Özsoy: Fetih duasıyla gittiniz, tövbe suresiyle çıkacaksınız



Artı Gerçek

Suriye savaşının hedefinde Kürt özerkliği olduğunu belirten Hişyar Özsoy, 'Tel Rıfat’ta 8 çocuk katledildi. Muhammedin ordusu diye gönderdiğiniz ordu, yaşlı ve çocukları öldürdü.' dedi.


HDP Diyarbakır Milletvekili ve Dış İlişkiler Eş Sözcüsü Hişyar Özsoy, Meclis’te Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerine konuştu.

Türkiye’nin dış politikasını eleştiren Özsoy, “AKP hükümetinin durumu dalgaları kabarmış bir denizde dümeni kırılmış ve pusulası kaybolmuş bir kaptanın acınası haline benziyor. Hükümet Avrupa ve Arap dünyası ile tehdit, şantaj ve hakaret üzerinden ilişkilenirken,  Amerika ve Rusya’nın diplomatik tefecilik tezgahına düşmüş bir pinpon topu gibi Washington ve Moskova arasında mekik dokuyor. Bu iki güç arasındaki bölgesel çelişkileri kullanarak ve türlü tavizler vererek, aldığı kredilerle Ortadoğu’nun karanlık dehlizlerinde yol almaya çalışıyor” dedi.

‘SURİYE SAVAŞININ KİME NE FAYDASI OLDU?’

Türk dış politikasının halkların çıkarına değil, AKP hükümetinin çıkarlarına yönelik olduğunu vurgulayan Özsoy, “Bazen ‘Dostum Trump, dostum Putin’ gibi şahsileştirilmiş, bazen de damat diplomasisi şeklinde ailesel boyut kazanabilen tuhaf bir çerçevede seyrediyor. Suriye savaşının Türkiye’nin müdahalesinin kime ne faydası oldu. Türkiye’nin burada ulusal çıkarı neydi? Aynı şey Libya için de geçerli. Asker gönderme fantezisi kuruluyor. Soruyor musunuz Türkiye ve Libya halklarına sizin çıkarınız nedir diye?” şeklinde konuştu.

'ÇOK DAHA GERİLİMLİ BİR DÖNEM OLACAK'

ABD-Türkiye ilişkilerinin önümüzdeki günlerde daha gerilimli olacağını belirten Özsoy, “Ermeni Soykırım tasarısı geçti. Bu işin daha başlangıcı. Çok daha gerilimli bir dönem yaşanıyor. S-400, F-35 meselesi bir taraftan Suriye, Rojava işgali var diğer taraftan Erdoğan ve ailesinin mal varlığının araştırılması, Halkbank meselesi. Bu gerilimler önümüzdeki dönemlerde Türk dış politikasını önemli oranda belirleyecek. AKP hükümetinin Amerika’daki destekçilerine baktığınız zaman iki ya da üç elin parmaklarını geçmeyecek kadar bir destekçi kalmış, verilen on milyonlarca dolar lobilere verilen paraya rağmen öyle görünüyor ki Trump’ın şahsi avukatı ve damadı ile iş tutmak bile hükümeti bu cendereden çıkarmaya yetmiyor” dedi.

‘RUSYA SOĞUK BİR ŞEKİLDE İNTİKAM ALIYOR’

Türkiye-Rusya ilişiklerine de değinen Özsoy, “ Rusya çok soğuk bir şekilde düşürülen uçağın ve öldürülen büyükelçinin intikamını almaya devam ediyor. Türkiye’nin ABD ve NATO ilişkilerinin arasına bir kama sokmuş ve her fırsatta bunu derinleştirmeye çalışıyor. İdlib’teki dengenin Türkiye’nin aleyhine değişmesi bir zaman meselesi. Lavrov Türkiye’nin İdlib’te üzerine düşeni yapmadığını ve bu durumun ilelebet devam etmeyeceğini söyledi. Eğer Rusya şu ana kadar İdlib’e müdahale etmediyse, bu Almanya, Fransa, İngiltere ve Amerika’nın çektiği sınırlarla ilgilidir. Bir taraftan Amerika’daki yaptırımlar bir taraftan Rusya ile İdlib üzerinden yaşanabilecek gerilimler Suriye’de artık bu iki gücü birbirine karşı kullanma yolunun sonuna doğru gelindiğini gösteriyor” diye konuştu.

‘TÜRKİYE POLİS VE İSTİHBARAT DEVLETİ HALİNE DÖNÜŞTÜ’

Özsoy iktidarın iç siyasetteki politikalarını eleştirerek, hükümetin demokrasi ve insan hakları konusunda adım atmaya niyetinin olmadığını belirtti. Özsoy, “Siyasetçileri tutuklama, belediyelere kayyım atamalar, sonu gelmeyen tutuklamalar, bağımsız yargının olmaması, işkenceler, zulüm ve adaletsizlikler silsilesi katlanarak devam edeceğe benziyor. Hukuk devleti rafa kalkmış, Türkiye tam anlamıyla bir polis ve istihbarat devleti haline gelmiş. Hal böyleyken Avrupa Birliği ve Konseyi ile ilişkiler geliştirmek ham hayal” dedi.

‘EMEVİ CAMİSİ’NDE NAMAZ KILMA FANTAZİSİ’

Türkiye’nin Ortadoğu politikalarına ilişkin de Özsoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ortadoğu’da Katar ve Libya’da Trablus’ta sıkışmış hükümetler dışında dostu kalmayan Türkiye’nin önümüzdeki dönede hem Suriye’de hem de Doğu Akdeniz’de derinleşen gerilimler ve açık çatışmaya girme ihtimali söz konusudur. Suriye savaşındaki veballeri ortadayken bir de Libya savaşına girmek isteyenlere sadece Emevi Camisi’nde namaz kılmak fantezisinin Türkiye ve Suriye halkları açısından ürettikleri sonuçlara bakmasını tavsiye ediyoruz. Suriye’de yeni bir işgal hareketiyle Serêkaniyê ve Tel Abyad arasında bir savaş cephesi açan Türkiye uluslararası kamuoyundan istediği desteği bulamadı. Türkiye’nin hangi paralarla destekliğini bilmediğimiz çoğu El Nusra, El Kaide ve IŞİD türevi örgütlerin artığı olan Milli Suriye Ordusu denen çete yapı, Kürtlere dönük savaşıyor. Bu grupların işledikleri katliamlar ve yaşattıkları vahşet ortada.

BAĞDADİ KENDİNİ TÜRKİYE DENETEMİNDE GÜVENDE HİSSETMİŞ

Vesayet savaşlarında istediği sonucu alamayan Türkiye katil dediği Esad ile zimmi bir anlaşma çerçevesinde artık Esad’ı devirme siyasetinden vazgeçmiş, bütün enerjisini Kürtlerin Suriye’de elde edebilecekleri özerk bir siyasi yapıyı boğmak üzere yoğunlaştırılmıştır. Bütün dünya bu savaşın Kürt özerkliğine yönelik olduğunu biliyor. Sınırın dibinde hem savaş suçu işliyor hem de önümüzdeki dönemde yaptığınız demografik mühendislikle Suriye’de yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler arasında yeni savaşların tohumlarını ekiyorsunuz. IŞİD lideri Bağdadi’nin sınırın 5 kilometre uzağında bulunmasına karşı edecek laf bulamıyorsunuz. Belli ki Bağdadi Türkiye’nin denetimindeki alanlarda kendini güvende hissetmiş. Türkiye önümüzdeki dönemde ‘katil’ dedikleri Esad’ı Kürtlere tercih etmenin plan ve hazırlıklarını yapmakta.

ORTADOĞU’DA YÜZYILLIK BİR KÜRT VE KÜRDİSTAN SORUNU VAR

Görmek istemediğiniz çıplak ve yakıcı hakikat şudur: Ortadoğu’da yüzyıldır çözülemeyen bir Kürt ve Kürdistan meselesi vardır. Ortadadır. Siz başınızı kuma gömün. Türkiye’nin Suriye’ye iyice müdahaleleri ile küreselleşen Kürt meselesi artık çok aktörlü, çok faktörlü içinde Türkiye’nin de olduğu ama Türkiye’yi de aşan bir sorun. Türkiye ise kendi sınırları içinde ve dışında yaşayan Kürtlerle yeni ve pozitif bir ilişki kurma basiret, yetenek ve iradesini ortaya koyamıyor. Yüzyıllık inkar ezberine geri dönüyor. Daha önce olduğu gibi iflası kaçınılmaz olan bu politikalarda ısrar ediyor. Kürt meselesini çözebilen büyür. Çözemeyenler ise çözülür ve tarihin ve siyasetin çöp sepetine gider.

KÜRT OLUNCA ADALET İŞLEMİYOR

Tel Rıfat’ta 8 çocuk katledildi. Tezkerelere el kaldırdığınız zaman çocukların, yaşlıların ölmesine de el kaldırıyorsunuz. Fetih duası okutup Muhammedin ordusu diye gönderdiğiniz ordu, yaşlı ve çocukları öldürdü. Fetih duaları okuyup gittiniz oraya, tövbe suresiyle çıkacağınızı düşünüyorum da Allah bu tövbeyi kabul eder mi onu bilmiyorum. Emine Aslan 65 yaşında bu anneden bir terörist çıkardınız, ceza verdiniz. Ağır hasta cezaevinde yaşamını yitirdi. Aile cenazeyi alıyor kayyım atanan belediyeler kepçe vermiyor kendi elleriyle kazıyorlar. Define izin verilmiyor. İnsan gibi ölümüne bile müsaade etmiyorlar taziye çadırı kurmalarına izin vermediler. Ağrı Tutak’ta Murat Kaya ‘terörist’ diye öldürüldü. Üç çocuğu var, İstanbul’da işçilik yapıyor. Ağrı’ya çocuklarını görmeye geldi, öldürdüler. Kürt olunca adalet işlemiyor. İkiköprü belediye eş başkanımız, seçilmiş belediye eş başkanı ve arkasında polis ordusu. AKP, Neo Kemalist parti dediğimiz de alınmayın. Ankara Jitem Davası, sanıkların beraatiyle sonuçlandı. Başta Mehmet Ağar olmak üzere sanıklar aklandılar. Önümüzdeki dönemde Kürt meselesine dair algınızı gösteriyor.” (MA)