Korkut Boratav: Ekonomik kriz toplumsal krize dönüştü



Artı Gerçek

Korkut Boratav: Güven krizi döviz krizine dönüştü, ekonomik krizi tetikledi ve ekonomik kriz toplumsal krize yol açtı. Toplumsal kriz maalesef 2020’de de ağırlaşarak devam edecektir.


Derya OKATAN


ARTI GERÇEK - HDP’nin düzenlediği Ekonomi Konferansı’nda “Ekonomik Kriz ve Bütçe" başlıklı oturum yapıldı. 

Oturumun moderatörlüğünü yapan Necla Kurul, kapitalizmin krizi ile iç içe geçmiş kadın krizi, iklim krizi ve Türklük krizi yaşandığını söyledi. Kurul, “Bütünlüklü bir mücadele için bunun görülmesi gerekiyor” dedi. 

Oturumda ilk olarak konuşan Prof. Dr. Korkut Borotav, Türkiye’nin 2018’in ikinci yarısında bugün yaşanan krize sürüklendiğini söyledi. Krizin dört aşamada seyrettiğini ifade eden Boratav, bu aşamaları “Güven krizi, döviz krizi, ekonomik kriz ve toplumsal bunalım” olarak açıkladı. 

Boratav, şöyle devam etti: “İlk aşama güven bunalımı. Güven, bir ekonominin, bir toplumun sarsılmasına nasıl etki yapabilir? Bunun cevabı şudur; eğer Türkiye gibi emperyalist sistemin merkezinde değil çevresinde yer alan bağımlı bir ekonomi iseniz bir anlamda emperyalizmin belirli unsuru olan finans kapitalin güvenini de kazanmak zorundasınız. Dış dünyada esen olumsuz rüzgarda sarsılmayı frenleyecek özellikleri inşa etmemişseniz, bunalıma sürüklenirseniz. Eğer ABD Başkanı ‘sizi mahvedebilirim’ diyorsa bir ülkeye, bu şu anlama geliyor: Sistemin merkezinde yer alan Amerikan kapitalizminin, finans sermayesinin güvenini sürdürmeye mahkumsunuz. Aksi halde sizi çökertirler. Türkiye güven bunalımından sert biçimde etkileniyor. Türkiye en kırılgan ülkeler listesinin daimi üyesi olmuştur. Ekonominin bütün dış ve iç göstergeleri fevkalade kırılgandır.”

AKP iktidarında Ali Babacan, Mehmet Şimşek gibi finans sermayesinin güvenini sağlayan bazı yöneticiler olduğunu belirten Boratav, “Bunlar sağduyunun temsilcileri olarak pürüzleri giderme rolü üstlendiler. Bir de temel kuralların takibini gözetmeye çalıştılar. Bir ölçüde başarılı da oldular” dedi. 

Ancak 2018’de Cumhurbaşkanı’nın finans kapitalle kavgaya başladığını, “faiz enflasyonun nedenidir”, “Merkez Bankası özerkliğini dikkate almayabilirim” dediğini hatırlatan Boratav, “Bunların hepsi finans kapitalin Türkiye’ye empoze etmeye çalıştığı temel kuralların ihlalidir” diye konuştu. 

“Güven krizi döviz krizine dönüştü, ekonomik krizi tetikledi ve ekonomik kriz toplumsal krize yol açtı” diyen Boratav, gelir düzenin çöktüğünü ve işsizliğin geçmiş krizlerde görülmeyen boyutlarda yükseldiğini söyledi. 

“Toplumsal kriz bitmemiştir ve devam etmektedir” diyen Boratav, ekonominin daralması son bulsa bile işsizliğin son bulmayacağını söyledi. Boratav, şöyle devam etti: “İşsizliğin son bulması için Türkiye ekonomisin bazı tahminlere göre en az yüzde 5 büyümeyi sürdürmesi lazımdır. Ama iki kaynaktan gelen işsizlik devam ediyor. Birinci kaynak istihdamdaki azalma yani çalışan insanların işsizleşmesi, bu devam etmektedir. İkincisi sadece genç nüfus değil iş gücü piyasasına yeni katılan ek nüfus ile de emek arzı artmaktadır. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yeni bir kriz dalgası patlak vermese dahi yüzde 3’lük büyümeyi tutturamayacağını ortaya koymaktadır. Berat Albayrak yüzde 5 diye uydurma bir rakam ortaya koyması zaten yanlış ve hesapsız bir iştir. Göz boyamadır. Toplumsal kriz maalesef 2020’de de ağırlaşarak devam edecektir.”

ALTINÖRS: TÜRKİYE UÇUYOR AMA UÇURMDAN AŞAĞI

Alp Altınörs, referandum döneminde “Başkanlık sistemi geldiğinde ekonomi uçacak” denildiğini hatırlattı. “Türkiye uçuyor ama uçurumdan aşağı doğru bu uçuş” diyen Altınörs, 2020 bütçesinin varsayımlarının yüzde 5 büyümeye göre olduğunu hatırlattı. 

Altınörs, “Bizlerin krizi 2018 ortasında başlamadı, çok daha öncesinde başladı. Ekonominin büyüdüğü iddia edilen ülkelerde de bizler krizdeyiz. İşte Şili, ‘iyi kapitalizmin’ örneklerinden biriydi. Şili’de işçiler, gençler neler yaşamış bugün halk isyanıyla görüyoruz. Ulaşım fiyatlarına yapılan artış büyük bir toplumsal patlamaya sebep olabildi, çünkü artık bardak dolmuştu” dedi. 

Enflasyon ve GSYİH verileri üzerinden iyimserlik pompalandığını oysa yapısal verilerde ciddi bir düzelme olmadığını söyleyen Altınörs, “Yatırımlarda artış yok, düşüş var. Buna rağmen bize ekonominin çok iyiye gittiği söylenebiliyor” dedi.

ÜMİTSİZ İŞSİZLİK

Türkiye tarihinin en yüksek işsizlik oranlarından birisiyle karşı karşıya olunduğunu ifade eden Altınörs, işsizlik hesaplamasının hileli olduğunu vurguladı. Altınörs, “Son 4 haftada iş arama araçlarına başvurmamışsanız işsiz değilsiniz. 2014 yılı öncesinde bu süre son 3 aydı” dedi. 

Fabrikalarda üretimin durduğunu, işçilerin ücretsiz izne çıkarıldığını ancak bunların da işsizlik hesabına girmediğini anlatan Altınörs, DİSK-AR’ın verilerine göre gerçek işsizliğin yüzde 21 olduğunu anımsattı. Altınörs, şöyle devam etti: “Sizin çöpe attığınız, sistemden dışladığınız, tek gelir kaynağı ücretli çalışma olup bunu elinden aldığınız insanlar intihar ediyor. Bunlar psikolojik vakadan ziyade ekonomik vakadır, işte Antalya’da, Fatih’de gördüğümüz olayların kökünde ümitsiz işsizlik yatıyor. Türkiye’de ümitsiz işçilerin sayısı 1 milyona yaklaşmış durumda.” 

OHAL’in de işsizlik sebebi olduğunun altını çizen Altınörs, ihraçların yanı sıra bugün devam eden güvenlik soruşturmalarının da işsizlik yarattığını kaydetti. Altınörs, ekledi: “Siyaset de işsizlik üreten bir biçimde çalışıyor.”

PARA ÖĞRENCİLERE DEĞİL AĞAOĞLU’NA GİDİYOR

2018 yılında yüzde 20 olan genç işsizliğin bugün yüzde 27.3 olduğunu aktaran Altınörs, gençlerin bir yandan da KYK borçlusu olduğunu hatırlattı. Altınörs, “İcralık olan genç sayısı 300 bin. Toplamda 5 milyon genç bu sebeple borçlu. 2 milyar TL’lik borç. İktidar bu borçları iptal etmiyor ama Ali Ağaoğlu’nu kurtarıyor. Finans Merkezi’ne Varlık Fonu’nu ortak ettiler, verdikleri para 1.7 milyar TL. KYK borçlusu gençlerin borucuna neredeyse denk. Tercih öğrenciden yana değil Ali Ağaoğlu’dan yana” diye konuştu. 

Enflasyon hesaplamasına kimsenin güvenmediğini, devletin kendisinin bile güvenmediğini söyleyen Altınörs, “Güvense vergileri yüzde 9 arttırırdı, ama yüzde 20 arttırıyor” dedi. 

İKTİSAT TEORİSİ AÇIKLAYAMIYOR: YATIRIMSIZ BÜYÜME

İşsizliğin temel nedeninin yatırımlardaki düşüş olduğunu söyleyen Altınörs, “Yatırımlarda son üç çeyrekte yüzde 10’dan fazla gerileme var. Büyüme deniliyor, yatırımsız bir büyüme… İktisat teorisi açıklayamıyor. Bu büyüme; mevcut fabrikalarda işçilerin suyunu sıkarak, finans ve rant ağırlıklı bir büyüme” dedi. 

ELEKTRİK KESME TERÖRÜ YAŞANIYOR

İktidar partisini “Elektriği Kesme Partisi” olarak tanımlayan Altınörs, Türkiye’de elektrik kesme terörü yaşandığını kaydetti. Altınörs, özelleştirmeden sonra elektrik kesmenin başlı başına kar elde etme aracına dönüştüğünü, son 3 yılda 17.8 milyon kişinin elektriğinin kesildiğini, bunun 12 milyon haneye denk geldiğini söyledi. Altınörs, “Elektrik insan hakkı, ama bir ay ödemeyince hemen kesiliyor. Açma kapama bedeli olarak 3 yılda 500 milyon TL toplamışlar” diye konuştu. 

Altınörs, “Enflasyon ve GSYİH gibi verilerin göstermediği çok daha derin ve yapısal bir eleştiriyi geliştirmenin derdinde olmalıyız. Bu veriler total veri sunuyor. Bu dönemde zenginleşenleri ve kurtarılanları da görüyorsunuz, ama nüfusun yüzde 99’unun ekonomik ve sosyal şartları giderek dibe doğru gidiyor” diye konuştu.  

CÜNEYT AKMAN: KRİZİN SÖYLENMEYEN SEBEBİ SAVAŞ HARCAMALARI

Gazeteci Cüneyt Akman, Türkiye’de krizin söylenmeyen bir sebebinin de “savaş harcamaları” olduğunu belirtti. 

Akman, şunları söyledi: “Bu meşhur ekonomi kanallarında on saat konuşuyorlar ama bunu söylemiyor. Bir mermi kaç para diyorlar. Ben oturdum buldum. Fırtına obüsü, lazer güdümlü bomba kaç para buldum. Bir F-16 ne kadar benzin yakıyor buldum. Lazer güdümlü bombanın lazer kiti 28 bin 500 dolarcık, bombası hariç. Obüsün her biri bin dolar. F-16 sortisi maliyeti, 2 milyon dolar ile 800 bin dolar arasında. ÖSO’cular TL değil de dolar diye greve gitmişler. O bölgeye devletin yapmak istediği inşaatın tahmini 23,6 milyar dolar. Benim bulduğumu 50 milyar dolar. Savunma sanayine 11 milyar dolar devlet sipariş verdi ve sürekli artıyor. Demek ki çok daha fazla. Bunları konuşmadan kriz konuşulmaz.”

KONUKMAN: DEVLET 36 MİLYAR TL YASADIŞI BORÇLANDI

Prof. Dr. Aziz Konukman, devletin yasa dışı bir şekilde borçlandığını, bunu meşrulaştırmak için de kanun yaptığını söyledi. 

2020-22 yılı Orta Vadeli Planda “borçlanma limitinin arttırılması mecburiyeti doğduğunun” belirtildiğini söyleyen Konukman, Borçlanma Kanunu’na göre, devletin genel bütçenin gelirleri ile gider arasındaki fark kadar borçlanabileceğini, gerekli görmeleri halinde Maliye Bakanı’nın yüzde 5 ve cumhurbaşkanının da yüzde 5 arttırabileceğini kaydetti. Bu artırmalarla birlikte 2019’da borçlanmanın 90.1 milyar TL olması gerektiğini söyleyen Konukman, ancak devletin 2019’da 126 milyar TL borçlandığını aktardı. “Aradaki fark 36 miyar TL. Yasadışı borçlanma var” diyen Konukman, bu yasadışı borçlanmayı meşrulaştırmak için Vergi Yasası’na 70 milyar TL daha borçlanabileceğini belirten geçici madde eklendiğini hatırlattı. Konukman, böylece toplam borcun 161 milyara TL’ye kadar çıktığını ifade etti. 

Geçici maddenin ana maddeye aykırı olamayacağını vurgulayan Konukman, Sayıştay’ın da bu borçlanmayı limitin içinde gördüğünü kaydetti. 

“Ödenek üstü gider”i de eleştiren Konukman, “Bütçe zaten ödenekler üzerine yapılmış bir belge. 2018’de 63.3 milyar TL ödenek üstü yani kanunsuz harcama var” dedi. 

SAVUNMA SANAYİ FONU 1.5 MİLYARDAN 24 MİLYARA ÇIKTI

Konukman, “Savunma sanayi fonu rezalet bir şekilde denetleniyor” dedi, Sayıştay raporlarında “gizlilik” nedeniyle bu harcamaların detaylarına ulaşılamadığının belirtildiğini kaydetti. 2006’da 1.5 milyar, 2015’de 4 milyar ve 2018’de yaklaşık 23.4 milyar TL olan savunma sanayi fonunun 2016 ve 2017’de tespit edilemediğini aktardı. 

DURMUŞ: BÜTÇEDE EZİLENLER YOK

Prof. Dr. Mustafa Durmuş, bütçeden kamu düzeni adı altında askeri harcamalar ve iç güvenlik harcamalarına 145 milyar TL ayrıldığını söyledi. Bunun bütçedeki oranının yüzde 13.4 olduğunu ifade eden Durmuş, “Bu buzdağının görünen kısmı” dedi, ASELSAN, ROKETSAN, TAİ gibi askeri sektörde faaliyet gösteren şirketlerin ekonomisinin de çok ciddi rakamlar olduğuna işaret etti. “Bunu da kattığınızda, örtülü ödeneği de kattığınızda savunma sanayi fonu dahil değil savaş sanayiye ayrılan pay 249-250 milyar lira. Yani yüzde 22.7 oranında kaynak ayrılmaktadır. Bu kaynak ekonomik krizlerin sürekli var oluşunun da kaynaklarından bir tanesidir. Rejimin de nereye gittiğini somut bir şekilde ortaya çıkarıyor” dedi. 

Bütçenin sadece ekonomik olmadığına işaret eden Durmuş, bütçede kadınların, işçilerin, yoksulların, Kürtlerin, anadilde eğitim hakkının, ezilen kimliklerin olmadığını ifade etti.