Mayıs ayında en az 166 işçi yaşamını yitirdi



Artı Gerçek

Mayıs ayında 14'ü çocuk en az 166, yılın ilk 5 ayında ise en az 754 işçi yaşamını yitirdi.



İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisinin paylaştığı son rapora göre mayıs ayında en az 166, 2018’in ilk 5 ayında ise en az 754 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Rapora göre mayıs ayında yaşamını yitiren işçilerden 10'u kadın, 5'i 14 yaşın altında 14'ü çocuk, 6'sı ise mülteci.

Ölümler en çok tarım, inşaat, taşımacılık, konaklama, metal, belediye ve enerji iş kollarında gerçekleşti. Ölenlerin sadece 2'si sendikalı işçi, 164 işçi ise sendikasız.

İSİG raporunda öne çıkan bilgiler şöyle:

- Ocak ayında en az 144, Şubat ayında en az 128, Mart ayında en az 129, Nisan ayında en az 187 ve Mayıs ayında en az 166 işçi olmak üzere; Türkiye’de 2018 yılının ilk beş ayında en az 754 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

- 166 emekçinin 127'si ücretli (işçi ve memur), 39'u kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.

- Ölenlerin 10'u kadın işçi, 156'sı erkek işçi. Kadın işçi ölümleri tarım, tekstil, sağlık ve konaklama işkollarında gerçekleşti.

- 5’si 14 yaş ve altında olmak üzere 14 çocuk işçi can verdi.

- 6 mülteci işçi yaşamını yitirdi. Mülteci işçilerin 5'i Suriyeli, 1'i ise Macar.

- Ölümler en çok tarım, inşaat, taşımacılık, konaklama, metal, belediye ve enerji işkollarında gerçekleşti.

- En fazla ölüm nedeni trafik/servis kazası, ezilme/göçük ve yüksekten düşme. Bu ay zehirlenme/boğulma ile elektrik çarpması nedenli iş cinayetlerinde artış var.

- Ölen işçilerden 2'si sendikalı (yüzde 1,21), 164 işçi ise sendikasız (yüzde 98,79).

CUMHURBAŞKANI ADAYLARINA MEKTUP

İSİG Meclisi seçimler vesilesiyle Cumhurbaşkanı adaylarına temel taleplerini ileten bir mektup yazacağını da duyurdu. Recep Tayyip Erdoğan, Muharrem İnce, Meral Akşener, Selahattin Demirtaş, Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek’e yazılı olarak ulaştırılacak metinde şu ifadeler yer alıyor:

“OHAL koşullarının devam etmesi için somut bir gerekçe yoktur. Aksine OHAL/KHK uygulaması işçi haklarına karşıt bir durumdur. Son iki yıl içinde işçi sağlığı alanına da bu durum yansımış ve işçi ölümleri yüzde 10 artış göstermiştir. OHAL kaldırılmalıdır.

Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir… Sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir. Grev yasaklarına son verilmelidir.

İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Tüm taşeronlaştırma ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmelidir.

Mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri '24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor'. İş cinayetlerinin sorumlusu işverenler, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır.

ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır. Ancak SGK verilerine göre her yıl ortalama 500 civarı işçi meslek hastalığına yakalanmakta ve neredeyse hiç bir işçi de ölmemektedir. Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli.

Asgari ücret yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir.

İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır.

Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. Sanayinin ucuz emek gücü ihtiyacını karşılayan 4+4+4 eğitim sistemine son verilmeli ve çocuk işçilik yasaklanmalıdır.

Emekliliğin yaşa takılmasına ve kademeli olarak 65 yaş olarak belirlenmesine yani mezarda emekliliğe son verilmelidir.

Kadın emeği; tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde görünmez hale getirildi. Her yıl 120-130 kadın çalışırken yaşamını yitiriyor. Kadını temel alan bir işçi sağlığı anlayışı tanımlanmalıdır.

Ülkemizde milyonlarca mülteci/göçmen işçi bulunmaktadır. Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır.