2. yılında OHAL: KHK'liler için Ortaçağ kanunları geçerli



Artı Gerçek

Hak savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, KHK'lerin ağır etkilerini görünür hale getiren '2. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu'nu Artı Gerçek’e değerlendirdi.



Nalin ÖZTEKİN


ARTI GERÇEK - 'Olağanüstü Hal' ve yasaları 'Kanun Hükmünde Kararnameler' resmen sona erse de birçok insanın hayatında derin izler bırakacak etkileri ağırlaşarak sürdürülüyor. 

'Kanun Hükmünde Kararnameler'in etkilerine detaylı biçimde yer verilen '2. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu', 'Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu' tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

'Mağdurlar İçin Adalet Topluluğu'nun, Türkiye’nin 81 ilinden 3 bin 587 kişi, dünyanın 39 ülkesinden de 187 kişiye ulaşarak hazırladığı rapor, Kanun Hükmünde Kararname mağdurlarının OHAL sonrası 2.5 senelik süreçte yaşadıklarını görünür hale getirdi.

'TUTUKLANANLARIN YÜZDE 80'İNE KÖTÜ MUAMELE YAPILDI'

175 sorunun sorulduğu 52 günlük çalışmanın sonuçlarına göre, ihraçlar en fazla eğitim, güvenlik ve hizmet sektörlerinde yaşandı. Tutuklanıp cezaevine gönderilenlerin yüzde 80’i kötü muamele gördüğünü açıkladı.

Araştırmaya katılanların 379’unun OHAL komisyonuna başvurduğunu belirten araştırmada, talebin reddedilme oranı yüzde 96 olarak açıklandı. 

İntihar vakalarından maddi hak gasplarına kadar çeşitli konu başlıklarında incelemelerin yapıldığı raporda, hak ihlallerine karşı verdiği mücadele ile bilinen Ömer Faruk Gergerlioğlu da KHK mağdurlarına yönelik tanık olduğu çarpıcı bilgiler paylaştı. 

HDP Milletvekili ve hak savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, hazırlanmasında katkıda bulunduğu '2. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Raporu'nu Artı Gerçek’e değerlendirdi.  

'DOĞUM YAPTIKTAN 2-3 SAAT SONRA CEZAEVİNE GÖTÜRÜLDÜ'

Günümüzde son 100 yılın en önemli hak ihlallerinin yaşandığına vurgu yapan Gergerlioğlu, kadınlara yönelik hak ihlallerini sıralarken durumun vehametini de gözler önüne serdi:

“Yasaya göre hamilelerin emzirenlerin 6 aya kadar tutuklanması yasaya aykırı. Bu da dinlenmedi bu da yapıldı. Hamile tutuklu yüzlerce kadın çok kötü günler yaşadılar. Kimisi çocuğunu düşürdü, kimisi erken doğum yaptı, erkek gardiyanlarla hastaneye gitti. Yanlarına kadın refakatçi verilmedi. Doğum yaptıktan 2-3 saat sonra cezaevine geri götürüldü. İnanılmaz dramatik hadiseler yaşandı. Cezaevinde olmayan insanlarında sağlığa erişiminde ihlaller oluştu. Mesela KHK’lıların çoğu 100 günden sonra sağlık hizmetine ulaşamadılar. Paraları yoksa sigorta da yaptıramadılar.  Sosyal yardımlaşma kurumlarından terörist diye kovalandılar. Düşünün yiyecek ekmeğiniz kalmamış karı koca tutuklusunuz çocuklara dedeleri veya nineleri bakıyor."

'KHK'LİLERE ORTAÇAĞ KANUNLARI GEÇERLİ'

Araştırmaya katılan kişilerin büyük bir bölümünün erkek, sünni ve milliyetçi özellikler taşımasını değerlendiren Gergerlioğlu yapısal bir değişime işaret ediyor:

“KHK’lılar toplumun hiç hissetmediği şekilde büyük değişimler yaşıyor. Bütün yaşam tarzım hayata bakışım çok değişti diyen yüzlerce insan oldu. Öncesinde Türk milliyetçisi olan insanlar yaşadıkları karşısında 'ben Kürtleri Ermenileri Alevileri ezilmişliklerini  çok iyi anlıyorum yaşayarak bunu öğrendim artık demokrat bir insanım' diyorlar. Ortaçağ'daki gibi cadı tanımına sokuluyorsunuz en yakınlarınız sizi dışlıyor yasaya hukuka uygun şekilde yok edilmeniz düşünülüyor.”

'TOPLUMUN YÜZDE 83’Ü ÜLKEDEN GİTMEK İSTİYOR'

Araştırmanın son 2.5 yılda Türkiye’de neler yaşandığına dair önemli veriler sunduğunu belirten Gergerlioğlu “Bu çalışmayı 3 kategoride yaptık KHK’lılar, KHK’lı yakınları ve durumu uzaktan izleyenler. Bu grupların büyük bir travma yaşadıklarını gördük. Bu sadece kendileriyle kalmıyor çocuklarına hatta torunlarına uzanacak şekilde dalga dalga yayılıyor. Kendileriyle ilgili her alanda maddi ve manevi bir yıkım yaşanıyor. Bunların ruh halini 3 önemli kavramda açıklıyoruz. Birincisi büyük bir şok yaşama hali. İkincisi bu şoktan sonra büyük bir güvensizlik yaşaması paranoyaya varan şüphecilik yaşaması. Üçüncüsü ise öğrenilmiş çaresizlik. Kaçış yolları mevcutken bu durumdan kaçamayan bir büyük insan topluluğuyla karşı karşıyayız. Bu kendilerini etkilediği gibi toplumu da etkiliyor. Toplumun yüzde 83’ü bu ülkeden çekip gitmek istiyor” ifadelerini kullandı. 

'İDEOLOJİK VE SİYASİ KRİTERLERE GÖRE KARAR ALAN BİR YARGI SİSTEMİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ''

OHAL komisyonunu işlevini yerine getirmediği için eleştiren Gergerlioğlu, bağımsız olmayan bir yapının varlığına işaret ederek yaptığı değerlendirme, yeni yargı sisteminin tarifi gibiydi:

"Devlet denetiminde olan yetkililerin karar verdiği bir komisyon. Yani yanlış bir karar verseniz sizi oradan alacaklar. Haliyle yüzde 92,7 oranında olumsuz karar verdiler. Bunları da kurum kanaati, sendika üyeliği, birilerinin fişlemesi gibi hukuksuz delillerle yaptılar. Birkaç gün sonra OHAL komisyonunun 2. Yılı, bu komisyonun kesinlikle lağvedilmesi gerekiyor. Sözde 2. Yılda tüm dosyaları bitireceklerdi insanlar yargı önüne gideceklerdi. Ama hala yüzde 60’ı tamamlanmadı. İnsanlar 10-15 yıllık bir yargı sürecinin önüne atılıyor. İdeolojik ve siyasi kriterlerle karar alan bir yargı sistemiyle karşı karşıyayız."