ODTÜ Onur Yürüyüşü davası: Bizim her yürüyüşümüz onur yürüyüşüdür



Artı Gerçek

'Tonewall'dan Gezi'ye, Gezi'den ODTÜ'ye özgürlük, eşitlik, var olma mücadelesi verenleriz.'


ODTÜ’de 9’uncu Onur Yürüyüşü’ne katılan öğrencilere açılan davanın ilk duruşmasında konuşan Araştırma Görevlisi Mehmet Bulut, “ODTÜ'yü ODTÜ yapan öğrencileridir” dedi. Avukat Öykü Didem Aydın, “Asıl yargılanması gereken polistir” diyerek, polisler hakkında suç duyurusu talebinde bulundu. 

Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) 10 Mayıs’ta gerçekleşen 9’uncu ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne polisin müdahalesinin ardından gözaltına alınan 22 kişiden 18 öğrenci ve 1 akademisyen hakkında “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu”na muhalefetten açılan davanın ilk duruşması Ankara 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmayı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Sera Kadıgil’in yanı sıra Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Danimarka, İsveç ve Kanada Büyükelçilikleri, Kaos GL Derneği ve Uluslararası Af Örgütü takip etti.

ODTÜ LGBTİ+ Dayanışması, duruşmadan önce adliye önünde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak açıklamaya izin vermeyen polis, öğrencileri, “Size üç dakika veriyorum, dağılmazsanız alırız” diyerek tehdit etti. CHP’li Tanrıkulu’nun tepki gösterdiği polis, “Ne istersem yaparım” demesi dikkat çekti.

 

Ardından mahkeme salonuna salona geçen grup, salona sığmayınca duruşmayı dışarıda takip etmek durumunda kaldı.
 
Duruşmanın başlamasıyla avukatlar, "İfade, toplanma ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarını kullanmak yargılanamaz" diyerek iddianamenin iadesini talep etti.
 
‘ONUR YÜRÜYÜŞÜ YASAKLANAMAZ’
 

Kimlik tespitlerinin ardından başlayan duruşmada, konuşan ODTU LGBTİ+ Dayanışması üyesi Melike İrem Balkan, anayasal hak kapsamında düzenlemek istedikleri yürüyüşün üniversite rektörlüğü ve senatonun izni olmadan yasaklandığını söyledi. Balkan, “Biz sokaklarda yürürken dik dik bakılan, polisin, ailelerimizin, toplumun yargı ve şiddetine maruz kalan, saldırıya uğrayan, taciz edilen, işten atılan, nefret cinayetleriyle katledilen LGBTİ+’larız. Hayatımızın her noktasında eril düzenin ve nefretin etkilerini hissediyoruz; bedenimize, cinsiyetimize, kimi sevebileceğimize karar vermek isteyen bir toplumla mücadele ediyoruz. Buradan bir kez daha söylüyoruz, onur yürüyüşü yasaklanamaz” dedi.
 
‘BİZLER VAR OLMA MÜCADELESİ VEREN LGBTİ+’LARIZ’
 

Özgür Mehmet Gür, “Baktılar ki var oluyorlar, yasaklara baskılara karşı hem de birlikte var oluyorlar. Bugün ODTÜ LGBTİ+ dayanışmasının var olduğu gibi. Süpürmek istediler. Bugün ODTÜ Onur Yürüyüşü’nde polisin kitleye saldırırken söylediği gibi. Bizler Stonewall'dan Gezi'ye, Gezi'den ODTÜ'ye özgürlük, eşitlik, var olma mücadelesi veren; toplumsal cinsiyet kalıplarına sığmayan LGBTİ+’larız. ‘Yasak ne ayol’ diyerek sokaklardayız. Ben bugün bu salona gelirken de onurumla yürüdüm. Bizim her yürüyüşümüz onur yürüyüşüdür” şeklinde konuştu.
 
Tankut Serttaş, nefrete karşı mücadele ettiklerini ifade ederek, “Nefrete karşı mücadele eden insanlar her zaman olmuştur. Bu mücadelenin simge etkinliklerinden biri olan Onur Yürüyüşü, LGBTI+ varlığını, eşit yurttaşlık taleplerini vurgulayan, ayrımcılığa karşı bir yürüyüştür” ifadelerini kullandı.
 
‘ODTÜ'YÜ ODTÜ YAPAN ÖĞRENCİLERİDİR’
 

Yürüyüş sırasında gözaltına alınan ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde Araştırma Görevlisi Mehmet Bulut, yürüyüşe katılmadığını, polis şiddeti karşısında öğrencileri korumak amacıyla orada bulunduğunu dile getirdi. Müdahale sırasında polis tarafından darp ve şiddete maruz kalarak gözaltına alındığını söyleyen Bulut, “Meslek onuruma aykırı bir şekilde kelepçe takıldı ve bu kısımda direnmek zorunda kaldım. ODTÜ'yü ODTÜ yapan öğrencileridir. Bugün burada haksız yere yargılanan ODTÜ öğrencileriyle birlikte olmaktan gurur duyuyorum” diye belirtti.
 
‘ASIL YARGILANMASI GEREKEN POLİSTİR’
 

Duruşmada söz alan 19 kişinin ardından müşteki avukatları söz aldı. Öğrencilerin avukatları Öykü Didem Aydın, ODTÜ Rektörü Verşan Kök'ün Onur Yürüyüşü'nü yasaklama işlemini İdari Mahkemesi'ne taşıdıklarını belirtti. Aydın, mahkemenin savunma istemesi üzerine rektörlüğün “Bir yasağa dair idari işleminin olmadığını” ifade ettiğini aktardı. Aydın, şunları söyledi: “Dosya kapsamında bir işkence suçu işlendiği beyan edilmiştir ve müvekkiller birbirinin maruz kaldığı işkenceye tanıktır. Polis işlediği suçu bertaraf etmek adına görüntü alanları da gözaltına almıştır. İşlenen suçlar ve darplarla alakalı bir soruşturma dosyada yoktur. Bunlar hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Burada yargılanması gereken asıl polistir. Kampüse girip eğitim öğretim hayatını zedeleyip, öğrencileri ve öğretim üyelerini darp eden polislerin, bunun sebebi olan rektörün yargılanması gerekir. Derhal beraat talep ediyorum.”
 
Avukatlar ayrıca tarafsız bilirkişiler tarafından inceleme yapılması talebinde bulundu.  
 
Savunmalar ardından ara kararını açıklayan mahkeme, ODTÜ'de 10 Mayıs'ta görevli kolluk kuvvetleri hakkında suç duyurusu talebini reddederek, sanıklar ve müdafilerin beyanlarının SEGBİS kayıtlarının tutanak haline getirilmesine, Ankara Emniyet Güvenlik Şube Müdürlüğü ve Foto Film Şube Müdürlüğü’nden ODTÜ'de 10 Mayıs'ta gerçekleşen fiillere ait görüntülerin tamamının mahkemeye gönderilmesine, tarafsız bilirkişiler tarafından inceleme yaptırılması talebin değerlendirilmesine karar verdi.
 
Mahkeme, duruşmayı 12 Mart 2020 tarihine erteledi.

NE OLMUŞTU?

10 Mayıs 2019’da, ODTÜ Rektörlüğünün çağrısı üzerine kampüse gelen polis, 9. ODTÜ LGBTİ+ Onur Yürüyüşüne biber gazı, plastik mermi ve fiziksel güç kullanarak saldırdı. 21 öğrenci ve bir öğretim görevlisi gözaltında alındı ve gece geç saatlerde serbest bırakıldı.

Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Onur Yürüyüşü’nde gözaltına alınan 19 kişinin toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefetten cezalandırılmasını talep ediyor. Savcılık iddianamede, polis şiddetiyle gözaltına alınan 19 kişinin 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten yargılanmasını talep etti.