Ne var ediliyorlar ne yok, ölümleri bile sahipsiz



Artı Gerçek

İskitler’de atık kağıt işçilerinin hem barınma hem çalışma alanı haline gelen çok sayıda metruk bina var. 5 işçinin öldüğü yangın da göz göre göre gelen iş cinayetlerinden birisi.


Derya OKATAN


ARTI GERÇEK- Ankara güne yine bir işçi katliamıyla uyandı. Siteler’de 5 Suriyeli işçinin bir yangında yaşamını yitirmesinin üzerinden henüz 3 ay geçmemişken, bu kez İskitler’de bulunan Ata Sanayi Sitesi’nde yangın çıktı. 5 Afgan işçi hayatını kaybetti. 

Yangının çıktığı yer metruk bir bina. Bölgedeki binalar 15 yıl önce kentsel dönüşüm olacağı gerekçesiyle boşaltılmış. İş yeri sahipleri İvedik Organize Sanayi’ye yönlendirilirken, tam 10 yıldır bölgede hiçbir proje hayata geçirilememiş. Bazı binalar yıkılmış, ancak bazılarının davaları sürüyor. Görüştüğümüz bazı bina sahipleri uygun teklifler sunulmadığı için yıkıma karşı dava açtıklarını belirtiyor. Böylece birçok binanın ne kullanılmasına izin veriliyor ne de yıkılıp yerine yeni bir proje hayata geçirilebiliyor. İşte o terk edilmiş binalara da evsiz yurtsuzlar yerleşmiş. 

BARINMA VE ÇALIŞMA ALANLARI AYNI BİNADA

Bugün yangının çıktığı bina onlardan birisi. 3 katlı bina Afgan atık kağıt işçilerinin hem barınma hem de çalışma alanları olmuş. Kağıtların depolandığı yer binanın zemin katı. Yangının da buradan çıktığı tahmin ediliyor. 

YANGINA MÜDAHALEDE İHMAL Mİ VAR?

Sabah 09.30 civarında çıkan yangına yaklaşık 500 metre uzaklıkta bulunan itfaiyenin müdahalesi uzun sürmüyor. Ancak ismini vermek istemeyen bazı görgü tanıkları, daha profesyonelce müdahale edilmesi durumunda 5 kişinin kurtarılabileceğini söylüyor.

SAHİPSİZ ÖLÜLER

Olay yerine ulaştığımızda binada kalan işçileri tanıyan hiç kimseye ulaşamıyoruz. 

Tek bilinen; savaş ya da yoksulluk nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalmış, burada hiçbir statüsü olmayan, kaçak yaşayan, kaçak çalışan, günde 17-18 saat çalışıp karşılığında 40-50 lira alan işçiler.  

Olay yerine gelen Afganistan Türkleri Ata Dostluk Eğitim Kültür Yardımlaşma Derneği Başkanı Abdülhalil Yıldız, ölen işçilerin kimlik bilgilerine kendilerinin de henüz ulaşamadıklarını söylüyor. 

“Burada genelde kaçak durumdalar. Bir şekilde ekmeğini çıkarmak için burada çalışıyorlar. Devletin el atmasını istiyoruz. Gurbetçi olan, ekmek parası için gelen insanlara sahip çıkmalarını istiyoruz” diyen Yıldız, cenazelerin Afganistan’a gönderileceğini söylüyor.  

TAŞIYABİLDİKLERİ KADAR KAZANIYORLAR

Çevreden edindiğimiz bilgiye göre, sahipsiz kalmış binalarda bu şekilde çok sayıda kağıt işçisi kalıyor. Onlardan birisi yangını görüp yardıma koşan ancak kendisi de yaralanan bir işçinin kardeşi. Ağabeyine ulaşmaya çalışan genç işçi, oldukça telaşlı. Hiç kimseden bilgi alamadığını söylüyor. Kendisi de kağıt işçi. 5 arkadaşıyla birlikte yakındaki bir binada kalıyorlar. Söylediğine göre, onların oturduğu yer kira. Yanındaki arkadaşı “Bir sıkıntımız yok, çalışıyoruz ekmeğimizin derdindeyiz” demekle yetiniyor. Kazançlarını sorduğumuzda “Sokaktan ne çıkarsa” yanıtını veriyor. Bir başka işçi de “Ne kadar taşıyabiliyorsak” diyor. 

Uzaktan, yanmış binayı seyreden bir başka kağıt işçisi, fotoğraf makinesi görünce yüzünü çeviriyor. Ses kaydı almama da izin vermeden sorularımı çekingen bir şekilde yanıtlıyor. 18 yaşında, Urfalı. Ailesi çiftçi. Kazançları iyi olmadığı için 5-6 yıldır kışları Ankara’ya geliyor ve atık kağıt toplayıcılığı yapıyor. Bu genç işçi de 15 kişiyle birlikte benzer bir yerde kaldıklarını, ama depolarının kaldıkları binada olmadığını belirtiyor. Günde 40-50 lira kazandığını söyleyen işçi, “yangın hakkında ne düşünüyorsun” sorumuz üzerine “yapacak bir şey yok” dercesine kafasını sallıyor. 

Yine olay yerinde görüştüğümüz Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkan Yardımcısı Abdullah Taş, çalışma koşullarının çok kötü olduğunu belirterek, “Başımıza ne zaman ne geleceği belli olmuyor. İşte bugün 5 arkadaşımız vefat etti” diyor. Taş, devletten beklentilerini “Bize sahip çıksın, bize bir yer yapsın. Nasıl sanayi siteleri var, bizim de bir sitemiz olsun” diye ifade ediyor. 

NE VAR EDİLİYORUZ NE YOK EDİLİYORUZ

Yine incelemelerde bulunmak için gelen Sokak Atıkları Toplayıcıları Derneği Başkanı Recep Karaman da ölümlerin kötü çalışma koşulları ve sahiplenilmemesinden kaynaklandığını belirtiyor: “Bu ölümler, kötü koşullarda çalışmanın, sahip çıkılmamasının bir sonucu. Bu sorunları her yerde sürekli yaşıyoruz. Bugün yangın, bazen araba çarpması... 50 milyar TL’lik geri dönüşüm sektörünün yüzde 80’ini biz sokak toplayıcıları oluşturuyoruz. Bu işin olmazsa olmazlarıyız. Böyle büyük bir sektörde böyle büyük bir iş yapmamıza rağmen maalesef bu kötü koşullarda çalışıyoruz. Kimse bu koşullarımızı görmüyor ya da görmek istemiyor. Devlet eliyle katkı olursa bu sorunlar çözülebilir ama maalesef kendi kaderimize terk ediliyoruz. Yok da edilmiyoruz, çünkü büyük bir sektörü ayakta tutuyoruz.”

Karaman, Türkiye genelinde 500 binin üzerinde atık kağıt işçisi olduğunu belirterek, çevreyi de rahatsız etmeyecek şekilde ara depolama alanları kurularak, kağıt işçilerine eğitimler verilerek bazı sorunların çözülebileceğini söylüyor. 

CHP’Lİ VEKİLLER: İKTİDAR İNSANA KIYMET VERMİYOR

CHP PM üyeleri Gamze Taşçıer ve Ali Haydar Hakverdi de olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Taşçıer, Artı Gerçek’e yaptığı açıklamada, bölgenin, kentsel dönüşüm sorunu çözülmediği için insanların gizlice sığınacağı, barınacağı, kontrolsüz bir yer haline geldiğini söyledi. Kağıt toplayıcıları için “Çok ciddi bir problem” diyen Taşçıer, alınteri ile para kazanmaya çalışan bu insanların yok sayıldığını belirterek, iktidarın çözüm üretmesi gerektiğinin altını çizdi. 

Ali Haydar Hakverdi de itfaiyenin çok yakınken 5 işçinin yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, bir ihmal varsa soruşturulması gerektiğini söyledi. İşçiler için “Ekmeklerinin derdine düşmüşler, vatanlarını bırakıp buraya gelmişler ama burada da yaşam koşulları çok ağır. Bu, iktidarın insana değer vermediğini gösteriyor. Sorumlular varsa çıkarılması lazım” diye konuştu. Hakverdi, atık kağıt işçilerinin insanca yaşama ve çalışma koşullarının oluşturulması gerektiğini dile getirdi. 

BU BİR İŞ CİNAYETİ

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’den Pınar Abdal ise “Bu bir iş cinayeti. Çünkü biz iş cinayeti derken sadece çalışma saatleri içinde yaşanan ölümlerden bahsetmiyoruz. İşçinin çalışma koşullarının getirisi, barınma ve beslenme koşullarını, yaşamını, sağlığını, güvenliğini de belirliyor. İşçilerin yangında öldüğü bina hem atıkları istifledikleri hem de barındıkları yer. Çalışma ve barınma koşulları düşünüldüğünde bu tablo göz göre göre gelen bir iş cinayeti” diyor.

Mülteci emeğinin değersizliğine dikkat çeken Abdal, “ölümlerin sorumlusu kim?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Kentin merkezinde devlet binalarının yakınında olan bir yerde bu insanların ne koşullarda çalıştıklarını, ne koşullarda yaşadıklarını bilip de kim göz yumuyorsa, işçilerin orada yaşamak zorunda olduklarını bilip de buna karşı önlem almıyorsa, kim bu ülkede işçilerin insanca yaşaması gerektiğini düşünmüyorsa onlardır” yanıtını veriyor.