 10 dakika falan görebildi oğlunu" diye konuştu. Kaya, bu süreçten en çok 8 yaşındaki oğlu Rojar'ın etkilendiğini belirtti.

“SENARYOYU CEMAAT HAZIRLADI, AKP SAHNELİYOR”

Davanın avukatı Sabahattin Kaya ise bu davaların genelde Kürt siyasetine, muhalefette olan tüm kesimlere karşı yaklaşımın bir göstergesi olduğuna dikkat çekti. Bu davaların geçmişinin 2009 yılına dayandığını hatırlatan Kaya, “Bu 2009-2010 ve 2011 dönemini kapsayan bir soruşturmanın davaya dönüştüğü bir durum. O dönem bunun alt yapısını, senaryosunu, tüm saha çalışmasını yapan cemaatin yargı ve kolluktaki bürokrasisiydi. Bu tezgahları kendileri hazırlıyorlardı. Tabi o dönem AKP’nin siyasi iradesini arkalarına alarak bunu yapıyorlardı. Aslında onların yazdığı senaryoyu şu anda AKP sahneliyor” dedi.


“İNSANLARIN HUKUKİ GÜVENLİĞİ YOK”

AKP’nin sandıkta alt edemediği Kürt siyasi muhalefetini bu şekilde alt etmeye çalıştığına dikkat çeken Kaya, “Yargı eliyle, yargıyı araçsallaştırarak, yargıyı bir sopa olarak kullanarak bunu yapıyor. Bakıyorsunuz dün suç olmayan şey bugün suç oluyor. Dün tutuklamaya sebep olmayan şey bugün tutuklamaya sebep oluyor. 15 yıl ceza alan Bekir Kaya hiçbir yere gitmemesine rağmen, yargıdan kaçmamasına rağmen bu gün 8 yıl 9 ayla tutuklanabiliyor. Hiçbir şekilde insanların hukuki güvenliği yok. Normal bireylerin de artık yok. Zaten muhalif olanların hiç yok. Kürtlerin ve sosyalistlerin hiç olmadı zaten. Şu anda öyle bir dönem ki bir dönem sistemin sahibi olan CHP bile şu anda kendini güvende hissetmiyor. O kadar yelpaze genişledi. Buna hukuk demek, yargılama demek, yasal süreç demek abes ile iştigal olur” diye konuştu. 

“HDP VE DBP ‘ÖRGÜT PARTİSİ’ OLARAK LANSE EDİLİYOR”

Sadece Bekir Kaya’nın yargılandığı dosya değil, siyasilerin yargılandığı hiçbir dosyanın hukuki dayanağının olmadığını belirten Kaya, “Ceza yargılaması, ‘bir şahıs, bir kişi hakkında hüküm kesinleşene kadar masumdur’ ilkesine dayanır. Buna ‘masumiyet karinesi’ diyoruz. Ama şu anki süreç, OHAL ile gelinen süreçte bir kişi suçsuz olduğunu ispat edene kadar suçludur. Yani o ilke tersine dönmüş durumda. Diyor ki ‘sen suçsuz olduğunu kendi imkanlarınla ispat etmediğin sürece sen suçlusun’. Şimdi kolektif bir suçlama durumu var. Hemen hemen iddianamelerin tamamında HDP ve BDP birer ‘örgüt partisi’ olarak lanse ediliyor. Böyle bir şeymiş gibi izah ediliyor. Şu anda böyle bir ‘hukuki’ kabul de var. Sen bir faaliyet yürütüyorsan bir şekilde ‘KCK’ sistemi ile bağlantılanıyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Siyasi Partiler Yasası, Anayasa'nın bir siyasetçiye siyaset yapma olanağı sağlayan tüm mevzuatı göz ardı ediliyor. Yaptığı her faaliyet KCK sözleşmesi veya onun kapsamında yapılmış gibi değerlendiriliyor. Böyle bir şey olabilir mi” sözleri ile mahkemelerin tutumunu eleştirdi. 

“İTİRAZDA BULUNACAĞIZ”

Bundan sonraki süreçte adil bir yargılama yapılacağına inanmadığını belirten Kaya, “Bir avukat olarak hukuki vazifemizi yerine getirmek, hukuken bize tanınan tüm haklardan yaralanmak istiyoruz. Temyiz yolu açık ve daha sonra Anayasa Mahkemesi ve AİHM. Hepsine gerekli başvuruları yapacağız. Bir üst mahkeme olan Yargıtay'a gidecek bir dosya bu dosya. Dosyayı Yargıtay'a götüreceğiz. Gerekli itiraz başvurularını hazırladık. Ancak AİHM'e kadar farklı bir sonuç çıkacağını düşünmüyoruz” dedi.