Nükleer santraller 110 milyar dolar ek yük getirecek



Artı Gerçek

İstanbul Nükleer Karşıtı Platformu'nun raporuna göre, planlanan iki nükleer santrale verilen alım garantilerinin Türkiye'ye maliyeti 110 milyar dolar...


ARTI GERÇEK - TMMOB'a bağlı Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi'nin Şişli binasında İstanbul Nükleer Karşıtı Platformu tarafından düzenlenen basın toplantısına Nükleer Karşıtı Platform Sekretaryasından Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkı Kaya Ocakaçan ile Nükleer Karşıtı Platformu üyesi ve yazar Özgür Gürbüz konuşmacı olarak katıldı. 

Toplantıda İstanbul Nükleer Karşıtı Platformu tarafından hazırlanan "Türkiye ve dünyada nükleer enerji-2018" başlıklı raporda nükleer santrallerin ekonomiye etkileri kamuoyuyla paylaşıldı.

Raporda santrallerin ekonomiye getireceği ek yük için şu ifadeler kullanıldı:

"Planlanan nükleer santrallar devreye girerse Türkiye, diğer kaynaklara göre iki üç kat pahalı olan nükleer santrallardan üretilen elektriği almak zorunda kalacak, bu da hem sanayi hem de konutlarda elektrik fiyatlarını artıracak. Elektrik piyasasında 2018 yılında oluşan ortalama fiyat kilovatsaat başına 4 dolar sent civarındayken, Mersin’deki santrala verilen alım garantisi 12,35 dolar sent, Sinop’taki santrala verilen ise 10,8 dolar sent. Yabancı şirketlerin Türkiye’de kurdukları santrallara ödenecek bu parayla enerji ithalatı faturası da aslında büyüyecek." 

NÜKLEER SANTRALLER TÜRKİYE EKONOMİSİNE PRANGA VURACAK

Nükleer Karşıtı Platform Sekretaryasında yer alan Elektrik Mühendisleri Odası’nın İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkı Kaya Ocakaçan, iki nükleer santrala verilen alım garantilerinin toplam tutarının 110 milyar dolar olduğunu belirterek, “Zaten zor durumdaki Türkiye ekonomisi, bu iki santralın yapılmasıyla yıllar boyunca prangaya vurulacak” dedi.

Nükleer Karşıtı Platformu üyesi ve yazar Özgür Gürbüz de dünyanın artık nükleer enerjiyi terk ettiğini değindi. Gürbüz konuşmasında, "Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre dünyada çalışabilir durumdaki reaktör sayısı ise 2018 sonu itibarıyla 454’tür. Bu, “çalışabilir durumdaki reaktör”lerden bazıları ise uzun zamandır atıl durumda. Japonya bunun en iyi örneği. Ülkede 42 çalışabilir reaktörden sadece dokuz tanesi çalışıyor" dedi. 

YAŞLANAN REAKTÖRLER NEDENİYLE KAZA RİSKİ ARTIYOR

Gürbüz, nükleer reaktörlerin yaşlandığına ve bunun da kaza riskini artırdığına dikkat çekerek, "Dünyadaki mevcut nükleer filo yaşlanıyor. Yeni nükleer reaktör yapımı maliyet ve kamuoyu baskısı nedeniyle zorlaşırken, şirketler eski reaktörlerin çalışma sürelerini uzatarak kârlarını artırmaya çalışıyor. Dünyadaki 77 reaktör tasarım ömrü olan 40 yaşını geçmiş durumda bu da kaza riskini artırıyor" ifadelerini kullandı. 

Özellikle Avrupa'da bu yaz yaşanan kuraklık nedeniyle yüksek miktarda suya ihtiyaç duyan nükleer reaktörlerin kapandığını vurgulayan Gürbüz, Fransa’da dört, İsveç’te bir reaktörün kapatıldığını, Finlandiya, Almanya ve İsviçre’deki nükleer santralların kapasitesinin düşürüldüğünü belirtirken iklim değişikliğinin artmasıyla sıklaşan bu durumun, nükleer enerjinin “iklim değişikliğini durduracak enerji kaynaklarından biri olduğu” iddiasını da zayıflattığını kaydetti.

NÜKLEER ENERJİNİN PAYI GİDEREK AZALIYOR

"Nükleer endüstri ve sözcüleri aksini söylese de dünyada nükleer enerjinin önemi ve üstlendiği rol giderek azalıyor" diyen Gürbüz, "Nükleer santralların dünyada elektrik enerjisi üretiminde payı 1996’da yüzde 17,5’di. Bugün bu oran yüzde 10,3’e gerilemiştir. UAEA kendi raporlarında da belirttiği gibi, 2050 yılına gelindiğinde bu oran en iyi olasılıkla yüzde 6, kötü senaryoda ise yüzde 3’e kadar gerileyecektir" diye konuştu.

Gürbüz konuşmasının sonunda "hükümetin tüm çabalarına rağmen, kamuoyunu pahalı, tehlikeli ve çevre düşmanı nükleer santrallar konusunda bilgilendirmeye devam edeceğimizi hazırladığımız bu raporla bir kez daha gösteriyoruz. Nükleer Karşıtı Platform, Mersin ve Sinop’taki nükleer santral projeleri iptal edilene kadar mücadelesini sürdürecek. Buradan hükümete bir kez daha sesleniyoruz. Türkiye’nin geleceğini riske atmayın, nükleer santral planlarını çöpe atın” dedi.

Raporun sonuç kısmında nükleer enerji alanına ilişkin yaşanan gelişmelerle ilgili şu veriler paylaşıldı:

- Dünyada dokuz yeni reaktör (Yedisi Çin, ikisi Rusya) devreye alındı. Üç reaktör (İkisi Çin, biri ABD) kapatıldı. Çin artan enerji talebi için tüm kaynakları kullansa da 2017 enerji yatırımlarının sadece 8 milyar dolarının nükleer enerjiye, buna karşılık 98 milyar dolarının ise yenilenebilir enerjiye gittiği unutulmamalı.

- Güney Afrika 9600 MW gücünde yeni nükleer santral yapma planından vazgeçti.

- Belçika Hükümeti ülkedeki yedi nükleer reaktörü 2025 yılına kadar kapatma kararı aldı. Ülkedeki nükleer santralde (Doel ve Tihange) mikro çatlakların ortaya çıkmasıyla, olası bir nükleer kazaya karşı Belçika’da yaşayanlara iyot hapı dağıtılması için hükümet hazırlık yapılmasını istedi.  Almanya ve Hollanda hükümetleri de benzer hazırlıklar yapmış, Almanya Belçika’dan bu iki reaktörü kapatmasını istemişti.

- Fukuşima nükleer kazasından sonra 9'uncu reaktör 2018 yılında devreye alındı. Ülkedeki 42 çalışabilir reaktörden sadece dokuzu çalışıyor ve Fukuşima öncesi Japonya’nın elektrik talebinin yüzde 30’unu karşılayan nükleer enerji bugün sadece yüzde 3,6’sını sağlıyor.

- Finlandiya’da Rosatom’un yapacağı Hanhikivi-1 reaktöründe inşaata başlama tarihi dört yıl ötelendi.