'Misafirlerim bile Ülker'i sattın mı diyor'



Artı Gerçek

Murat Ülker, borç yeniden yapılandırma süreciyle ilgili, “Sen şimdi Ülker’i sattın değil mi diyorlar, böyle söyleniyor. Bunu düzeltmenin imkanı yok" dedi.

EKONOMİ - Business Week dergisinde Ruhi Sanyer'in Yıldız Holding'in patronu Murat Ülker ile gerçekleştirdiği röportaj şöyle:

"Şubat başlarında gündeme düşen haber şöyleydi: Yıldız Holding, 10 banka ile 6 milyar doları bulan borçlarının üç yılı faiz ödemesiz, dokuz yıl tek kredi olarak yapılandırılmasını istedi. 

Tabii kafalar karıştı. “Ülker batıyor mu?” lafları ortalıkta dolanmaya başladı. Ardından Ülker’i son yıllarda yaptığı ataklarla kendi alanında dünyanın önemli şirketleri arasına sokan Murat Ülker’den bir açıklama geldi: “Bankalarla yaptığımız olağan toplantıda, Yıldız Holding’in kesinleşmemiş 2017 finansal sonuçları ile 2018
projeksiyonları hakkında bilgilendirmede bulunduk. Bu toplantıda bankalar, işlerimizin vadesine uygun düşmeyen kredi vadelerindeki çelişkiyi ortadan kaldırmak ve grubun önümüzdeki dönemde de hızlı büyümesinin devamını sağlamak gayesiyle ayrı olan kredileri bir çatı altında toplayarak yeni bir sendikasyon kredisi vermeyi teklif etti. Dün itibarı ile toplantıda vardığımız mutabakatın ilk adımı olarak, 1 milyar dolar tutarındaki arzu ettiğimiz krediyi, uzun vadeli ve istediğimiz şartlarda almış bulunuyoruz.”

Açıklamanın ardından ortalık biraz durulurken siyasilerin de bu gelişmelerden rahatsız olduğuna ilişkin söylentiler yayılmaya başladı. Önceki hafta Murat Ülker ile ABD dönüşü bir tesadüf sonucu aynı uçakta seyahat edince gelişmeleri kaynağından öğrenme fırsatını kaçırmadık.

Murat Ülker de kendi deyişiyle hem yeniden finansmana hem de grubun geleceğine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Bankalarla en son kredi yapılandırma işi tamamlandı mı yoksa görüşmeler devam ediyor mu?

Bu bir refinansman, yapılandırma değil. Veyahut da nasıl diyeceksek, bize yeni şartlarla tamamen yeni bir kredi veriyorlar. İşimizin ihtiyacı mevcut kredilerin vadesiyle üç yıl sonra dönemeyecekti. Ben üç yılı beklemeden iş ortağımız olan bankacı arkadaşlarıma bu durumu anlattım, onlar da sağ olsun, durumu anlayışla karşılayıp işimizi birlikte büyütme konusunda hemfikir oldu. Amaç Türkiye’nin büyümesini desteklemek olunca, konu kolaylıkla çözüme gidebiliyor.

Vadesi kısa değil mi verdikleri kredilerin?

Yani bir yıldan az. İşin ihtiyacını karşılayamayacak kısalıktaydı.

Sizin istediğiniz vade nedir?

Benim istediğimden ziyade işin istediği daha uzun bir vade. 8-10 yıl vadeyi konuşuyoruz. 

Ne kadarlık bir kredi istiyorsunuz?

Şimdi bu bir süreç, çalışıyoruz. Bazı bilgiler de gizlilik esası sebebiyle sizinle paylaşamayacağım bilgiler. Zamanı geldiğinde paylaşabileceğimiz kadarını zaten kamuoyuyla paylaşacağız. (Yazarın notu: Yaptığım temaslarda refinansman için görüşülen bankaların yöneticilerinin bu rakamın en az 5 milyar dolar olacağını düşündüklerini gördüm.)

Peki bu iş ne zaman tamamlanır?

Neredeyse sürecin sonuna gelindi. Eli kulağında.

Ama henüz imza atılmadı. Ne zaman olur bu imza?

Bir ön imza atıldı. Ama bu çok kapsamlı bir anlaşma, dolayısıyla zaman alıyor. Kısa zamanda çözülür.

Yabancı banka var mı refinansman işinde?

Var tabii. Türkiye’de çalışan yabancı bankalar ve hatta Türk bankalarının yabancı ülkelerdeki ayakları da var. Onlar da bu sürece dahil.

Biz büyük bir grubuz. Yıldız Holding’in altında sadece atıştırmalık kategorisinde faaliyet gösteren pladis yok. Bunun dışında perakende işlerimiz var, Kerevitaş, Bizim Toptan gibi işlerimiz var. Gözde gibi private equity şirketlerimiz var. Bunların çoğu Allah’a şükür büyüme başarısı gösteren, sağlıklı bilançoları olan şirketler. Bunların bir kısmı planlandığı üzere halka açılmaya gidecek ve aralarında Şok Marketler de bulunuyor.

Yurt dışında en önemli iki yatırımınız Godiva ve United Biscuits. Godiva’da durum nedir şimdi?

Birkaç gündür New York’taydım. Biliyorsun 180 ülkede faaliyetimiz var, dolayısıyla ben de çok sık seyahat ediyorum. Özel ve iş seyahatlerim genelde birbirine giriyor. Bu da işin gereği. Yeni CEO’muz Annie Young-Scrivner bana Godiva ile ilgili bir özet verdi. İşlerimiz iyi gidiyor, planladığımız gibi. Ben iki ayda bir Godiva’daki işlerimizi yakından takip ediyorum. Özellikle yeni konseptler deniyoruz Godiva’da. Kafe konseptleri deniyoruz, çok başarılı olacak gibi görünüyor.Çin pazarı için yeni lezzetler deniyoruz. 

Aldığınızda durum neydi, şimdi ne? Nereden nereye getirdiniz?

Biz aldığımızda Godiva’nın bazı mağazaların lokasyonlarının, görüntülerinin menülerinin değişmesi gerekiyordu. Yeni lezzet ve trendlerle uyumlu olması bir ihtiyaçtı. Dolayısıyla bunları yaptık ve yeni ülkelere Godiva’yı götürdük. Bu ülkelerden biri de hızlı büyüdüğümüz Çin. Bazı dönemlerde neredeyse haftada bir mağaza açıyoruz. İngiltere’de Manchester Meadowhall’da yeni bir kafe konsepti deniyoruz. Bu konsept de çok teveccüh gördü. Godiva global bir iş. Godiva’da Japonya biz aldığımızdan bu yana beş misli büyüdü.

Çin nasıl?

Çin’de iyi büyüdük. 150 tane dükkanımız var. Çin’deki işi yerinde gidip göreceğiz arkadaşlarla. Onlar gidip araştırma yapıyor. Çinlilere daha uygun nasıl bir Godiva yapabileceğimiz üzerinde çalışıyoruz. Buradan gönderdiğimiz tatlar tuttu. Çikolata sevmeyen hemen hemen kimse yok, bu da işimizin büyümesini hızlandırıyor.

Peki, Çinli tüketiciler için ne düşünüyorsunuz? Daha tatlı bir ürün mü yoksa daha az tatlı bir ürün mü?

Müşterilerimiz için önemli olan sadece ürün değil, o dükkana girdiği anda yaşadığı life experience (tüketici deneyimi). Esasen konu sadece ürün tadı değil. Biz de bunu sağlamaya çalışıyoruz. Bu bir laboratuvar çalışması gibi; dolayısıyla çeşitli araştırmalar yapılıyor. Önce o ülkenin müşterisini anlıyoruz, sonra o ülkenin modasına, trendlerine hep bakıyoruz.

Peki United Biscuits’te durum nasıl?

Pladis diyelim isterseniz. Çünkü Pladis, United Biscuts’in ve Ülker’in kurum ismi. Hepsi birleşti Pladis oldu. Pladis geçen yıl pound bazında yüzde 8 büyüdü.

Onun hesapları pound üzerinden tutuluyor, değil mi?

Pladis 180 ülkede faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla faaliyet gösterdiği ülkelerin para birimleri değişik. Satın aldığımız United Biscuits İngiltere’de kayıtlı olduğu için ortak para birimini pound olarak muhasebeleştiriyoruz. Farklı coğrafyalarda operasyonlarımız var. Her ülkenin ekonomik büyüme hızı farklı olabiliyor. Biz Türkiye’de Ülker ile yüzde 15 büyüdük.

Ülker büyüdü derken Türkiye ve dışarıdaki operasyonları kastediyorsunuz herhâlde?

Ülker sadece Türkiye’de satılmıyor, pek çok ülkede Ülker üreten tesislerimiz var. Ülker’in Biskrem, Halley, Albeni gibi pek çok markası yakın coğrafyadaki ülkelerde marka olarak tercih ediliyor ve raflarda satılıyor. Türkiye’den 100’ün üzerinde ülkeye ihracat yapıyoruz. pladis’in sahibi olan Yıldız Holding bir Türk şirketi ve Yıldız Holding’in işlerinin yüzde 75’i Türkiye’de. 80 fabrikasının 55’i Türkiye’de. 60 bin kişi çalışıyor Yıldız Holding’e bağlı şirketlerde, 45 bini Türkiye’de.

Yani Yıldız Holding bir Türk şirketi ve bizim aile şirketimiz. Sabri Ülker’in çocuklarının ve torunlarının sahip olduğu bir şirket. Pladis’in de, Godiva’nın da, United Biscuits’in de yüzde 100 sahibi. “Paraları alan da kaçan mı?” lafı boş bir laf.

Onu da soracaktım.

Bunu millete anlatmanın mümkünatı yok. Geçen gün gidiyoruz arkadaşlarla…

Yani paraları alıp götürmediniz...

Para kazanmak için burada varız. Nereye götüreceğiz ki? Ay’da banka olsa belki götürürüz ama Ay’da banka yok. (Gülüyor)

Geçen gün gidiyoruz arkadaşlarla diye anlatıyordunuz.

Türkiye’den bir grupla Pladis’i görmeye gittik. Misafirlerimizden biri yolda bana “Sen şimdi Ülker’i sattın,
değil mi?” dedi. Dedim “Bu nereden çıktı?” o da dedi ki “Böyle söyleniyor.” Yahu senin bu söylediğini
düzeltmenin imkânı yok. Ben şirketi aldım ve seni aldığım şeyi göstermeye götürüyorum. Sen diyorsun ki sattın. Bunu nasıl düzelteceğiz? Şimdi şirket olarak öyle bir noktadayız ki artık ürünlerimizi sıfırdan Türkiye’de üretip dünyanın dört bir noktasına ihraç ediyoruz. Örneğin Godiva’nın market ürünlerini, McVitie’s Digestives Nibbles gibi inovatif ürünlerimizi burada üretip İngiltere’de ve dünyanın pek çok noktasında tüketicilerimizle buluşturuyoruz.

Peki Türkiye’de inovasyonu yapılan yeni ürün var mı, örneğin Godiva’da?

Godiva’nın daha yeni piyasaya çıkan Dome diye bir ürünü var. Kubbe yani. İlk defa Türkiye’de yapıldı. Tatmak lazım. Yakında her yerde görürsün. Gayet lezzetli oldu, çok beğeniliyor.

Peki yeni bir satın alma var mı ufukta? Fırsatlara bakıyor musunuz?

Satın alma olarak şu anda bir şey yok. Ama Penta diye bir şirketimiz var, halka açılıyor mesela. 

Ne şirketi o?

Penta, elektronik ve bilgisayar parçaları toptancısı. 2,5 milyarTL (2017 sonu itibarıyla) cirosu var. Kendi kategorisinde, dijital alanda çok önemli bir şirket. Gezip görmekte fayda var.

Nerede fabrika?

Dudullu’da. Çok büyük bir fabrika değil. Az bir imalatımız var, ama çok ürün alıp satıyoruz. Teknoloji marketlerde satılan birçok ürünün toptancısıyız.

Amazon gibi mi?

Amazon her şeyi satıyor. Biz yalnız elektronik satıyoruz. Yazılım da, çözümler de satıyoruz.

Şok da halka açılıyor…

Evet. Şok’ta her yıl bin mağaza açıyoruz. Bir süre daha böyle devam edeceğini düşünüyorum.

Kaç mağazanız var bugün?

Şimdi 5 bin 400’e yakın mağazası var Şok’un. Her hafta yeni mağazalar açılıyor.

O zaman lider olduklarını söyleyen bazı mağaza zincirlerini geçeceksiniz.

Bu bir yarış değil. Önemli olan müşterinin ihtiyacını karşılamak.Talebin olduğu yere doğru hizmeti götürmek.

Yıldız Holding’in 2017 konsolide cirosu nedir?

42 milyar TL. 10 küsur milyar dolar yapar işte.

Bu şirketi satmak da zor. Satmışsınız diyorlar…

Almak için kimse gelmedi ki (gülerek). Alayım diyen olmadı.

Peki ortak olmak isteyen var mı?

Duymadım. Gelse, almak isteyenin bana gelmesi lazım.

Adam neyle ortak olacak ki? Yıldız Holding’e mi ortak olacak?

Belki de işlere ortak olacak. Zaten çok ortağımız var. Besler ile birleşen Kerevitaş’ın ikincil halka arzını yapacağız. Kerevitaş, Türkiye’nin Ülker’den sonra en büyük ikinci gıda şirketi olma yolunda. Besler ile birleştirdik ve şu anda 2,5 milyar TL’lik bir piyasa değerine sahip.

Kaç senede oldu bu? Sıkıntıları vardı.

Kerevitaş, İstanbul Yaklaşımı'ndaydı ve hiç sermayesi yoktu. Sermaye koysanız halka açık olduğu için hisse sahibi çoksayıda küçük ortağın payları iyice eriyecekti. Onun yerine Besler ile Kerevitaş’ı birleştirdik, küçük hisse sahipleri için bu durum iyi oldu.

Hedefiniz ne? Önümüzdeki sene ne olur bu işler?

Biz 2017’de Yıldız Holding olarak TL bazında yüzde 22 büyüdük. Bu sene yaptığımız bütçelerde de benzer bir büyüme hedefliyoruz ve ilk iki ayımız iyi geçti. Yani sağlıklı büyümeye devam edecek gibi görünüyoruz.

Peki ekonomiye ne diyorsunuz?

Bizim ekonomimiz iyi, satışlarımız iyi, işlerimiz iyi.

Memleket ekonomisi de geçen yıl yüzde 7 büyüdü.

Memleket ekonomisiyle ilgili benim çok söyleyecek lafım olmaz. Ama şunu söyleyeyim: Bakın, bankalara
gidip konuşunca onlara dedim ki bizim borçlarımızın vadesi sizin alacaklarınızın vadesine uygun değil.
Bunu düzenleyelim. Vadeleri denk getirelim. “Bize uzun vadeli kredi verin” dedik. Hepsi “Bunu daha önce yapmalıydık” dediler. Hiç kimse “Nereden çıktı bu?” falan demedi.

Peki bu uyumsuzluk nereden çıktı?

Uyumsuzluk şuradan çıktı: Yurt dışında bunu yapıyoruz. Orada sendikasyon kredilerimiz var. Bunlar da beş yıl vadeliden uzun krediler. Uzun vadeli kredi olunca faiz daha düşük oluyor yurt dışında. İkincisi, sigorta poliçesi gibi zamanında ödeyince bazen faizden de indirim yapıyorlar. Türkiye’de ise spot, rotatif kredi alırsanız daha uygun oluyor. Sistem böyleydi. Yapacak bir şey yoktu. 

Ama işi zorlaştırıyor bu. Çünkü günün birinde ortaya çıkıyor bu uyumsuzluk.

Yıldız Holding olarak büyümeye devam ediyoruz. Dünyanın her tarafında önemli işlere imza atıyoruz. Kısa vadedeki bu krediler büyümemizin önüne geçiyordu. Sendikasyon kredisi anlaşması ile var olan vade
uyuşmazlığını uyumlu hale getirdik. Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek’in de ifade ettiği gibi, çatıyı hava güneşli iken tamir etmemiz gerekiyor. İlk adımı atarak bankalara çağrıda bulundum ve refinansman sürecine girdik.

Uyumsuzluk yok aslında sistemde. Bu böyle gidebilirdi. Uyumsuzluğu ben çıkardım biraz. Niye? Önümü görmek istedim. Büyük işler yapıyorum. Dünyanın her tarafında önemli işler yapıyorum. Dedim ki “İleride başıma bir iş gelmeden (yani yağmur yağarken kimse şemsiye vermez) güneşli bir havada şemsiye verirler.” Mehmet Şimşek de geçen gün bunu söylüyordu (Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in Uludağ Ekonomi Zirvesi’ndeki açılış konuşmasına atıfta bulunuyor.) Yani ilk adımı ben attım. Önümüzdeki yıllarla ilgili güzel ekonomik beklentilerim var ve seçimlerin sonuçlarının da satın alındığını düşünüyorum. Bir kehanette bulunmuyorum. Ben bunu sadece semptomlardan gördüğüm için söylüyorum.