Ortadoğu'da devam eden savaşa incelikli bir bakış



Artı Gerçek

'Milan Protokolü' adlı film 18 Ocak'ta Almanya'da vizyona giriyor.


Süheyla KAPLAN


Yönetmenliğini Peter Ott’un, yapımcılığını Mehmet Aktaş’ın yaptığı Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne bağlı Duhok kentinde çekilen Ortadoğu’da süregelen savaşa incelikli bir bakış açısı kazandıran Milan Protokolü adlı film 18 Ocak’ta Almanya’da vizyona giriyor.

Mannheim Film festivalinde de gösterilen Jürgen Jürges ve Jörg Gruber tarafından görselleştirilen Milan Protokol’ün prömiyeri 15 Ocak tarihinde Studio adlı sinemada saat 20:30’da gerçekleştirilecek.

Milan Protokolü nefes kesen rehine pazarlığını bir kurgu anlatısında filme yansıtırken, seyirciyi  hayaller ve gerçekler arasında gidip gelen bir savaş ortamında aslında kurbanların ve ayakta kalanların olduğu çıplak bir gerçeklik ile başbaşa bırakıyor.

Almanya’nın Stuttgart kentinde film akademisyenliği de yapan Peter Ott filmin anlatımını Heidegger’den Brecht’e, Kutsal Kitaplardan politik örgütlere göndermelerle süsleyerek düşündürücü bir gerilim ortaya çıkarıyor.

Film IŞİD'in yapısını ve Ortadoğu’daki diğer birçok yapıyı basit temsil düzeyinin ötesine getiren ilk filmlerden biri olma özelliğini taşıyor. Süregiden Suriye'deki savaşta farklı aktörlerin birbirleriyle olan güç mücadelesini gözler önüne sermesi açısından çok katmanlı yapısı ve olağanüstü savaş koşullarını göstermesiyle zor bir işi yüklenerek; savaş ve bölge üzerine ilgilenen herkesin görmesi gereken incelikli ve eleştirel bir eser olma özelliğinde.

Filmin konusu şöyle:

Ünlü yönetmen Fatih Akın’ın filmlerinden tanıdığımız Catrin Stiebeck’in başrolünü üstlendiği film; Alman doktor Martina’nın ( Catrin Striebeck)  IŞİD’le işbirliği yapmak zorunda kalan bir grup tarafından kaçırılması sonrası meydana gelen rehine pazarlıklarını konu ediniyor. Şengal katliamından kaçan Ezidi mültecilere yardım eden gönüllü doktor Martina, Rojava’da IŞİD ile çatışırken yaralanan bir YPG'liye yardım etmek için sınırı geçmeye karar verir. Dönüş yolunda ise IŞİD idaresi altında yaşamak zorunda olan Ömer (Adil Abderrahman) liderliğindeki bir grup tarafından alıkonur. Esas amacı örgütten kurtulmak olan bu grup acaba istediğini alabilecek midir? Martina bu çetrefilli durumdan Alman Gizli Servisi ajanı Moses'ın (Christoph Bach)  kendini kurtarabilecek midir? Dış hesaplaşmaların etrafında dönen pazarlık süreci aslında bir çok iç hesaplaşmanın da kapısını açacaktır.