Bakanlık'tan Moody's'e tarafsızlık eleştirisi



Artı Gerçek

Moody's'in not kırmasına cevap veren Hazine ve Maliye Bakanlığı, analizlerin tarafsızlık açısından soru işaretleri yarattığını belirtti, Bakanlığa Bahçeli'den destek geldi.


ARTI GERÇEK - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, bir cuma gecesi şoku daha yaşatarak, Türkiye kredi notunu düşürdü. Moody's, Türkye’nin kredi notunu Ba3’ten B1’e indiren kurum Türkiye’nin kredi görünümünü de negatif olarak değerlendirdi.

Kurum "Türkiye’nin notunda indirim ödemeler dengesi krizi riskinin artmaya devam ettiği görüşümüzü yansıtıyor" açıklamasını paylaştı. Türkiye’nin notunu bir kademe düşüren Moody’s’in değerlendirme skalasına göre B1 seviyesindeki ülkeler yüksek kredi riskine sahip olarak görülüyor.

Moody’s’in açıklamalarına göre, Türkiye’nin döviz rezervi tamponları zayıf ve bunların gelecek iki yılda ekonomi genelindeki kısa vadeli yükümlülüklere göre daha da zayıflaması bekleniyor. Not indirimine dair raporda kurum, Türkiye’nin göreceli olarak sakin geçen Eylül 2018-Şubat 2019 periyodundan sonra ara ara vuran bir döviz krizi ile yeniden karşı karşıya olduğunu belirtti.

Kurum Mart 2018'de yaptığı indirimin ardından Ağustos 2018'de de bir indirim yaparak Türkiye’nin notunu Ba2’den Ba3’e düşürmüştü. Cuma geceki indirimle beraber Türkiye’nin junk “çöp” seviyesindeki görünümü daha da derinleşmiş oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan Moody's'e cevap gecikmezken, siyasilerden de tepkiler geldi.

BAKANLIK'TAN MOODY'S'E YÖNELİK ELEŞTİRİLER

Hazine ve Maliye Bakanlığı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Moody's tarafından verilen not indirim kararının, Türkiye ekonomisinin temel göstergeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek, "Bu nedenle kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı açısından soru işaretleri yaratmaktadır" ifadesi kullanıldı. Kararın Türkiye ekonomisinin temel göstergeleriyle bağdaşmadığı, bu nedenle kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı açısından soru işaretleri yarattığı belirtildi.

Moody's'in yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin borçlarının rezervlerinden 2,6 kat fazla olduğunun vurgulandığına işaret edilen açıklamada, "Bu oran, Moody's'in bizden daha yukarıda notlandırdığı bazı gelişmekte olan ülkelerde dahi bizim çok üzerimizdedir. Ayrıca, kısa vadeli dış borcun yaklaşık yarısı da bankacılık sektörüne ait olup Türk bankaları ve Türk reel sektörü, Türkiye'ye ilişkin algının oldukça kötü olduğu, CDS spreadlerinin çok yükseldiği Ağustos-Eylül 2018'de dahi borçlarını yenileyebilmişlerdi" ifadelerine yer verildi.

Bu yılın ilk çeyreğinde de borç çevirme oranının bankacılık sektörü için yüzde 128, reel sektör için yüzde 165 düzeyinde gerçekleştiği bildirilerek, döviz rezervlerine ilişkin uluslararası düzeyde üzerinde mutabakata varılmış bir ölçüt bulunmamasına rağmen Dünya Bankası verilerine göre son beş yıllık ortalamalara bakıldığında Türkiye'nin ithalat üzerinden ölçülen rezerv yeterliliğinin Türkiye ile benzer olarak tanımlanabilecek gelişmekte olan Avrupa ülkelerine yakın seyrettiği vurgulandı.

Açıklamada, ekonomik kırılganlıklar değerlendirilirken dikkate alınması gereken bir diğer unsurun da ekonomik aktörlerin borçluluk düzeyi olduğu belirtilerek şunlar kaydedildi:

"Türkiye, hem toplam ekonomi hem de her bir ekonomik aktör düzeyinde bakıldığında oldukça güçlü bir performans göstermektedir. 2018 yılı sonu itibarıyla gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin ortalama toplam borcunun GSYH'ye oranı yüzde 212,6 olarak gerçekleşirken, bu oran Türkiye'de yüzde 156,8'dir.

Benzer şekilde Türk kamu kesiminin borçlarının GSYH'ye oranı yüzde 33,6 düzeyinde seyrederken, gelişmekte olan piyasalar ortalaması yüzde 49,7'dir. Türk hane halklarının borç yükü GSYH'nin yüzde 14,7'si iken gelişmekte olan piyasalar ortalaması yüzde 37,6'dır."

KURUMLARIN BAĞIMSIZLIĞI HAKSIZ BİÇİMDE ELE ALINDI

Finansal sektörün borç yükünün GSYH'nin yüzde 33'ü seviyesinde bulunduğu bildirilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Buna mukabil yükselen piyasa ortalaması yüzde 33,6 olarak gerçekleşmiştir. Reel sektörümüzün toplam borcu GSYH'mizin yüzde 75,5'i iken gelişmekte olan piyasalar ortalaması yüzde 91,7 düzeyindedir. Tüm bu verilerin yanında kamu bankalarının yeniden sermayelendirilmesinin tamamlanması, ödemeler dengesinde ithalat düşüşü ve ihracatta yaşanan artışla sağlanan düzelmenin reel olarak döviz ihtiyacını ortadan kaldırması, İVME paketiyle birlikte ihracata yönelik firmalarımızın finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve diğer reform ajandasının kararlılıkla uygulanması, enflasyonda sağlanan düşüş trendi, artan turizm gelirleri, Adalet Bakanlığımızın Yargı Reformu Strateji Belgesi ve bunun gibi pek çok olumlu gelişmenin de göz ardı edildiğini üzülerek görmekteyiz. Normal koşullarda açıklamaya gerek bile duymadığımız 'kurumların bağımsızlığı' ve 'serbest piyasa' konusu da kredi derecelendirme kuruluşunca haksız bir şekilde ele alınmıştır."

Merkez Bankası bağımsızlığına ve Merkez Bankası'nın izlediği politikalara ilişkin olarak Türkiye'nin, sabit kur rejiminin ve bağımsız olmayan para politikasının olumsuz sonuçlarını 2001 kriziyle çok ağır bir şekilde deneyimlediği belirtilerek, 2003'ten beri uygulanan ekonomi politikalarındaki temel unsurun, her koşulda serbest piyasa ekonomisinin gerekleriyle uyumlu hareket etmek olduğu vurgulandı.

Açıklamada, bugün de dalgalı döviz kuru, sermaye akımlarının serbestliği ve girişimciliğin teşvik edilmesinin, ekonomi politikalarının merkezinde yer aldığı, bunun aksinin Türkiye için ne bugün ne de yarın asla söz konusu olmayacağı kaydedildi.

BAHÇELİ'DEN DE NOT İNDİRİMİ AÇIKLAMASI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Moody's'in not indirim kararına ilişkin, "Bu not indiriminin, siyasi olmasının yanında Türkiye ekonomisinin şu anki seviyesiyle uyuşmadığı açıktır" dedi.

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin ekonomisine yönelik saldırıların, S-400 bahanesiyle masaya konulan yaptırım kartlarının, bağımsızlığımıza leke sürme teşebbüslerinin, mektup anarşisinin, kur ve faiz üzerinden bindirilen ağır yüklerin çok tehlikeli bir boyuta ulaştığını, döviz kurlarındaki oynamaların ülkenin siyasi ve ekonomik dokusunu karalamak, ekonominin can damarı olan reel sektörü kundaklamak için planlandığını, bunun açıkça bir meydan okuma, düşmanlık emaresi olduğunu kaydetti.

"Türkiye'nin kaybı için el ovuşturan içimizdeki iş birlikçiler, resesyondan çıkışı züğürt tesellisi olarak yorumlayıp dipten dönülmedi deseler de gerçek bambaşkadır" diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

"CHP ve tetikçilerinin yüzleri döviz artınca, işsizlik azınca gülmektedir. Faiz yükseldi mi siyaseten nasıl nemalanırız derdine düşecek kadar bu ülkeye yabancılaşmışlardır. Enflasyon canavarı başını kaldırdı mı onlardan daha mutlusu yoktur. İş adamlarımız, dünya çapında Türk markasını gururla temsil eden müteşebbislerimiz sıkıntı yaşadılar mı zilletten daha memnunu görülmemektedir. Kredi musluğu kısıldı mı oynadıkları, iç ve dış borçlar arttı mı havalara uçmaya başladıkları ibretlik bir gerçektir. Bunların mensubiyetleri sorunlu ve yaralıdır. Varsın Türkiye kaybetsin, yeter ki bunlar siyaseten kazansınlar; nitekim basit anlayışları bu kadar arızalı, izansızlıkları ve gayri millilikleri bu kadar vahim düzeydedir. Kredi ve derecelendirme kuruluşu Moody's Türkiye'nin kredi notunu BA3'ten B1'e haksız ve yersiz bir şekilde indirmiştir. Bu not indiriminin siyasi olmasının yanında, Türkiye ekonomisinin şu anki seviyesiyle uyuşmadığı açıktır. Ülkemiz çok ciddi bir ekonomik kuşatma altındadır. Süreç bütün ağırlığıyla devam etmektedir. Buna rağmen, mayıs ayı ihracatımız rekor kırarak yüzde 11,46 oranında bir artışla 16,8 milyar dolar olmuştur."

OKTAY'DAN MOODY'S'E TEPKİ: DAHA DA DÜŞÜRÜN

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesine ilişkin, "Ellerinden geliyorsa daha da fazla düşürsünler. Biz bu oyunu defalarca gördük. Bu, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını, liderinin arkasında durmaktan alıkoymamıştır, bu seçimlerde de alıkoyamayacaktır" dedi.

İstanbul'un gözü kara, risk alan, elini taşın altına koymaktan geri durmayan iş insanlarının alın teriyle, akıl teriyle Türkiye'yi kalkındırmaya devam ettiğini söyleyen Oktay, "Kim ne yapmaya çalışırsa çalışsın, ister içeriden, ister dışarıdan ne yaparlarsa yapsınlar, not mu düşürmek istiyorlar, düşürsünler. Her zamanki yaptıkları fırsatçılık zaten. Seçim varsa sözde kredi derecelendirme kuruluşları hemen rollerine bürünürler, kendilerinden bekleneni yaparlar, aynen dün gece yaptıkları gibi, yapsınlar. Ellerinden geliyorsa daha da fazla düşürsünler. Biz bu oyunu defalarca gördük. Bu, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını, liderinin arkasında durmaktan alıkoymamıştır, bu seçimlerde de alıkoyamayacaktır" diye konuştu.

CANİKLİ: MOODY'S'İN KARARI SİYASİDİR

Moody's'in Türkiye'nin notunu düşürmesine tepki gösteren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, yaptığı yazılı açıklamada, "Moody's'in kararı siyasidir, S-400 sistemlerinin alınmasını engellemeye ve 23 Haziran seçimlerini etkilemeye yöneliktir" ifadesini kullandı. 

Canikli, yazılı açıklamasında, Moody's'in not indirim kararının hiçbir rasyonel altyapı gerekçesinin bulunmadığını belirtti. Moody's'in ekonomik tetikçilik yaptığını vurgulayan Canikli, "Moody's'in kararı siyasidir, S-400 sistemlerinin alınmasını engellemeye ve 23 Haziran seçimlerini etkilemeye yöneliktir" görüşünü paylaştı. 

S-400 savunma sistemlerinin Türkiye tarafından satın alındığını ve bedelinin de ödendiğini bildiren Canikli, işlemin tamamlandığını, şimdi ise S-400'lerin alımının finansmanında kullanılan kredi taksitlerinin ödendiğini açıkladı.

SİVRİSİNEK VIZILTISINDAN İBARET

Moody’s'in bu kararının pratikte hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini belirten Nurettin Canikli, çünkü Türkiye ekonomisinin yeni ve özellikle cari açık kaynaklı dış kaynak ihtiyacının hemen hemen kalmadığını belirtti.

Türkiye ekonomisinin son 17 yılda en zor şartlarda dahi kamu-özel dış borçlarını aksatmadan ödediğini ve transferleri gerçekleştirdiğini hatırlatan Canikli, şunları kaydetti:

"Moody's'in kararı Türkiye ekonomisi için sivrisinek vızıltısından ibarettir. Çünkü Türkiye ekonomisi her yıl 50 milyona yakın turisti çekebilen ve onları ağırlayabilen, 170 milyar doların üzerinde ihracat ve ona dayalı üretimi gerçekleştirebilen, savunma sanayiinde, tamamen yerli tasarım anahtar teslim savaş gemileri ve çok az ülke tarafından üretilebilen insansız silahlı hava araçları ile sofistike seyir füzeleri ve karadan karaya atılan füzeler ihraç edebilen, savunma sanayi ürün ihracat rakamları katlanarak büyüyen bir ekonomidir.

Son iki çeyrekteki büyümede yaşanan daralma, ihracata dayalı üretimle ilgili olmayıp, ithalat ve inşaat sektöründeki küçülmeden kaynaklanmaktadır. Bu da esasında, büyüme içeriğinin daha sağlıklı bir kulvara girdiğini göstermektedir. Net ihracatın büyümeye katkısı artış trendine girmiştir. Türk lirası cinsi varlıkların fiyatlarında köpük etkisi ve şişkinlik bulunmamakta olup, fiyatlar üzerinde bundan kaynaklanan bir baskı mevcut değildir. Reel varlıklar ile finansal enstrümanlar arasındaki kaldıraç oranı neredeyse bire bir hale gelmiştir. Bütün bu gerçekler ortadayken, Moody’s'in siyasi hedefli değerlendirmeleri, utanç vesikaları olarak tarihteki yerini alacak, Türkiye ekonomisi ise büyüyerek yoluna devam edecektir."